Üzüm Çekirdekleri, Antik Ekonominin Çöküşünü Gösteriyor

Arkeologlar, MS 6. yüzyılın ortasında büyük bir pandemi sonrasında Bizans İmparatorluğu’nda yaşanan önemli bir ekonomik gerilemeye ilişkin yeni ve ikna edici kanıtlar keşfetti.

Araştırma, beklenmedik bir yerde, bir çöplükte bulunan döneme ilişkin kanıtları kullanarak, İsrail’in çorak Negev Çölü’nün ortasındaki ticari bağcılığın yükseliş ve çöküşünü yeniden yapılandırıyor.

Ülkeler COVID-19 pandemisinin getirdiği yeni gerçeklikle boğuşurken, pek çok araştırmacı 1918’deki İspanyol gribi ve 14. yüzyıldaki Kara Veba gibi tarihi örnekler için geçmişe bakıyor.

Sonraları Kara Veba olarak tanınan (Yersinia pestis bakterisinin sebep olduğu) ve tarihi kayıtları olan ilk salgın, MS 541’de Bizans İmparatorluğu ve ötesine yayılmıştı. İmparator Jüstinyen’in de bu hastalığa yakalanması ve kurtulması nedeniyle Jüstinyen Vebası olarak da bilinen salgın, yüksek ölüm oranlarına ve pek çok sosyo-ekonomik etkiye sebep oldu.

Aynı dönemde, MS 535 sonları veya MS 536 başlarında, devasa bir volkanik patlama son 2000 yılın en soğuk 10 yılının başlamasına neden oldu. (Benzer oranlarda bir başka volkan, MS 539’da patladı.) Ancak, bilim insanları 6. yüzyıl ortasında ortaya çıkan bu salgın ve iklim değişikliğinin ne ölçüde yıkıcı olduğu konusunda hemfikir değil. Akademik tartışmalar, dünya çapındaki lider ve politikacıların bugün bile COVID-19’un ciddiyeti, doğru tedbirlerin ne olduğu ve yine iklim değişikliği konusunda fikir birliğine varamadığı düşünüldüğünde, şaşırtıcı değil. Net bir bilgi olmamasının bir sebebi de, eski veba salgınları söz konusu olduğunda kayıtların ölüm sayısını abartma ya da az gösterme eğiliminde olması. Vebanın sosyal ve ekonomik etkilerine ilişkin arkeolojik kanıtların bulunması ise oldukça zor.

Kısa bir süre önce, arkeologlardan oluşan bir ekip, MS 6. yüzyıl ortasında ortaya çıkan pandeminin ardından Bizans İmparatorluğu sınırlarındaki önemli bir ekonomik gerilemeye ilişkin yeni ve ikna edici kanıtlar keşfetti. Ulusal Bilim Akademisi Konferansları’nda (PNAS) yayınlanan araştırmada, İsrail’deki çorak Negev Çölü’nün ortasında ticari bağcılığın yükseliş ve çöküşünü yeniden yapılandırıyor.

Bar-Ilan Üniversitesi’nden Daniel Fuks, Arkeobotanik Laboratuvarı’ndaki araştırmanın başındaki isim Profesör Ehud Weiss ve Haifa Üniversitesi’nden Profesör Guy Bar-Oz tarafından yönetilen Negev Bizans Bioarkeoloji Araştırma Programı ekibinin bir üyesi. Bu proje, Negev arazilerindeki tarımsal yerleşimlerin ne zaman ve neden terk edildiğini keşfetmeyi amaçlıyor.

Bu çorak çöldeki tarım, Elusa, Shivta ve Nessana gibi bölgelerde görüldüğü üzere, Bizans döneminde zirveye ulaşan yağmur suyu akışı sayesinde mümkün olmuş. Günümüz Negev arazilerinde, taş yapıların kalıntıları, eski ihtişamlarını doğrular nitelikte. Ama İsrail Antik Eserler Otoritesi (IAA) arkeologları Dr. Yotam Tepper ve Dr. Tali Erickson-Gini tarafından rehberlik edilen Bar-Oz ekibi, hiç beklemedikleri bir yerde, bir çöplükte, o döneme ait daha da ikna edici kanıtlar keşfetti. “Çöpünüz, hakkınızda pek çok şey söyler. Eski çöp yığınlarında, bitki kalıntıları, hayvan kalıntıları, seramik parçaları ve daha fazlası, Negev sakinlerinin günlük hayatına ilişkin kayıtlar olarak karşımıza çıktı.” diyor Bar-Oz.

