Galaksimizde Tek Başına Dolaşan Gezegenler, Yıldızlardan Daha Fazla Olabilir Mi?

Galaksimizdeki Tek Başına Dolaşan Gezegenler,Yıldızlardan Daha Fazla Olabilir Mi?

Yeni bir çalışma teorisine göre, yaklaşmakta olan bir NASA misyonu, Samanyolu’ndaki yıldızlardan daha fazla yetim gezegen – bir güneşin etrafında dönmeden uzayda yüzen gezegenler – bulabilir.

Çalışma, NASA’nın yakında çıkacak olan Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu’nun Samanyolu’nda yüzlerce yetim gezegen bulabileceğini hesapladı. Johnson, bu gezegenleri belirlemenin, bilim insanlarının galaksimizdeki toplam yetim gezegen sayısını anlamalarına yardımcı olacağını söyledi. Yetim veya serbestçe yüzen gezegenler, gezegenlerinkine benzer kütlelere sahip izole nesnelerdir. Bu tür nesnelerin kökeni bilinmemektedir ancak olasılıklardan biri, önceden bir yıldıza bağlı olmalarıdır.

Ohio Eyaleti’nde astronomi profesörü ve seçkin bir üniversite akademisyeni ve makalenin yazarlarından biri olan Scott Gaudi, “Evren haydut gezegenlerle dolu olabilir ve biz bunu bilmiyorduk” dedi. “Roman’ın yapacağı gibi kapsamlı, uzay temelli bir mikromercekleme anketine girmeden asla öğrenemeyiz.”

Adını, Hubble teleskobunun “annesi” olarak da bilinen NASA’nın ilk baş gökbilimcisinden alan Roma teleskopu, bilim insanlarının bu gezegenlerin nasıl oluştuğunu anlamalarına yardımcı olabilecek ilk yetim gezegen sayımını oluşturmaya çalışacağını söyledi. Roman’ın galaksimizde yıldızların yörüngesinde dönen gezegenleri aramak gibi başka hedefleri de olacak.

Bu süreç tam olarak anlaşılmamış olsa da gökbilimciler bunun karmaşık olduğunu biliyorlar. Yetim gezegenler, hala kendi yıldızlarına bağlı olan gezegenlere benzer şekilde, genç yıldızların etrafındaki gaz disklerinde oluşabilir. Oluştuktan sonra, daha sonra sistemdeki diğer gezegenlerle etkileşimler veya hatta diğer yıldızların uçuş olayları yoluyla fırlatılabilirler.

Bu animasyon, yerçekimsel mikro algılamanın ada dünyalarını nasıl ortaya çıkarabileceğini gösteriyor. Görülmeyen haydut bir gezegen, bizim bakış açımızdan daha uzak bir yıldızın önünden geçtiğinde, yıldızdan gelen ışık, gezegenin etrafındaki çarpık uzay-zamandan geçerken bükülür. Gezegen, arka plandaki yıldızın parlaklığını artıran kozmik bir büyüteç görevi görür.

Ya da yıldızların oluşumuna benzer şekilde, toz ve gaz bir araya geldiğinde oluşabilirler.

Johnson, Roman teleskobunun yalnızca Samanyolu’nda serbestçe yüzen gezegenleri bulmak için değil, aynı zamanda bu gezegenlerin nasıl oluştuğunu tahmin eden teorileri ve modelleri test etmek için tasarlandığını söyledi.

Johnson’ın çalışması, bu görevin bu nesnelere karşı, şimdilik Dünya yüzeyine bağlı teleskoplara dayanan mevcut çabalardan 10 kat daha duyarlı olduğunu buldu. Güneşimiz ile galaksimizin merkezi arasında, yaklaşık 24.000 ışık yılını kapsayan Samanyolu gezegenlerine odaklanacak.

Önümüzdeki beş yıl içinde başlaması planlanan görev, yer çekimsel mikromercekleme adı verilen bir teknik kullanarak yetim gezegenleri arayacak. Bu teknik, teleskobun bakış açısından arkalarından geçen yıldızlardan gelen ışığı bükmek ve büyütmek için yıldızların ve gezegenlerin yer çekimine dayanır.

Bu mikromercekleme etkisi, Albert Einstein’ın Genel Görelilik Teorisi ile bağlantılıdır ve bir teleskobun, diğer gezegen saptama tekniklerinden çok daha uzakta; Dünya’dan binlerce ışık yılı uzaktaki gezegenleri bulmasını sağlar.

Ancak mikromercekleme; yalnızca bir gezegenin veya yıldızın yerçekimi, başka bir yıldızdan gelen ışığı büküp büyüttüğünde çalıştığı için, herhangi bir gezegen veya yıldızdan gelen etki yalnızca birkaç milyon yılda bir kısa bir süre için görülebilir. Ve yetim gezegenler yakınlarda bir yıldız olmadan uzayda kendi başlarına konumlandıklarından, bu büyütmeyi algılamak için teleskobun oldukça hassas olması gerekir.

Johnson, bu gezegenlerin yaşamı destekleme olasılığının düşük olduğunu söyledi. “Yıldızları olmadığı için muhtemelen çok soğuk olurlar.” dedi

Ancak onları incelemek, bilim insanlarının tüm gezegenlerin nasıl oluştuğunu daha iyi anlamalarına yardımcı olacak.

“Çok sayıda düşük kütleli yetim gezegen bulursak, yıldızların gezegenler oluştururken muhtemelen galaksiye başka şeyler de fırlatacaklarını bileceğiz.” dedi. “Bu, genel olarak gezegenlerin oluşum yollarını anlamamıza yardımcı oluyor.”

Çeviri:Simge KARA

Kaynak:More information: Samson A. Johnson et al. Predictions of the Nancy Grace Roman Space Telescope Galactic Exoplanet Survey. II. Free-floating Planet Detection Rates, The Astronomical Journal (2020). DOI: 10.3847/1538-3881/aba75b , iopscience.iop.org/article/10. … 847/1538-3881/aba75b

https://iopscience.iop.org/journal/1538-3881             https://www.osu.edu/

2 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
11 + 3 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.