Diş Tedavisinde Sıçrama Yaratacak Gelişme, Çürümeye ve Dolguya Son Verebilir
Dişlerin sert mineralize yüzeyi olan diş minesi, insan vücudundaki en sert şeydir. Çelikten daha sert ve dayanıklıdır. Eşsiz mineralleri, su ve organik malzeme karışımı mineyi ezilmeyecek kadar sağlam hale getirirken aynı zamanda onu, on yıllarca süren öğütme ve yıpranmaya dayanacak hale getirir; ancak bir vakte kadar.
Beslenmenize ve dişlerinize ne kadar iyi baktığınıza bağlı olarak diş çürümelerini önleyebilirsiniz; ancak kaçınılmaz olanı ancak bu kadar uzun süre erteleyebilirsiniz. Sorun şu ki, dişler minelerini kaybettikten sonra asla geri gelmez ve diş çürüğü hemen köşede belirir.
Minenin harika özelliklerini çoğaltmak için yapılan birçok girişime rağmen, çoğu çabanın boşuna olduğu kanıtlanmıştır. Ancak yeni bir çalışma, Michigan Üniversitesi’ndeki araştırmacıların yapay mine yapmak için bir yol geliştirmesinden sonra böyle bir şeyin gerçekten mümkün olabileceğine dair umutları yeniden alevlendirdi.

Bunun, çürükleri onarmak için hala onlarca yıllık dolgu teknolojisini kullanan diş hekimliği için büyük bir sıçrama olacağını söylemeye gerek yok. Laboratuvarda mineyi taklit etmek, insan saçının binde biri kalınlığında olan iç içe geçmiş hidroksiapatit nanokristallerin karmaşık yapısı nedeniyle inanılmaz derecede zordur.
Araştırmacılar, minenin karmaşık ve çok katmanlı yapısını yeniden oluşturmaya çalışırken zorlandılar. Ancak diğerlerinin başarısız olduğu yerde, yeni çalışmanın yazarları nihayet başardılar. Hidroksiapatit tellerini dövülebilir metal bazlı bir kaplamayla kapladılar. Bu, bir ısırığın getireceği güçlü şoku emebilen; ancak çökme olmadan çok fazla baskıya dayanacak kadar güçlü olan yumuşak bir katmana sahip bir yapıyla sonuçlandı.
Aslında yapay mine, magnezyum açısından zengin kaplamanın çok daha güçlü (ve toksik olmayan) zirkonyum oksit ile değiştirilmesi nedeniyle doğal varyasyondan daha güçlüdür. Malzemenin dayanıklılığını ve esnekliğini test etmek için araştırmacılar elmas bıçaklı bir testere ile bir parça kestiler ve ardından çatlamaya başlayana kadar sürekli basınç uygulamak için mekanik bir pres kullandılar. Yapay mine; sertlik, elastikiyet ve şok emilimi dahil olmak üzere altı farklı ölçümde doğal mineyi geride bıraktı.

Yapay mine, tam olarak dişin doğal minesini taklit etmiyor. Doğal minenin karmaşık 3D yapı desenlerinden yoksundur, ancak paralel tel yapısı, bilim insanlarının şimdiye kadar gerçek mineye ulaştığı en yakın şeydir. Araştırma, yapay dişlerin yapısını büyük ölçüde iyileştirebilir ve diş çürümesini önemli ölçüde azaltabilir. Diş hekimliğinin ötesinde, sert yapay mine, kalp pilleri ve kan basıncı monitörleri gibi implante edilebilir elektronlara ve biyosensörlere dahil edildiğinde oldukça faydalı olabilir.
Bu ürünün pazara ne zaman ulaşabileceği konusunda herhangi bir tahminde bulunmak için henüz erken, ancak malzemenin tüm bileşenleri biyolojik olarak uyumlu olduğundan, araştırmacılar yakında hem hayvanlar hem de insanlar üzerinde denemelere başlamayı umuyorlar. Yapay mine henüz doğal mineye bağlanmadı, diş onarımında çok önemli bir adım olması sebebiyle diş hekimliğinde yeni bir çağa girmeden önce malzemenin geçmesi gereken birçok testten var. Bulgular Science dergisinde yayınlandı.
Derleyen: Feyza ÇETİNKOL
Türk Bilim İnsanı Cinsel Hayatı da Olumsuz Etkileyen Yeni Bir Hastalık Keşfetti
/Diş Tedavisinde Sıçrama Yaratacak Gelişme, Çürümeye ve Dolguya Son Verebilir/
