Bilim İnsanlarının Varlığına İnanamadıkları Ornitorenklerin Garip Hikayesi
Ornitorenk, canlı yavru doğurmak yerine yumurtlayan iki memeli türünden biridir. Ayrıca oldukça fantastik görünüyorlar ve uzun bir süre mistik olarak kabul edildiler.
Bilim insanları hala bu canlıları inceliyor ve her seferinde tanımlarına daha fazla ayrıntı ekliyorlar. Ornitorenklerin ilk bilimsel tanımı George Shaw tarafından yapılmıştır. Bilimsel isimlerle ilk İngilizce tanımlardan birini yayınlamıştır.
Geçmişte ornitorenklerin varlığının bir fantezi olarak görülmesi şaşırtıcı değildir. Şu hayvana bir bakın: bir yandan kunduz gibi, diğer yandan aşırı büyümüş bir ördek gibi görünüyor.
Geçmişte bu tür bir hayvan ve kuş karışımı Avustralya faunası hakkındaki tüm fikirleri çürütmekle kalmamış, aynı zamanda oldukça gerçek hayvan leşleri, zeki bir tahnitçi tarafından çeşitli hayvanların parçaları, iplik ve dikiş iğnesi yardımıyla yapılan doldurulmuş bir hayvandan başka bir şey olarak kabul edilmemiştir.
Memelinin harika göründüğünü kabul etmek zorundasınız.

Ornitorenk bilimsel olarak ilk kez 1799 yılında tanımlanmıştır…. Bu keşif doğa bilimci George Shaw’a aittir. Her şey Avustralya Valisi John Hunter’dan bir paket almasıyla başladı. Kutuyu açtığında, korunmuş halde kahverengi bir post gördü.
Postun ağzı bir kemirgenin yüzüne benziyordu ve pençeleri de ördeğe benziyordu. Shaw, paketin son derece şüpheli olduğunu ve kendisinin de ilk başta sahte olduğunu düşündüğünü, ancak hiçbir zaman yapıştırma veya dikiş izi tespit edemediğini itiraf etti.
Bu şaşırtıcı yaratıkları gözlemlediği yıllar boyunca, daha fazla örnek birikti ve hayvanların doğal ortamlarındaki tanımları yapıldı.
Bu noktada bilim dünyası yeni ve heyecan verici bir keşif ve tartışma dönemi yaşıyordu. 1823 yılına gelindiğinde, anatomist (ve mezar soyguncusu) Robert Knox, “ornitorenklerin olağanüstü doğası bilim camiasının şüphelerini uyandırmış olsa da, bunların hepsinin sadece anatomiye yapılan bir başvuruyla anında ortadan kaldırıldığını” yazdı.
O zamandan bu yana ornitorenk hikâyesi daha da detaylandı. Hayvanın araştırmacıların düşündüğünden daha da ilginç olduğu ortaya çıktı: sadece kuşlar gibi yumurtlamakla kalmıyor, aynı zamanda arka ayaklarında çiftleşme oyunları sırasında yırtıcılara ve rakiplere karşı çok etkili bir savunma olan zehirli mahmuzlara sahip. Elbette tuhaflıklar bununla bitmiyor, daha pek çok şey var.
Ornitorenklerin eşşizliği onu Avustralya’nın kanguru ve koala ile beraber en belirgin sembollerinden biri yapar. Avustralya 20 sentinin arkasında resmi yer alır.
Ornitorenk’in vücudu ile geniş ve düz kuyruğu, yalıtılmış havayı hapsederek hayvanı sıcak tutan bir kürk ile kaplıdır. Tazmanya şeytanı gibi ornitorenk de kuyruğunu yağ depolomakta kullanır.
Ornitorenk, omuz çevresinde, bir ara köprücükkemiği dahil olmak üzere diğer memelilerde olmayan kemiklere sahiptir. Vücudunun altında değil yanında olan bacakları ile sürüngenlere benzeyen bir yürüyüş biçimi vardır.
Zehir sadece erkelerde bulunur; insan için öldürücü olmamasına rağmen kurbanı etkisiz kılacak kadar büyük acılar verir. Kısa zamanda yaranın etrafında ödem oluşur ve zamanla tüm uzuva yayılır.
Dayanılmaz acı vermesi dışında zehrin tam olarak nasıl işlediği hâlâ bilinmemektedir, buna rağmen sinir uçlarını etkilediği yönünde deliller vardır. Bilinen ağrı kesicilerden hiçbiri bu zehrin oluşturduğu acıyı azaltmakta etkili değildir.
Monotremler memeliler arasında elektrik algılama duyusuna sahip tek canlıdır. Avlarını kısmen, vücutlarının yarattığı elektriği algılayarak bulurlar. Ornitorenk tüm monotremler arasında en hassas elektrik algılamasına sahip olandır.
Derleyen: Feyza ÇETİNKOL
Kaynak: Bilim İnsanlarının Varlığına İnanamadıkları Ornitorenklerin Garip Hikayesi
Heterokromi: İnsanların Yüzde 1’inden Azını Etkileyen Yüz Özelliği
