İnsanlar Birbirlerine Sadece Patojenleri Değil, Faydalı Mikropları da Bulaştırır

İnsanlar Birbirlerine Sadece Patojenleri Değil, Faydalı Mikropları da Bulaştırır

İnsanlar Birbirlerine Sadece Patojenleri Değil, Faydalı Mikropları da Bulaştırır

Araştırmacılar sosyal mikrobiyom kavramını ilk olarak 2020 tarihli bir makalede ortaya attılar. Bu makalede Sarkar ve ortak yazarlar, sosyal mikrobiyomun, her birimizin belirli bir mikrop kümesine ev sahipliği yapan bir “ada” olduğu bir tür takımada olarak düşünülebileceğini öne sürdüler.

Mikroplarımızı birbirimizle paylaşıyoruz, tıpkı kuşların ya da böceklerin bir adadan diğerine geçmesi gibi. Yeni çalışma bu sürecin neden bu kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Araştırmacılar sadece patojenlerin değil faydalı mikropların da insandan insana geçebildiğini göstermiştir. Bilim insanları sosyal mikrobiyomu, insan ve mikropların tek bir sosyal ağda bir arada yaşamasının bir biçimi olarak değerlendiriyor.

İnsanlar bir aile ya da küçük bir köy gibi birlikte yaşadıklarında, benzer bağırsak mikrobiyomları geliştirdikleri ortaya çıktı. Ve bunlar insanları koruyabilir.
COVID-19 pandemisi bize sosyal etkileşimlerin patojenleri bulaştırdığını hatırlattı. Ama belki de insanlar “iyi” bir şey de yayıyorlardır. Mikrobiyom ve sağlık arasındaki bağlantıyı araştıran bir grup biyolog bu doğru diyor.

Harvard Üniversitesi bilim insanları tarafından yapılan çalışma, insanların veya diğer hayvanların sosyal ağıyla bağlantılı “sosyal mikrobiyomu” tanımladı. Araştırmacılar, mikrobiyal alışverişin insanların hem bulaşıcı hem de bulaşıcı olmayan hastalıklara karşı duyarlılık ve dirençlerinde rol oynadığını belirtti.

Amar Sarkar, “Mikrobiyomu etkileyen faktörleri düşündüğümüzde aklımıza en sık besinler ve antibiyotikler geliyor. Ancak sosyal etkileşimlerimizin de mikrobiyomu etkilediği gerçeği o kadar iyi anlaşılmamıştır.” dedi.

Mikropların sosyal aktarımı

Bağırsak mikrobiyomuna ve bunun genel sağlık üzerindeki etkisine odaklanan araştırmacılar, mikropların sosyal aktarımını, her biri ekolojik ölçekte öncekileri kapsayan beş düzeyde analiz etti. Bunlar, sarılma ve dokunma gibi doğrudan temas yoluyla yayılan mikrop taşıyıcıları arasındaki etkileşimlerden, türler arası mikrobiyal karışıma kadar uzanıyor; evcil hayvanlarımızla olan yakın bağlarımızı düşünün.

Mikropların sosyal aktarımı, ebeveynden bebeğe erken yaşlarda ve yaşam boyunca başkalarıyla doğrudan ve dolaylı temas yoluyla gerçekleşebilir. Bu nedenle bir ailede birlikte yaşamak, aile üyeleri arasında mikrobiyal türlerin önemli ölçüde paylaşılmasına yol açar.

Araştırmacılar, aynı evde yaşayan insanların bağırsak mikrobiyal türlerinin önemli bir kısmını paylaştığını ve yerleşim yerlerinin sosyal mikrobiyomları ile ayırt edilebileceğini gösteren çalışmalardan bahsediyor.

Araştırmacılara göre, metabolik, kardiyovasküler, otoimmün hastalıklar ve bazı kanserler de dahil olmak üzere, tarihsel olarak “bulaşıcı olmayan” olarak kabul edilen birçok kronik hastalığın da bulaşıcı bir nedeni vardır.

Birçok durumda, hastalığa yatkınlığı veya tedaviye yanıtı şekillendiren mikropların sosyal olarak aktarıldığı gösterilmiştir.

Rachel Carmody, “Hastalığa neden olan mikroplar insanlar arasında bulaşabiliyorsa, bazı bulaşıcı olmayan hastalıkların aslında bulaşıcı bir bileşeni olabilir” dedi. “Bu rahatsız edici bir fikir olsa da, sosyal olarak bulaşan mikroplar hastalığa karşı koruyucu da olabilir.”

Antibiyotikler ve sosyal mikrobiyom

Antibiyotiklere maruz kalmak, yangınların orman ekosistemlerini bozmasına benzer şekilde mikrobiyom ekosisteminin bozulması olarak görülebilir. Bağırsak mikrobiyomunun bazen uzun süreler boyunca değişmesi, akut enfeksiyon riskini artırabilir.

Antibiyotiğe maruz kaldıktan sonra sosyal etkileşimler, mikrobiyomun antibiyotik kaynaklı bozulmadan kurtulmasına yardımcı olabilir.

Araştırmacılar ayrıca antibiyotik kullanımının bir sonucu olarak antibiyotiğe dirençli mikropların ortaya çıkması ve yayılmasına ilişkin küresel sorunu da inceledi. Araştırmacılara göre, bu tür mikropların bulaşması şu anda düşünülenden daha fazla sosyal bileşene sahip olabilir.

Örneğin, aynı ailede yaşayan insanlar, bazı aile üyeleri uzun süreli antibiyotik tedavisi görüyorsa, birbirlerinden antibiyotiğe dirençli mikroplar kapabilirler.

Bilim insanları ayrıca kültürlerin, toplumların ve ülkelerin antibiyotik kullanımında farklılık gösterdiğini ve bunun da antibiyotiğe dirençli mikropların “kültüre bağlı bulaşma manzaraları” yarattığını söyledi.

Patojenler ve faydalı mikroplar

Evrimsel biyologlar uzun zamandır grup yaşamının yırtıcılara karşı savunma, gelişmiş bölge savunması ve sosyal öğrenme gibi önemli faydalarının, patojenlerin daha yüksek oranda bulaşması pahasına ortaya çıktığını öne sürüyorlar.

Araştırmacılar makalelerinde, bazı sosyal davranışların bireyler arasında faydalı bakterileri iletmek için evrimleşmiş olabileceğini öne sürüyorlar.

Andrew Moeller, “Sosyal etkileşimler patojen aktarımı için kanallar olabilir, ancak faydalı mikropların da bu etkileşimler yoluyla aktarıldığı bilinmektedir” dedi. Belki de bazı bağlamlarda, sosyal ağlar aracılığıyla mikrobiyal iletimin sağladığı faydalar, patojenlerin neden olduğu kayıplardan daha ağır basıyor.”

Derleyen: İnsanlar Birbirlerine Sadece Patojenleri Değil, Faydalı Mikropları da Bulaştırır

Tarihte İlk Kez: 13 Yaşındaki Çocuk Kötü Huylu Beyin Sapı Tümöründen Tamamen Kurtuldu

/İnsanlar Birbirlerine Sadece Patojenleri Değil, Faydalı Mikropları da Bulaştırır/

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Çok Okunan Yazılar