“Kornea Hastalıklarına Bağlı Körlükten Kurtulmak Ufak Bir Kornea Dokusu Kadar Yakın”

Kornea Hastalıklarına Bağlı Körlükten Kurtulmak Ufak Bir Kornea Dokusu Kadar Yakın

“Kornea Hastalıklarına Bağlı Körlükten Kurtulmak Ufak Bir Kornea Dokusu Kadar Yakın”

Halk arasında göz nakli diye bilinen şey, kornea nakli mi?

Kornea nakli hangi durumlarda, kimlere yapılıyor?

Kornea nakline lüzum kalmadan tedavi mümkün mü?

Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nden Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, merak edilen soruları  cevapladı.

Kornea nakli, halk arasında göz nakli olarak da bilinen, gözün ön tarafındaki saydam dokunun, yani korneanın değişimi ameliyatı.

Kornea nakliyle, kornea hastalıklarına bağlı körlüğün önüne geçilebiliyor.

Çocukluk döneminde ileri yaşlara uzanan süreçte kornea bakımı ve tedavisinde önemli noktalara dikkat çeken Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, sık sık numarası değişen ve gözü kaşınan çocuklara dikkat etmek gerektiği konusunda uyarıda bulundu. 

Kornea nakli için artık tüm kornea dokusunun değişmesinin gerekmediği, hastalığın nedenine bağlı olarak kısmi kornea nakli yapıldığını söyleyen Kemer, kornea bağışıyla başkalarına ışık olunabildiğini vurguladı. 

Dr. Özlem Evren Kemer.jpg
Prof. Dr. Özlem Evren Kemer

 

– Halk arasında göz nakli diye bilinen şey kornea nakli mi? Ve kornea nakli kimlere yapılıyor? Hangi durumlarda yapılıyor? 

Kornea nakli, halk arasında göz nakli olarak da bilinen ameliyat, gözün ön tarafındaki saydam dokunun, yani korneanın değişimi ameliyatıdır.

Bazen halkımız sanki gözün rengi de değişecekmiş ya da gözün bütünü değişecekmiş gibi algılıyor. Böyle olmadığını anlatmaya gayret ediyoruz. 

Kornea nakli aslında çok yüz güldürücü, bir ameliyat. Bu nakli yapabilmemiz için az görme nedeninin hastanın sadece korneasına bağlı olması gerekiyor.

Yani görme sistemini bir bütün olarak düşünürsek, bir gözün iyi görebilmesi için korneasının, merceğinin ve arkada retinasının, kısaca tüm sistemin sağlıklı olması gerekiyor.

Hastanın görme azlığı korneadaki bir problemden kaynaklanıyor. Gözün diğer bölümleri normalse, o zaman hasta yapılan bu cerrahiden fayda görebilir. 

Halkımıza kornea bağışı yapmaları konusunda motive etmek için de söylüyorum, naklettiğimiz doku hiçbir şekilde bir görsel değişiklik yaratmayan, kayıplarında görsel olarak kötü bir görünüm yaratmayan bir durum.

 

“Kornea bağışıyla başka insanlara da ışık olabilirsiniz”

Bir insana ışığı, bir insana hayatı, bir insana hayata tutunmayı kornea bağışlayarak armağan edebilirsiniz.

Bütün nakilleri düşünürsek; örneğin akciğer, karaciğer, kalp naklini, onlara göre kornea nakli içlerinde en yüz güldürücü olanıdır.

Kornea damarsız bir doku olduğu için, doku uyumluluğu için özel şartlara ya da kan grubu uyumuna gerek yok. 

Halkımızı daha fazla kornea bağışı yapmaya davet ediyoruz. Zaman zaman halk arasında kornea bağışı konusunda gündeme gelen çekinceler var.

Onun için özellikle belirtmek istiyorum kornea alımı vefat eden kişide görsel bir değişiklik yapmaz. Alınan sadece saydam bir dokudur. 

Kornea bağışını artırmanın ve başka insanlara ışık olabilmenin belki de en iyi yolu yaşarken sevdiklerimize ‘kornealarımızı bağışladığımızı söylemektir.

