Deve Sütünün Astım Semptomlarını Hafiflettiği Keşfedildi
Yeni bir araştırma, deve sütü tüketiminin, astımı tetikleyen başlıca faktör olan ev tozu akarlarının neden olduğu astım semptomlarını hafiflettiğini ortaya koydu.
Araştırma henüz erken aşamada olsa da, deve sütünün mevcut tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılmasının önünü açıyor.
Astımlılarda alerjik reaksiyonların ana nedeni, genellikle ev tozunda yaşayan küçük böcekler olan toz akarlarıdır. Bu böcekler, dünyanın hemen hemen her evinde bulunur ve sıcak ve nemli ortamlarda çoğalır. Tamamen ortadan kaldırılması imkansız olduğundan, her zaman bir tehdit oluştururlar.
Yeni bir uluslararası araştırma, deve sütünün farelerde akarların neden olduğu astımın gelişimini ve şiddetini azaltmaya yardımcı olduğunu göstermiştir.
Çalışma neyi ortaya koyuyor?
Bu araştırmada bilim insanları, deve sütünün fare modellerinde etkisini test ettiler. Üç grup fare kullanıldı: sağlıklı, alerjenlerin (HDM) neden olduğu astımı olan ve astımı olan ancak deve sütü tüketen (CM/HDM) fareler.

Deve sütü, alerjenle temastan bir gün önce başlayarak ve araştırma boyunca devam ederek haftada beş kez 0,5 ml oral olarak verildi. Daha sonra fareler, solunum yollarını daraltan ve akciğerlerin ne kadar reaktif veya “duyarlı” olduğunu değerlendirmek için kullanılan bir ilaç olan metakolin dozlarının artırılmasına maruz bırakıldı.
Akciğer sıvısı, dokular ve hücreler, iltihap ve bağışıklık tepkisi belirtileri açısından analiz edildi.
Araştırmacılar, alerjene maruz kalan farelerde solunum yollarının aşırı reaktivitesinin önemli ölçüde daha yüksek olduğunu keşfettiler. Bu, solunum yollarının aşırı duyarlı olduğu ve tetikleyicilere yanıt olarak daralma eğilimi gösterdiği anlamına gelir.
Öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığına yol açabilen bu tür aşırı duyarlılık, genellikle astımla ilişkilendirilir. Deve sütü, solunum yollarının aşırı duyarlılığını normal seviyeye geri getirdi.
Ayrıca, akciğerlerdeki toplam bağışıklık hücresi sayısını, özellikle de alerjik astımın gelişiminde önemli rol oynayan beyaz kan hücreleri türü olan eozinofil sayısını azalttı.

Ayrıca deve sütünün T yardımcı hücrelerinin, özellikle Th2 ve Th17’nin seviyesini düşürdüğü de tespit edilmiştir. Th2 hücreleri, özellikle alerjik reaksiyonlarda bağışıklık tepkisinde önemli bir rol oynar ve astımın gelişmesine katkıda bulunduğu bilinmektedir.
Benzer şekilde, Th17 hücreleri de çeşitli otoimmün ve enflamatuar hastalıkların gelişiminde rol oynar. Bu ayrıca, alerjik reaksiyonlarda merkezi bir rol oynayan, sitokinler adı verilen iltihaplanmaya neden olan kimyasalların seviyesini düşürür.
Araştırmacılar ayrıca, deve sütünün, belirli tiplerdeki bağışıklık hücrelerini, özellikle T hücrelerini iltihap odaklarına çeken bir kemokin (sinyal proteini) olan CCL17’yi baskıladığını keşfettiler.
Önceki araştırmalar, deve sütünün tedavi edici özelliklere sahip olduğunu göstermiştir. Diğer memelilerin sütüne göre mineral, vitamin ve antioksidan bakımından daha zengindir ve inek sütüne kıyasla besin değeri yüksek peynir altı suyu proteinleri içerir.
Ayrıca, bağışıklığı destekleyen bir protein olan laktoferrin ve bir antikor türü olan immünoglobulin G (IgG) içerdiği de bilinmektedir. İlginçtir ki, araştırmalar astımlıların genellikle daha düşük IgG seviyelerine sahip olduğunu göstermiştir.
Deve sütü bu biyolojik olarak aktif bileşikler açısından zengin olmasına rağmen, araştırma sırasında gözlemlenen etkinin hangi bileşenlerden kaynaklandığı ayrıştırılamamış veya nicel olarak belirlenememiştir.
Derleyen: Feyza ÇETİNKOL
Kaynak: Deve Sütünün Astım Semptomlarını Hafiflettiği Keşfedildi
Günde Bir Porsiyonluk Yeşillik Tüketmek, Kardiyovasküler Hastalıklardan Ölüm Riskini Azaltır
