Şiddet Sadece Kişinin Hafızasında Değil, DNA’sında da İz Bırakıyor
Yeni bir çalışma, yaşanan stresin nesiller boyunca aktarılabildiğini ve çocuklarının genetik yapısını değiştirdiğini ilk kez kanıtladı.
1982 yılında Suriye’nin Hama kenti korkunç bir trajedi yaşadı: yerel yetkililerin baskısı sırasında binlerce kent sakini öldürüldü. On yıllar sonra, bu acı sadece ailelerin tarihinde ve hafızasında değil, aynı zamanda genleri düzeyinde de kaldı.
Nitekim ABD ve Ürdün’den bilim insanlarının yaptığı bir araştırma, Hama katliamından sağ kurtulan kadınların torunlarının, hamilelikleri sırasında akrabalarının yaşadığı stres nedeniyle genetik değişiklikler geçirdiğini gösterdi.
Bu keşif, travmanın epigenetik mekanizmalar yoluyla nesiller boyu aktarılabileceği teorisini destekliyor.

İnsan genleri değişmezdir, ancak faaliyetleri, DNA’ya genlerin nasıl çalıştığını etkileyen kimyasal etiketlerin yerleştirildiği bir mekanizma olan epigenetik kullanılarak düzenlenebilir.
Stres altında, bu kimyasal etiketler belirli genlerin ifadesini kapatabilir veya değiştirebilir ve değişikliklerin yavrulara aktarıldığı gösterilmiştir.
Daha önce bilim insanları hayvanlarda da benzer bir etki gözlemlemişlerdi; ancak bunu insanlarda kanıtlamak zordu.
Yeni bir çalışma, şiddet ve travmanın yalnızca zihinde değil, aynı zamanda insanların çocuklarının genomunda da iz bırakabileceğine dair ilk kesin kanıtı ortaya koydu.
Benzersiz bir deney: üç kuşak Suriyeli aileler
Çalışma Florida Üniversitesi ve Yale Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından Ürdün’deki Haşimi Üniversitesi ile işbirliği içinde yürütülmüştür.
Araştırmaya 48 Suriyeli mülteci aileden 138 kişi katılmıştır: bazı aileler 1982’deki Hama kuşatması sırasında şiddete maruz kalmış, diğerleri ise Suriye iç savaşını yaşamıştır.
Çalışmaya üç kuşak dahil edilmiştir: büyükanneler, kızları (Suriye’deki savaş sırasında hamile olan) ve torunları.
Kontrol grubu ise askeri çatışmalar başlamadan önce ülkeyi terk etmiş olan Suriyeli ailelerdi.
Uzmanlar DNA örnekleri topladı ve epigenetik değişiklikleri analiz ederek bunları yaşanan şiddet geçmişiyle karşılaştırdı.

Bilim insanları hangi DNA değişikliklerini keşfetti?
Hama katliamından kurtulan kadınların torunlarında, kontrol grubunda bulunmayan 14 epigenetik işaret buldular.
Bu da büyükannelerin yaşadığı stresin torunların/kız torunların DNA’sını etkilediğini kanıtlıyor.
Suriye’deki savaşı ilk elden deneyimleyen kişilerde, epigenetiği değişmiş 21 DNA uzantısı bulundu.
Anne karnında şiddete maruz kalanlar, yaşa bağlı hastalık riskini artırabilecek hızlandırılmış biyolojik yaşlanma belirtileri gösterdi.
Uzmanlar, bu tür değişikliklerin tek bir epigenetik model oluşturduğunu, bunun da vücudun aşırı strese karşı evrensel tepkisi olduğunu belirtiyor.
Neden önemli?
Tanımlanan değişikliklerin insanların sağlığını nasıl etkilediği henüz tam olarak belli olmasa da, bu tür epigenetik değişimlerin diyabet, obezite ve diğer hastalıklara yatkınlığı artırabileceğine dair kanıtlar var.
Örneğin, İkinci Dünya Savaşı’ndan sağ kurtulan Hollandalı kıtlıkzedelerin torunları üzerinde yapılan çalışmalar, bu kişilerin çocuklarının aşırı kilolu olma riskinin arttığını ortaya koymuştur.
Araştırmanın başyazarı Connie Mulligan’a göre bulgular, toplumu şiddetin uzun vadeli sonuçları hakkında düşünmeye sevk etmelidir.
Uzman, “Bulgularımız travmatik deneyimlerin neden nesilden nesile aktarılarak yoksulluk, saldırganlık ve ruhsal bozukluklardan oluşan kısır döngüler yarattığını açıklayabilir” diyor.
Çalışma ayrıca şunu da gösterdi: Travma deneyimlerinin izleri sadece yavruların psikolojik durumunda değil, aynı zamanda DNA’larında da bulunabilir. Yani şiddet sadece ailelerin kaderinde değil, biyolojik kodlarında da derin izler bırakıyor.
Şimdi bilim insanları bu epigenetik izleri bir şekilde “silmenin” ve gelecek nesiller üzerindeki etkilerini önlemenin mümkün olup olmadığını araştırmayı planlıyor.
Derleyen: Feyza ÇETİNKOL
Kaynak: Şiddet Sadece Kişinin Hafızasında Değil, DNA’sında da İz Bırakıyor
Hormonlar Sizi Kırışıklıklardan ve Gri Saçlardan Kurtaracak! Gençleşme Mekanizması Tanımlandı