Çünkü hasta yakınları, yakınlarını kaybettikleri zaman o acının içinde böyle bir izni vermekte zorlanabiliyorlar.

Oysaki kaybettikleri kişiyi sağlığında “Ben gözlerimin bir başka insana ışık olmasını arzu ediyorum” diye bir bağışta bulunursa, bir söylemde bulunursa, o acılı gün geldiğinde, kaybedilen kişinin yakınları daha gönüllü bir şekilde bağışlayabilirler ve başka insanlara da ışık olabilirler. 

 

– Kısmi kornea nakli nedir ve bu kimlere yapılabiliyor?

Korneanın neresi gerekiyorsa biz o bölümü naklediyoruz. Çok uzun yıllardır ülkemizde başarıyla kornea nakli yapılıyor.  

eçtiğimiz 10 yıl içinde artık korneanın hepsini nakletmiyoruz. Korneanın hangi katmanında problem varsa o katmanını naklediyoruz.

Yani artık korneanın katmanlarını ayrı ayrı nakledebiliyoruz. Bir dokuyu ikiye bölerek 2 hastaya ışık verebiliyoruz.

Bu cerrahi ülkemizde pek çok merkezde başarıyla yapılabiliyor. Lameller (yani kısmi) cerrahinin şöyle bir avantajı var; sonuçta biz başka bir insanın korneasını naklediyoruz.

Her ne kadar kornea nakli damarsız bir doku olması nedeniyle diğer dokulara göre ret oranı, oldukça düşük olsa da vücudumuz onu tanıyor. “Bu benden değil” diyor ve onu reddetmeye çalışıyor.

Şimdi biz ne kadar az doku nakledersek, o kadar rejeksiyon yani reddetme ihtimalini düşürüyoruz. O yüzden hangi hastaya ne kadar kornea gerekiyorsa, korneanın neresi gerekiyorsa biz o bölümü naklediyoruz. 

 

Örneğin keratokonus dediğimiz ve daha çok gençlerde görülen bir rahatsızlık var. Kornea gitgide inceliyor, koni gibi dikleşiyor ve kornea yüzeyi düzensizleşiyor. 

Bu durum çocukluk çağında başlıyor ve genellikle 35-40 yaşlarına kadar ilerleyebiliyor. Lameller kornea nakli (DALK) ile incelen korneayı kalınlaştırıp, şeklini düzeltiyoruz.

Bu cerrahinin en önemli avantajı hastanın kendi korneasının endotelinin yerinde kalması ve yeni konan dokunun daha az reddedilme riski olmasıdır. 

Diğer bir lameller cerrahi ise korneanın sadece endotelinin nakledilmesi işlemi (DMEK) oluyor. Buna örnek vermek gerekirse korneanın geçirilen cerrahiler sonucunda örneğin, katarakt cerrahisi sonrasında endotel hücrelerinin hasar gördüğü durumlar ya da bu hücrelerin ileri yaşta yapısal olarak bozulduğu hastalıklar arasında Fuchs endotelyal distrofi sayılabilir. Bu hastalıkta yalnız endotel hücrelerini, soğan zarı kadar ince bir dokuyu naklediyoruz. 

 

– Bunlar hangi hastalıklar, kimlerde oluyor ve nakile gitmeyi önlemek mümkün mü?  

Bu durumda keratokonustan bahsetmek yerinde olur. Keratokonus hastalığında korneanın şekli değişiyor.

Kornea normal şeklinden saptığı zaman da görme azalıyor ve gitgide incelen ve konikleşen bir kornea karşımıza çıkıyor. Gözleri kaşımak bu hastalığın ilerlemesinde en büyük risk faktörü oluyor.

Bu hastalıktan özellikle bahsediyorum çünkü ilerleyen bir hastalık ve erken teşhis edildiği zaman bu hastalığı durdurmaya yönelik tedavi yapmak mümkün.

Bu çocuklar karşımıza sürekli gözlük numarası değişen, gözleri kaşınarak çıkıyor. 

