Samanyolu’nda Ender Bir Kozmik Nesne Tespit Edildi
Samanyolu’nda, yalnızca iki elin parmaklarını geçmeyecek kadarı kayıt altına alınan, fazlasıyla ender görülen bir yıldız kategorisinin yeni bir üyesi keşfedildi.
Keşfedilen gök cismine ‘MAXI J1816-195’ adı verildi ve bize en fazla 30 bin ışık yılı mesafede bulunuyor. İlk gözlem ve araştırmalar, nesnenin, gökbilimci Alessandro Patruno’nun derlediği pulsar veri tabanına göre, bugüne kadar yalnızca 18 tanesi kayıtlara geçen bir ‘X-ışını milisaniye pulsarı’ olduğunu ortaya koyuyor.
Sayılar bu kadar düşük olduğunda, herhangi bir yeni nesne, bu nesnelerin nasıl oluştuğu, geliştiği ve davrandığı hakkında önemli istatistiksel bilgiler verebilen son derece heyecan verici bir bulguyu temsil eder.
Keşif gerçekten çok yeni. Gök cisminden yayılan X-ışını demetleri ilkin 7 Haziran’da Japon Uzay Ajansı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (ISS) dışına monte edilen ‘Tüm Gökyüzü X-ışını Görüntüsü Monitörü’ (MAXI) adı verilen bir cihaz tarafından saptandı.
Japonya’daki Nihon Üniversitesi’nden astrofizikçi Hitoshi Negoro tarafından yönetilen bir ekip, The Astronomer’s Telegram’a (ATel) gönderilen bir bildiride, galaktik düzlemde Yay, Scutum ve Serpens takımyıldızları arasında bulunan, daha önce kataloglanmamış bir X-ışını kaynağı belirlediklerini bildirdi. Nispeten parlak bir şekilde parladığını söylediler, ancak MAXI verilerine dayanarak onu tanımlayamamışlardı.
Diğer gökbilimcilerin akın etmesi uzun sürmedi. Pensilvanya Eyalet Üniversitesi’nden astrofizikçi Jamie Kennea ve meslektaşları, uzay tabanlı bir teleskop olan Neil Gehrels Swift Gözlemevi’ni kullanarak, tespitin bağımsız bir araçla doğrulanması ve yerinin belirlenmesi için bölgeye girdiler.
Swift, nesneyi X-ışınlarında gördü, ancak optik veya ultraviyole ışığında değil, MAXI gözlemlerinin belirttiği yerde gördü.
Araştırmacılar, ATel’e gönderdikleri yeni bir duyuruda, “Bu konum bildiğimiz herhangi bir kayıt altına alınmış X-ışını kaynağının bulunduğu yerde değil; bu sebeple, bunun yeni bir geçici MAXI J1816-195 kaynağı olduğu hususunda hemfikiriz” açıklamasını yaptılar:
“Bununla birlikte, Swift/XRT tarafından 22 Haziran 2017’de bu bölge üzerinde yapılan gözlemleri kayıtları, bu konumda herhangi bir nokta kaynağı bulunduğunu göstermiyor.”
Durum zaten ilginçken daha da ilginçleşti.
Sırada, NASA’ya ait Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden astrofizikçi Peter Bult’ın öncülük ettiği bir araştırmada, NASA’nın geliştirdiği ve ISS’e monte edilmiş bir X-ışını aracı olan ‘Nötron Yıldızı İç Kompozisyon Gezgini’nin (NICER) kullanılması vardı.
Ve işlerin gerçekten ilginçleşmeye başladığı yer burası. NICER cihazı, X-ışını termonükleer patlamasına ek olarak, X-ışını titreşimlerini 528,6 Hz’de yakaladı – bu tespit, ne olduğu bilinmeyen nesnenin kendi ekseninde bir saniyede 528.6 defa döndüğünü gösteriyordu.
Araştırmacılar, “Bu tespit, MAXI J1816-195’in bir nötron yıldızı ve yeni bir ‘genişleyen milisaniye X-ışını pulsarı’ olduğunu ortaya koyuyor” diye aktarıyorlar.
Peki bunun anlamı nedir? Tüm pulsarlar aynı şekilde oluşmuyor. En temel düzeyde, bir pulsar, süpernovaya dönüşen büyük kütleli ölü bir yıldızın çökmüş çekirdeğinden oluşan bir tür nötron yıldızıdır.
Bu nesneler çok küçük ve çok yoğundur – Güneş’in kütlesinin yaklaşık 2.2 katına kadar olan malzeme yığını, yalnızca 20 kilometre genişliğindeki bir küre içerisinde yoğunlaşmıştır.
Bir nötron yıldızının bir pulsar olarak sınıflandırılabilmesi için nabız atışlarına benzer atımlara sahip olması gerekir.Kutuplarından radyasyon ışınları püskürtülür; yıldızın açısı nedeniyle, bu ışınlar bir deniz fenerinden gelen ışınlar gibi Dünya’nın yanından geçer. Milisaniye pulsarları çok hızlı dönen pulsarlardır, saniyede yüzlerce kez atım yapabilirler.
Pulsarların bir kısmı sadece bu süratli dönüş hareketiyle güç kazanırken, bir diğer türdeki pulsarlar malzeme birikimiyle güç kazanır. Nötron yıldızları, başka bir yıldızla birlikte ikili bir sistemde var olur; yörüngeleri birbirlerine o kadar yakındır ki, eşlikçi yıldızdan çalınan malzemeler nötron yıldızına çekilir. Bu malzemeler, nötron yıldızının manyetik alan çizgileri boyunca, yüzeye düşeceği yer olan kutuplara yönlendirilir ve X-ışını yelpazesinde parlak bir şekilde ışıldayan sıcak noktalar meydana getirir.
Bazı durumlarda, yığılma süreci pulsarı milisaniyelik dönüş hızlarına kadar döndürebilir. Bu, bir ‘genişleyen X-ışını milisaniye pulsarı’dır ve MAXI J1816-195’in bu nadir kategoriye ait olduğu görülmektedir.
NICER tarafından tespit edilen termonükleer X-ışını patlaması, muhtemelen eşlikçi yıldız tarafından biriktirilen malzemenin dengesiz termonükleer yanışının bir sonucu olarak gerçekleşmişti.
Keşif çok yeni olduğu için çoklu dalga boylarında gözlemler devam ediyor. İzleme işlemi Swift kullanılarak gerçekleştirildi ve İspanya’daki Kanarya Adası’ndaki La Palma’daki 2 metrelik Liverpool Teleskobu henüz hiçbiri tespit edilmemiş olmasına karşın optik bir muadilini aramak amacıyla kullanıldı.
Diğer gökbilimcilerin de MAXI J1816-195 araştırmalarına katılmaları teşvik ediliyor.
Bu arada, tam bir pulsar zamanlama analizi yapılıyor ve Bult ve ekibinin dediğine göre, daha fazla veri elde edildikçe, diğer bilim insanlarına dağıtılacağını belirtiyor. Gelişmeleri ATel’den takip edebilirsiniz.
Kaynak: Science Alert
Uzayın Derinliklerinden Gelen Sinyal Bilim İnsanlarını Şaşırttı
Uzayın Derinliklerinden Gelen Sinyal Bilim İnsanlarını Şaşırttı
Samanyolu’nda Ender Bir Kozmik Nesne Tespit Edildi