Sınırlardaki Kriz projesinde, çöplerin ardındaki insan aktivitelerini ortaya çıkarmak için, neleri kapsadığını, ne zaman azalıp ne zaman çoğaldıklarını keşfetmek için bu yığınları kazdık.”

Arkeolojik kazılarda bulunan tohumlar, arkeobotanik olarak bilinen alanın bir parçası. Bar-Ilan Üniversitesi Arkeobotanik Laboratuvarı, İsrail’de antik tohum ve meyvelerin saptanması için oluşturulan tek laboratuvar ve bu araştırmanın büyük bir kısmı burada gerçekleşmiş. Laboratuvar başkanı Prof. Ehud Weiss, arkeobotaniğin amacının, antik insanların “mutfak dolaplarına girmek” – veya bu araştırmada olduğu gibi çöplüklerine girmek – ve bitkilerle ilişkilerini incelemek olduğunu söylüyor.

Arkeobotanik, antik ekonomi, çevre ve kültürü yeniden anlamamızı sağlıyor. Ama bu kolay bir yol değil. Sonu gelmeyen tortu örneklerinin tahıl tiplerine göre ayrıştırılması, tohumların bulunması, tanımlanması ve sayılması gerekiyor. Günümüzde bu çalışma için üç bölgenin 11 çöp yığınından yaklaşık 10.000 üzüm, buğday ve arpa çekirdeği elde edilip sayıldı. “Tohum ve meyve kalıntılarını tanımlamak, laboratuvarımızın eşsiz bir imkanı.” diyor Weiss. “Ve bu imkan, laboratuvarımızdaki İsrail Ulusal Bitki, Tohum ve Meyve Referans Koleksiyonu ile İsrail arkeolojisinde yıllarca pek çok bölgeden elde edilen bitki kalıntılarının kazanım, işleme ve analizinin getirdiği deneyime dayanıyor.”

Araştırmacıların ilk gözlemlerinden biri, çöp yığınlarındaki üzüm çekirdeklerin fazlalığıydı. Bu, Negev’de ihracata bağlı bağcılık yapıldığına dair daha önceki akademik önermeler ile uyumluydu. Bizans metinleri, “vinum Gazetum” ya da “Gazze şaraplarını”, Gazze limanından Akdeniz boyunca ve ötesine ihraç edilen tatlı beyaz şarap olarak övüyor. Bu şarap, genellikle Gazze kapları veya Gazze şarap kapları olarak bilinen ve Akdeniz boyunca başka bölgelerde de bulunan bir çeşit çömlek olan amforada taşınıyordu. Bizans Negev çöp yığınlarında, bu kaplardan yüksek miktarda bulunuyor.

Bar-Ilan Üniversitesi doktora öğrencisi Daniel Fuks, çöplükteki aynı aileden üzüm çekirdeklerinin içinde ilginç eğilimler olup olmadığını anlamakta kararlı. Geçen sene Bet Avichai tarafından sunulan bir konuşmasında, Fuks, “Ailesini beslemek için bir parsel arazisi olan eski bir çiftçi olduğunuzu düşünün. Çoğunlukla buğday ve arpa gibi tahıllar ekersiniz çünkü ekmek bu şekilde üretilir. Arazinin daha küçük bir kısmına ise, ailenizin ihtiyaçları için üzüm bağı ile baklagil, sebzeler ve meyve ağaçları gibi diğer mahsulleri ekersiniz. Ama bir gün, ürettiğiniz harika şarabı satabileceğinizi, bu şekilde ekmek ve daha fazlasını satın alacak parayı kazanabileceğinizi fark edersiniz. Küçük adımlarla, üzüm bağınızı genişletir ve karnınızı doyurmak için yaptığınız çiftçiliğin yerine ticari bağcılık yapmaya geçersiniz. Çöpünüze bakar ve tohumları sayarsak, üzüm çekirdekleri oranının tahıllara göre yükselişe geçmiş olduğunu keşfederiz. İşte yaptığımız keşif tam olarak bu oldu: MS 4. yüzyıl ile 6. yüzyılın ortası arasında, üzüm çekirdekleri sayısının tahıl tanelerine oranla önemli derecede artması ve sonra da birdenbire düşüşe geçmesi.”