Böyle gözü sürekli kaşınan çocukların hem kaşıntıların tedavi edilmesi için hem de ileride keratokonus gelişme riskinin azaltılması için mutlaka bir göz doktoruna götürülmesi gerekiyor.

Bizler kornea topografisi dediğimiz bir tetkik ile gözde keratokonus varlığını tespit edebiliyoruz.  

 

“Çocuğunuzun sık sık gözlük numarası değişiyorsa dikkat edin”

Eğer biz bir çocuğun keratakonusu olduğunu tespit edersek, çapraz bağlama yöntemi dediğimiz bir yöntemle kornea dokusunu tekrar sıkı hale getirecek ilerlemesine engel olabiliyoruz.

Görmeyi ise gözlükle, kontakt lens ile veya kornea içi halka yerleştirilmesi ile artırabiliyoruz.

Eğer hastalık çok ilerlediyse, kornea çok düzensizse ve inceldiyse, o zaman son çare olarak kornea nakli yapıyoruz. 

Keratokonus erken teşhis edilirse, çapraz bağlama tedavisi yapılırsa, kaşıntılar zamanında tedavi edilebilirse ilerleme engellenebilir ve kornea nakline gerek kalmaz. 

– Keratokonus dışında farklı nedenlerden dolayı da bu nakile ihtiyaç olabiliyor mu?   

Kornea kimyasallardan enfeksiyonlardan hasar görebilir. Böyle durumların tedavisinde de kornea nakli yapıyoruz.

Örneğin, kimyasal yanıklar korneada büyük problem yaratan, tedavisi oldukça zor olan durumlar. Özellikle aktif genç çalışan kişilerde, kimyasallarla çalışanlarda bu durum söz konusu olabilir. 

Kimyasallarla çalışan kişilerin mutlaka koruyucu gözlük kullanmaları lazım. Gözlerimizi her türlü travmadan, yabancı cisimlerden, keskin aletlerden, kimyasallardan korumamız gerekir.  

İnternette çok ucuz fiyata alınabilen gözlükler var. Bu basit önlem gözlerimizi körlükten kurtarıyor. 

Özlem Evren Kemer.jpeg
Prof. Dr. Özlem Evren Kemer

 

“Gözünüze bir şey kaçarsa bol bol yıkayın”

Eğer göze kimyasal bir madde kaçarsa gözü mutlaka en kısa zamanda bol su ile yıkamak gerekir.  

Gözü iyice açmak lazım ve yıkama işlemini dakikalarca yapmak lazım, çünkü kimyasal maddeler kapak altlarına da gidebiliyor ve kapak altlarından yavaş yavaş tekrar salınabiliyor.

Göz doktoruna gelmeden önce su ile yıkamak asıl tedavidir. Kimyasal travma ile yıkama arasında geçen süre ne kadar kısa ise göz doktorunun tedavisi o kadar kolay, sonuç o kadar iyi olabilmektedir.  

Kornea enfeksiyonları gözümüzde iz bırakıyor. Etkilenen kornea katmanına göre de ya lameller ya da tam kat kornea nakli yaparak hastanın görmesini artırmaya çalışıyoruz.

Gözdeki enfeksiyonun en sık nedenleri göze bir toz kaçması, dal çarpması göz yüzeyinin yaralanmasıdır. Kontakt lens kullanıcılarında da eğer lens kullanımına özen gösterilmemişse enfeksiyon görülebiliyor. 

Özellikle kontakt lens kullanıcıları için söylemek istiyorum. Bazen gençler kontakt lensleriyle uyuyabiliyorlar. Temizliklerini aksatabiliyorlar.

Bu tür durumlar enfeksiyon için çok önemli risk faktörleridir. Aslında korneamız o kadar muhteşem bir yapıya sahip ki onu mikroplardan koruyabilecek bütün savunma mekanizmalarına sahiptir.

Ne zaman ki korneamız çiziliyorsa, ne zaman ki bu bütünlük bozuluyorsa ya da bir kuru göz varlığında; yani bizim savunma mekanizmamızın azaldığı durumlarda, enfeksiyonlara davetiye çıkmış oluyor. 

