Yıldıza ne zaman bir yıldız diyebiliriz? Yıldızları, kahverengi cücelerden ayıran çizgi yakında daha açık olacak.
Yıldızları kahverengi cücelerden ayıran çizgi, Carnegie’nin Serge Dieterich liderliğindeki yeni çalışma sayesinde daha da netleşecek. Astrophysical Journal ekibi tarafından yayımlanan bulgular, kahverengi cücelerin gökbilimcilerin daha önce düşündüğünden daha büyük olabileceğini gösteriyor.
Yıldızlardaki parlaklığın artması için, yıldızların içindeki hidrojen atomlarının kaynaşmasından elde edilen enerjiye ihtiyaç vardır. Yıldız çok küçükse hidrojen füzyonu meydana gelemez. Böylece nesne soğur, koyulaşır ve kahverengi cüceye dönüşür.
Birçok araştırmacı, şimdiye kadar bu bölünmenin her iki tarafındaki nesnelerin kütlesini, sıcaklığını ve parlaklığını belirlemeye çalıştı.
Dieterich: “Yıldızları kahverengi cücelerden ayıran sınırı anlamak hem formun hem de evrimin nasıl olabileceği konusundaki anlayışımızı geliştirecek. Aynı zamanda yaşanabilir gezegenlere ev sahipliği yapıp yapamayacaklarını da anlayabileceğiz.” dedi.
En son teorik modeller; kahverengi cücelerle yıldızları ayıran sınırların, Jüpiter’in kütlesinin 70 ile 73 katı veya Güneş’in kütlesinin yaklaşık yüzde 7’si kadar olan cisimlerde meydana geldiğini tahmin etmektedir. Ancak Dieterich ve ekibinin sonuçları bu öngörüyü sorgulamaktadır.
Dieterich’in ekibi, Epsilon Indi B ve Epsilon Indi C adındaki iki kahverengi cüceyi gözlemledi. Bunlar, aynı zamanda orta parlaklıkta yıldızları da içeren bir sistemin parçasıydı. İki kahverengi cüce de yıldız olmak için çok fazla zayıf. Ancak araştırmacıların bulgularına göre kütleleri Jüpiter’in sırasıyla 75 ve 70 katıdır.
Ekip bu ölçümleri iki kahverengi cücenin dakikalık hareketlerini daha uzak yıldızların arka planına karşı tespit etmelerini sağlayan iki uzun vadeli çalışmanın verilerini kullanarak gerçekleştirdi. Bu çalışmalar Carnegie Las Campanas Gözlemevi’ndeki Carnegie Astrometrik Gezegen Arama ve Yakın Yıldızlar Araştırma Birliği tarafından yönetilen Cerro Tololo Inter ve Amerikan Gözlemevi Paralaks araştırmasıdır.
Takımın şaşkınlık yaratan bulgularına göre, yıldız olmadıklarını diğer gözlemlerden bildiğimiz halde, Episilon Indi B ve C yıldız olarak kabul edildi.
Dieterich, “Birlikte ele alındığında sonuçlarımız mevcut modellerin gözden geçirilmesi gerektiği anlamına geliyor. En ağır kahverengi cücelerin ve en hafif yıldızların arasında kütlesel olarak küçük farklılıklar olduğunu gösterdik. Ancak buna rağmen, farklı yaşamlar için kaderlerine bağlılar. Biri yarışı sönük ve serin tamamladı, diğeri milyarlarca yıldır parlıyor.
Weinberger: “Yıldızlar ve kahverengi cüceler arasındaki ayrım çizgisinin geliştirilmiş bir tanımı, astronomların kendi galaksimizde her birinden kaç tanesinin var olduğunu belirlemesine yardımcı olabilir.” diye ekledi. Weinberger: “Yıldızların oluşturduğu bölgelerde yıldızların ve kahverengi cücelerin her zaman aynı oranda var olup olmadığına bakıyoruz. Bu da galaksimizin genel olarak yaşanabilirliğini anlamamıza yardımcı olabilir.” dedi.
http://dx.doi.org/10.3847/1538-4357/aadadc
Çeviri: Tuğba Aydın
