Yapışkan Yabancı Gezegenler Uydularını Yörünge Dışına Fırlatabilir

Yapışkan Yabancı Gezegenler Uydularını Yörünge Dışına Fırlatabilir. Bu fotoğraf, Mars’ın atmosferinin, güneşten gelen parçacık dalgalanmaları ile soyulduğunu gösteriyor. Yeni bir araştırma, bir ebeveyn yıldıza ait yüksek seviyedeki radyasyonun, ebeveyn yıldızlarına yakın yörüngede olan gezegenlerin etrafındaki uydu sayısını azaltabileceğini ortaya koyuyor.

Yeni bir araştırmaya göre, yabancı gezegenlerin özellikle yıldızlarına yakın yörüngede olmaları, gezegenlerin çevresindeki yaşanabilir yabancı uyduların çok uzun süre hayatta kalma ihtimalini azaltacak ve bu gezegenlerin uydularını kaybetme ihtimalleri daha yüksek olacaktır.

Gökbilimciler son 20 yılda, Dünya’nın güneş sistemi dışında 3.400’den daha fazla dünyanın var olduğunu doğruladılar. Bu keşifler, birçok dış gezegenin Dünya güneş sisteminde görülenlerden çok farklı olduğunu ortaya koymuştur: örneğin, şimdiye dek dış gezegenlerin yüzde 40’ının yıldızlarına, dünyanın güneşe olan konumundan en az 10 kat daha yakın olduğu keşfedildi. Buna karşılık, Merkür Dünya’ya oranla Güneş’e 3 kat daha yakındır.

Dünya’nın güneş sisteminde, gezegenlerden çok daha fazla sayıda uydu vardır. Tek başına Jüpiter, en az 67 uyduya sahiptir. Daha önceki çalışma, dış gezegenlerin etrafındaki uyduların veya dış uyduların(exomoons) Dünya’dan büyük veya daha geniş olabileceğini öne sürmüştü. Eğer bir dış gezegen, bir yıldızın yaşanabilir bölgesine yani dünyaların suyu sıvı halde barındırabilecek kadar ılık yüzey sıcaklıklarına sahip olduğu alana uzanırsa, o zaman böyle bir gezegenin çevresindeki Dünya boyutlarında bir dış uydu(exomoon) potansiyel olarak yaşam barındırabilir.

Bununla birlikte, yeni araştırmanın yazarlarından biri ve Çin’in Nanjing Üniversite’sinde bir gökbilimci olan Ji-Wei Xie , dış uyduların(exomoons) doğrulanan keşfe cevap vermekten kaçtığını söyledi. Ji-Wei Xie ve meslektaşları, dış uyduların(exomoon) neden anlaşılması zor durduğuna dair olası bir açıklama yapmak istediler. Bir ihtimal, dış uyduların(exomoons) görülmesinin zor olmasıdır ve bundan dolayı basit bir şekilde tespit edilememiştir. Ancak Xie,diğer bir ihtimal olarak, gökbilimcilerin buldukları dış gezegenlerin etrafında, bazı nedenlerden dolayı dış uyduların(exomoons) nadir bulunabileceğini belirtti.

Bilim adamlarının şimdiye kadar tespit ettiği dış gezegenlerin çoğu ev sahibi olan yıldızlarına yakındır, çünkü bu tür gezegenler, gökbilimcilerin kullanabileceği gezegen arama stratejileri kullanılarak daha kolay bir şekilde tespit edilir. Örneğin,ışınsal hız metoduyla yer çekimi kuvvetinin, bir gezegeni ileri geri şeklinde hızla çekmesinin işaretleri olan, yıldızların tekrarlayan titreme hareketlerine bakarlar ve bu titreşimler, bir dış gezegen yıldızına ne kadar yaklaşırsa o kadar büyük olur. Ek olarak, transit metot, bir gezegen önünden geçtiği zaman yıldızın parlaklığındaki düşüşe bakar ve bir dış gezegen onun yıldızına yaklaştığında bu tür kararmalar daha sık görülür.

Yıldızlarına yakın yörüngede bulunan gezegenler, doğal olarak daha uzakta olanlara göre daha yüksek enerjili radyasyona maruz kalmaktadırlar. Araştırmacılar, zamanla daha yüksek seviyedeki radyasyonun, yıldızlarına yakın olan dış gezegenlerin atmosferlerini patlatabileceğini düşünüyorlar; aslında bu fikir, diğer dış gezegen araştırmalarında da ortaya çıktı. Xie, prensip olarak, böyle bir “foto-buharlaşma” sürecinin, bu dış gezegenlerin etrafındaki uyduların yörüngelerini kararsız hale getirebileceğini söylüyor.