O yüzden özellikle kontakt lens kullanıcılarına bir kez daha uyarmak istiyorum. Lenslerinizle uyumayın, mümkünse günlük kontakt lens kullanın.

Aylık lensin bakımına özen gösterin. Her gün çıkartın, yıkayın, solüsyonunuza koyun, ertesi gün yeniden takın. Lensler genellikle bir ay geçerli lenslerdir.

Daha ekonomik olsun diye bu süreci uzatarak bir aylık lensi daha uzun süre kullanmayın. Kontakt lenslerinizle denize havuza girerek dalmayın. 

Pixabay.jpg
Fotoğraf: Pixabay

– Katarakt cerrahisinde nelere dikkat edilmesi gerekiyor? Burada kornea nakline giden ya da bu süreçte sorun olabilecek bir durum olabiliyor mu?

Bir katarakt cerrahisinde hastamızı hazırlarken pek çok testten geçiriyoruz. Bu testlerin içinde de bu korneanın bu cerrahi travmaya dayanıp dayanamayacağı, korneadaki bu endotel dediğimiz hücrelerin sayısının yeterli olup olmadığına bakıyoruz. Niteliklerine bakıyoruz.

Ameliyat olunca nakile gerekmiyormuş gibi bir yanlış anlaşılma olmasın. Sadece rutin testlerimiz sırasında bazı hastalarımızda endotel hücre sayıları az olabiliyor.

Biz bunu tespit ettiğimiz zaman, katarakt cerrahisi sırasında endotel hücrelerini özellikle koruyan yöntemleri tercih ediyoruz.

Ameliyat sonrasında kornea şeffaflığını kaybetmiş olabiliyor. Bu tür durumlarda da hastalarımız çözümsüz değil. O zaman da kornea nakli yapabiliyoruz. 

– Nakil olan hastalar sonraki süreçte nelere dikkat ediyor ve neler yapmaları gerekiyor? 

Kornea nakli çok yüz güldürücü bir nakil. O yüzden diğer organ nakillerinden daha kolay yönetilebiliyor.

Nakil olan bir hastanın, sürekli nakil olduğu klinikle bağlantısı olmak durumunda. Belli aralıklarla kontrole gelmek durumunda. 

Kortizon dediğimiz vücudun bağışıklık sistemini baskılayan damlalar kullanıyoruz. Doktorun takibi altında kalarak, takip süreci içinde damlalar azaltılabiliyor ve bazen kesilebiliyor. 

Nakil sonrasında korneadaki dikişleri zaman içinde alıyoruz. Bunun sonrasında hastalar daha iyi görmeye kavuşuyorlar.

Kornea biraz yavaş iyileşen bir doku, biz dikişleri almaya başladıktan sonra, görme olması gerektiği gibi yükseliyor. 

“Aşı olunca göz doktorunuzla iletişimde olun”

Bu arada aşıyla ilgili bir uyarıda bulunmak istiyorum. Kovid-19 nedeniyle gündemimizde sık sık aşı olma durumu gündeme geldi.

Aşı sonrası ret reaksiyonu artabiliyor. O yüzden biz bu dönemlerde genellikle hastalarımıza ilaç dozlarını artırıyoruz. 1-2 haftalık süre ilaçlarımızı yüksek dozda tekrar kullanıyoruz ve tekrar azaltıyoruz. 

Kaynak: “Kornea Hastalıklarına Bağlı Körlükten Kurtulmak Ufak Bir Kornea Dokusu Kadar Yakın”

Biyonik Kornea Körlüğü Tedavi Etmede Yeni Bir Ufuk Açıyor

Biyonik Kornea Körlüğü Tedavi Etmede Yeni Bir Ufuk Açıyor

“Kornea Hastalıklarına Bağlı Körlükten Kurtulmak Ufak Bir Kornea Dokusu Kadar Yakın”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
16 + 7 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Çok Okunan Yazılar