Bu arada, Fuks ve antik Negev seramiği uzmanı Dr. Tali Erickson-Gini, işi bir sonraki seviyeye taşıdı. Gazze şarap kaplarının, Negev arazilerinden Gazze limanına deve ile taşınması çok daha zor olan torba şekilli kaplara oranında benzerlik olup olmadığını kontrol ettiler. Gerçekten de Gazze kaplarının yükseliş ve nihai düşüşü, üzüm çekirdeklerinin artış ve çoğalışını izliyordu.

Araştırmacılar, Negev’in ticari ölçekteki bağcılığının, üzüm çekirdeği oranlarından görüldüğü ve Gazze kaplarının oranı ile onaylandığı üzere, Akdeniz ticari ağının bir parçası olduğu sonucuna vardılar. Bir diğer deyişle, araştırmacılar, yaklaşık 1.500 yıllık uluslararası ticari ekonominin yeni bir arkeolojik kanıtını keşfettiler.

Günümüzde olduğu gibi, bu durum benzeri görülmemiş bir refah getirmesinin yanı sıra, toplumsal şoklara karşı büyük bir hassasiyeti de beraberinde getirdi. 6. yüzyıl ortalarında, inişe geçilmesini açıklayabilecek birkaç toplumsal şok meydana gelmişti. Bunlardan biri, Bizans ve imparatorluğun diğer bölgelerinde yüksek ölüm oranı getiren Jüstinyen veba salgınıydı. Makalede, yazarlar, “Gaza ürünlerinin pazarı, Gaza’daki ticaret devam etse bile Negev ekonomisine ciddi zararlar vermiş olabilir. Veba salgını Negev’e ulaşmışsa, tarım işçilerinin azalması gibi sebepler, yerli üretim kapasitesini ve mahsullerin temin edilmesini olumsuz anlamda etkilemiş olabilir.”

O dönemde bir başka şok, MS’in yıllarında meydana gelen küresel ölçekteki volkanik patlamaydı. Patlama, Kuzey Yarımküre atmosferini toz ile kapladı ve on yıllık küresel soğumaya sebep oldu. (Benzer büyüklükte bir başka patlama MS 539’da gerçekleşti.) Bu, Avrupa’ya kuraklık getirse de, yağış miktarını artırmış ve güney Levant bölgesinde yerel tarıma zarar veren ciddi sellere sebep olmuş olabilir.

Tohumları gruplara ayırma ve sayma, sıkıcı ve nafile bir uğraş gibi görünüyor olabilir, ama arkeolojik bitki buluntularının araştırılması hem çığır açıcı ve etkileyici, hem de araştırmacıların eski insanların bitkilerle ilişkisi hakkında yaratıcılığı ve anlayışını ortaya koyuyor. Guy Bar-Oz, “Bizans Negev’inde ticari bağcılığın yükseliş ve gerilemesinin keşfi, “Sınırlardaki Kriz” projesinde ortaya çıkarılan 5. yüzyıl-6. yüzyıl ortalarındaki büyük tarım ve yerleşimdeki genişlemeye ilişkin diğer kanıtları destekliyor,” diyor. “Görünen o ki, Negev arazilerindeki tarımsal yerleşim, öyle bir darbe almış ki modern zamanlara kadar canlanmamış. Gerileme, 7. yüzyıl ortalarında Müslüman fetihlerinden yaklaşık bir yüzyıl önce meydana gelmiş.”

6. yüzyıl ortasındaki çöküşün tetikleyicileri, iklim değişikliği ve salgın, politik-ekonomik sistemlerde geçmişte ve günümüzde var olan hassasiyetleri ortaya çıkarıyor. “Fark şu, Bizanslılar bunun olacağını öngörmüyordu,” diyor Fuks. “Biz ise kendimizi bir sonraki salgına veya iklim değişikliğinin eli kulağında olan sonuçlarına hazırlayabiliriz. Soru, bunu başarabilecek kadar bilge olup olmayacağımız.”

Kaynak: https://arkeofili.com/uzum-cekirdekleri-antik-ekonominin-cokusunu-gosteriyor/

55 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
27 + 15 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.