Xie ve meslektaşları, bir yıldızın, dış gezegenlerin uyduları üzerinde ne kadar güçlü bir etkisinin olabileceğini görmek için, Dünya’nın kütlesinin yaklaşık 14 ila 20 katı kadar Neptün benzeri, gaz bulutundan oluşan gezegenler simüle ettiler ve her birini Dünya’nın güneşe olan konumuna oranla 10 kat daha yakın mesafedeki bir yıldızın yörüngesinde döndürdüler. Gezegenler 500 uyduya kadar çıkmaya(yanmaya) başladı. Bilim adamları, gaz gezegenlerinin atmosferleri, foto buharlaşma ile aşındığı takdirde neler olacağını canlandırdılar ve zamanla gezegenlerin toplam kütlesini yarı yarıya azalttığını gördüler.

Bilim adamları, bir dış gezegenin uydularının akıbetinde foto buharlaşmanın önemli bir rol oynayabileceğini buldu. Foto buharlaşması simüle edilmiş dış gezegenin kütle kaybetmesine yol açtığından, gezegenin yer çekimi kuvveti zayıfladı ve dış uyduların(exomoons) yörüngeleri büyüdü, daha eksantrik(alışılmamış) yada oval biçimli bir hale geldi. Sonunda, bu yörüngelerden çoğu kararsız hale geldi, yani bu durumda uydular gezegenlerinin etrafındaki yörüngelerden tamamen çıkabilirler. Xie, simülasyonların gezegenlerin etrafında çok az uydu bıraktığını ya da hiç uydu bırakmadığını söyledi.

Gezegenlerin 500 küçük uydusunun olduğu senaryoda, araştırmacılar simülasyonların sonuna kadar, dünyaların etrafındaki yörüngede geriye sadece uyduların yaklaşık 4’te birinin kaldığını tespit ettiler. Bu uyduların yaklaşık yarısı gezegenleri ile çarpıştı ve uyduların 4’te biri ise gezegenlerinden kaçarken yıldızlarını çevreleyen yeni gezegen benzeri nesneler haline geldiler. Simülasyonda, uyduların bazıları, galakside amaçsızca dolaşarak boşta salınan ‘haydut gezegenler’ haline gelmelerini sağlayabilecek şekilde yörüngeler üzerinde uçtular.

Dünya’nın iki katı kadar kütleleriyle daha iri uyduların olduğu senaryoda, buharlaşan gezegenlerin çevresindeki sabit yörüngelerde bile daha az uydu kaldı. Araştırmacılar, bu senaryolarda, uyduların gezegenlerine çarpmaları veya onlardan kaçmalarına ek olarak birbirleriyle de çarpıştıklarını buldular.

Xie’ye göre bu bulgular gelecekteki dış uydu(exomoon) araştırmalarına rehberlik edebilir. Örneğin, bulguları, dış uydu(exomoon) avcılarının, yıldızlarına çok yakın olan dış gezegenlerden kaçınmaları gerektiğini ortaya koyuyor. Xie bunun özellikle, foto buharlaşmayı arttıran x ışınlarıyla parlak olan kırmızı cüce yıldızlar için geçerli olduğunu düşünüyor

Xie yaşanabilir dış uyduların(exomoons) olup olmadığı hususunda, güneşe benzer yıldızların, Dünya’nın güneşe olan uzaklığı kadar bir mesafede yaşanabilir bölgelere sahip olduğuna dikkat çekti. Aynı zamanda bu mesafelerde foto buharlaşma etkisinin çok sınırlı olduğunu ve bu nedenle bulguların onlar için geçerli olmayacağını söylüyor.

Bununla birlikte, evrendeki yıldızların yüzde 70’ini oluşturan kırmızı cüce gezegenler, güneşten 50 kat daha zayıftır ve dolayısıyla yaşanabilir bölgeler onlara çok daha yakındır. Xie, “bulgularımız, foto buharlaşmanın etkisiyle kırmızı cüce gezegenlerin etrafında daha az yaşanabilir uydunun olacağını ön görmektedir” dedi.

Bilim adamları,bulgularını 1 Aralık’ta The Astrophysical Dergi’sinde online olarak detaylandırdı.

Zeynep Kübra Akpınar

Kaynak: http://www.space.com/

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Çok Okunan Yazılar