Yaşamın Kökeni İçin Gereken Molekül Sis ve Deniz Spreyinden Ortaya Çıkıyor

Yaşamın Kökeni İçin Gereken Molekül Sis ve Deniz Spreyinden Ortaya Çıkıyor

Yaşamın Kökeni İçin Gereken Molekül Sis ve Deniz Spreyinden Ortaya Çıkıyor

Araştırmacılar, yaşamın doğuşu için kilit öneme sahip bir bileşik olan üre oluşumunun devrim niteliğindeki mekanizmasını keşfettiler.

Bilim insanları, bu molekülün ek enerjiye ihtiyaç duymadan sıradan su damlacıklarının yüzeyinde kendiliğinden oluşabileceğini kanıtladılar. Bu da, eski Dünya’da yaşamın ilk yapı taşlarının ortaya çıkışını açıklıyor.

Astronomlar diğer gezegenlerde yaşam ararken, öncelikle CHON’a dikkat ederler — bu, yaşamın yapı taşlarını ifade eder: karbon (C), hidrojen (H), oksijen (O) ve azot (N). Bu elementler, ötegezegenlerin atmosferlerinde düzenli olarak bulunur.

İsviçreli kimyagerlerin keşiflerine göre, gezegenin atmosferinde karbondioksit (CO2), su (H2O) ve amonyak (NH3) varsa, gezegende spontan olarak üre — CO(NH2)2 oluşabilir.

Başka hiçbir şeye, hatta ek enerji kaynaklarına bile gerek yoktur. Bu da CHON’un gerçekten yaşamın öncüsü olabileceği anlamına gelir.

Araştırmacılar, yeryüzünde yaşamın ortaya çıkması için kilit öneme sahip bileşiklerden biri olan üre oluşumunun yeni bir mekanizmasını keşfettiler.

Ekip, ürelerin ek enerji harcaması olmadan su damlacıklarının yüzeyinde kendiliğinden oluşabileceğini keşfetti.

Üre, en önemli endüstriyel kimyasal ve RNA ve DNA gibi biyolojik moleküllerin potansiyel yapı taşı olarak kabul edilir. Şimdiye kadar, bu bileşiğin erken Dünya’daki kökeni bir gizem olarak kalmıştı.

Endüstride, amonyak ve karbondioksitten üre sentezi için yüksek sıcaklıklar, basınç veya katalizörler gereklidir.

Damla bir reaktör gibi

Графическое представление образования мочевины в капле соленой воды.

Bilim adamları, deniz sıçramaları veya sis gibi minik su damlacıklarını incelediler. Normal koşullar altında, damlacıkların yüzey tabakasında karbondioksit (CO2) ve amonyak (NH3) gazlarından spontan olarak üre oluşabileceğini keşfettiler.

Hava ve sıvı arasındaki fiziksel sınır, spontan reaksiyonun mümkün olduğu özel bir kimyasal ortam yaratır.

Damla, hacmine göre çok büyük bir yüzey alanına sahip olduğundan, kimyasal reaksiyonlar çoğunlukla bu yüzeyin yakınında gerçekleşir. Bu alanda, damlayı mikroskobik bir reaktöre dönüştüren konsantrasyon ve asitlik (pH) gradyanları oluşur. Asidik ortam, normal sıvılarda mümkün olmayan olağandışı reaksiyon yolları açar.

Araştırmanın ortak yazarı Merced Azizbaig şöyle diyor: “Bu reaksiyonun olağanüstü özelliği, normal koşullar altında herhangi bir dış enerji olmadan gerçekleşmesidir.”

Брызги и капли.

Sonuçlar, bu tür bir reaksiyonun CO2 bakımından zengin ve azot izleri içeren eski Dünya atmosferinde gerçekleşmiş olabileceğini göstermektedir. Su aerosolleri veya sis, öncü moleküllerin oluşumu için doğal reaktörler olarak işlev görmüş olabilir.

Bu keşif, sıradan ayrım yüzeylerinin nasıl dinamik reaksiyon alanlarına dönüşebileceğini göstermektedir. Bu, biyolojik moleküllerin diğer gezegenler de dahil olmak üzere geniş bir alana yayıldığını düşündürmektedir.

Derleyen: Feyza ÇETİNKOL

Kaynak: Yaşamın Kökeni İçin Gereken Molekül Sis ve Deniz Spreyinden Ortaya Çıkıyor

Bu Tuhaf ‘Su Ayıları’ Yaşlanmayı Durdurabilir. Nasıl Olduğunu Öğrenelim!

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Çok Okunan Yazılar