Grönland, bilim insanlarının daha önce düşündüklerinden çok daha hızlı eriyor ve muhtemelen bu durum, deniz seviyesinin çok daha hızlı yükselmesine neden olacak.
Deniz seviyesinin yükselmesinden endişe duyan bilim insanları, uzun süredir büyük buzul kütlelerinin Atlantik Okyanusu’na aktığı Grönland’ın güneydoğu ve kuzeybatı bölgelerine odaklanıyor. Bu buzul kütleleri yüzmeye devam eder sonunda da erir. Ancak, Ulusal Bilimler Akademisi Bildirilerinde 21 Ocak’ta yayınlanan yeni bir çalışmaya göre 2003 yılının başından 2013 ortasına kadar süren en büyük buz kaybının en büyük buzullardan yoksun olan Grönland’ın güneybatı bölgesinden geldiği tespit edildi.
Makalenin baş yazarı olan Michael Eminis ve Ohio Eminent Scholar ve The Ohio State University’de bir jeodinamik profesörü olan Michael Bevis: “Orada pek buzul yok. Yüzey kitlesi olmalıydı. Fakat buz kıyıdan iç kesimlere doğru eriyor.” diye açıklama yaptı.
Bevis ve ortak yazarların büyük ölçüde küresel ısınmadan kaynaklandığına inandığı erime, Grönland’ın güneybatı kesiminde artan su nehirlerinin yaz aylarında okyanusa aktığı anlamına geliyor. Çalışmalardan elde edilen kilit bulgu: Daha önce ciddi bir tehdit olarak görülmemiş olan Güneybatı Grönland’ın, gelecekte deniz seviyesinin yükselmesine neden olacağıdır.
“Bazı büyük buzullar tarafından artırılan buz deşarj oranlarında büyük bir sorun yaşadığımızı biliyorduk. Fakat şimdi ciddi bir ikinci sorunu görüyoruz: Giderek artan bir şekilde büyük miktarlardaki buz kütlesi, denize akan nehirler gibi erimiş su olarak ayrılacak.”
Bu bulgular New York ve Miami de dahil olmak üzere kıyı kentleri ve özellikle deniz seviyesindeki ada ülkeleri için ciddi tehlikelere neden olabilir.
Bevis: “Dönüş yok” diyor.
“Yapabileceğimiz tek şey küresel ısınmaya adapte olmak. Maalesef etkisiz duruma getirmek için çok geç. Bu ek sular deniz seviyesinin yükselmesine neden olacak. Buz tabakasının devrilme noktasına geldiğini görüyoruz.”
İklim bilimcileri ve glaciologlar (buzul bilimci), NASA ve Almanya’nın GRACE’yi başlatmak için kuvvetlere katıldığı 2002’den beri Grönland buz tabakasını bir bütün olarak izliyor. GRACE, Gravite (Petrolün Yoğunluk Derecesi) Geri Kazanımı ve İklim Deneyi anlamına gelir ve Grönland’da buz kaybını ölçen ikiz uyduları içerir. Bu uydulardan elde edilen veriler 2002 ve 2016 yılları arasında Grönland’ın yıllık yaklaşık 280 gigaton buz kaybettiğini ve her yıl 0,03 inç deniz seviyesinin yükselmesine eş değer olduğunu gösterdi. Ancak adadaki buz kaybı oranı sabit olmaktan uzaktır.
Bevis’in ekibi, buz kütlesindeki değişiklikleri belirlemek için GRACE ve Grönland kıyılarına dağılmış GPS istasyonlarından gelen verileri kullandı. Buldukları modeller endişe verici bir eğilim gösteriyor. 2012 yılına gelindiğinde buz 2003 yılında geçerli olan oranın neredeyse dört katı oranında kaybedildiğini gösteriyor. En büyük sürpriz ise: Bu hızlanma, adanın daha önce gerçekleşmemiş bir kısmı olan güneybatı Grönland’da yoğunlaştı. Bu kadar çabuk buz kaybettiğimizi bilmiyorduk.
Bevis, doğal hava durumu görünümünün -Batı Grönland’a daha sıcak bir hava getiren, ayrıca daha açık gökyüzü ve daha fazla güneş ışınımı getiren Kuzey Atlantik Salınımı- eşi benzeri görülmemiş seviyelerde erime ve akışa neden olan insan yapımı iklim değişikliği üzerine inşa edildiğini söyledi. Küresel atmosferik ısınma özellikle güneybatıda yaz mevsiminde erimeyi artırır. Kuzey Atlantik Salınımı normal koşullarda buzun erimesine neden olan doğal ve düzensiz bir döngüdür. İnsan yapımı küresel ısınmayla birleştiğinde etkiler ileri seviyelere ulaştı.
Bevis, “Bu salınımlar sonsuza dek oluyor.” diyor. “Öyleyse bu büyük erimeler neden şu anda oluyor? Bunun nedeni atmosferin başlangıçta daha sıcak olmasıdır. Kuzey Atlantik Salınımının neden olduğu geçici ısınma küresel ısınmanın üstünde devam ediyor.”
Bevis, Grönland buzulunun erimesini mercan beyazlaşmasına benzetti: “Okyanusun suyu belli bir sıcaklığa ulaştığında o bölgedeki mercanlar beyazlaşmaya başlar. Üç küresel mercan beyazlaşma olayı gerçekleşti. İlki, 1997-98 El Niño ve diğer iki olaydan sonra gelen iki El Niño’nun neden oldukları. Fakat El Niño döngüleri binlerce yıldır yaşanıyor. Peki neden yalnızca 1997’den beri küresel mercan beyazlaşmasına neden oldular?”
Bevis, “Tropiklerde deniz yüzey sıcaklığı artıyor. Sığ su ve hava ısınıyor.” diyor. “Bir El Niño tarafından sürülen su sıcaklığı dalgalanmaları bu küresel okyanus ısınmasına neden oluyor. İklim değişikliği nedeniyle temel sıcaklık, mercanların beyazlaştığı kritik sıcaklığa yakındır. Bu nedenle El Niño, sıcaklığı kritik eşik değerinin üzerine itiyor. Grönland örneğinde ise küresel ısınma, Grönland’ın önemli bir kısmında erime noktasına yakın yerlerde yaz sıcaklıklarını getirdi ve Kuzey Atlantik Salınımı, büyük buz alanlarının erimesine neden olan ekstra baskıya neden oldu.”
Bilim insanları bu çalışmadan önce Grönland’ı, deniz seviyesinin yükselmesine en çok katkıda bulunan alanlardan biri (çoğunlukla buzulları nedeniyle) olarak kabul etti. Ancak Bevis, bu yeni bulgularla birlikte bilim insanlarının adanın kar birikintilerini ve buz sahalarını daha yakından izlemeleri gerektiğini, özellikle güneybatı Grönland’ın içinde ve yakınında meydana geldiğini söyledi.
Şu anda bulunan GPS sistemleri, Grönland’ın buz marjı sınırını çevresinin büyük bir kısmında izliyor. Ancak ağ, güneybatı bölgesinde çok seyrek. Bu nedenle bu yeni bulgular göz önüne alındığında ağı yoğunlaştırmak gerekiyor.
Bevis, “Öngörülebilir gelecek için daha hızlı deniz seviyesi artışı tahmin ediyoruz.” diyor. “Bu devrilme noktasına bir kez çarptığınızda tek soru şudur: Ne kadar şiddetlenir?”
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/01/190121153636.htm
Çeviri: Bünyamin Tan
