İnsan Beyninde Doğumdan İtibaren İki Paralel Düşünme Sistemi Gelişir
Ohio Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar, dil işleme sorumluluğunu üstlenen beyin yapıları ile başkalarının duygularını ve düşüncelerini temsil etme sorumluluğunu üstlenen bölgelerin (sosyal zeka) erken çocukluk döneminde zaten birbirinden ayrılmış olduğunu gösterdi.
Bilim insanları, üç ila dokuz yaş arasındaki çocukların beyinlerini tarayarak, bu yeteneklerin başlangıçta tek bir bilişsel merkezden geliştiği teorisini çürüttüler.
Bu sistemlerin bağımsızlığı, nadir görülen klinik vakaları açıklıyor. Ciddi konuşma bozukluğu olan ancak yine de başkalarının motivasyonlarını ve duygularını anlama konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahip insanlar var.
Tersine, yüksek düzeyde dil yeterliliği, gelişmiş empati veya sosyal alt metinleri anlama yeteneğini garanti etmez. Beyin, farklı sinir yolları kullanarak “söyleneni” “neden söylendiğinden” fiziksel olarak ayırır.
Şimdiye kadar bilim insanları, dilin daha eski sosyal düşünce sistemlerinden geliştiğine ve bu işlevlerin erken çocukluk döneminde yakından iç içe geçmesi gerektiğine inanıyordu. Ancak geniş çaplı bir araştırmanın sonuçları farklı bir tablo ortaya koydu.
Üç yaşındaki çocuklarda bile, kelimeleri anlamaktan sorumlu beyin bölgeleri ile başkalarının duygularını ve niyetlerini tanımaktan sorumlu beyin bölgeleri bağımsız olarak işlev görüyor.

Dilsel görevler sol beyin yarımküresini aktive ederken, sosyal bilişsel süreçler sağ beyin yarımküresini daha fazla devreye sokuyor. Bu fonksiyonel izolasyon o kadar istikrarlıydı ki, aynı çocukların bir yıl sonra tekrar incelenmesi, yapıların yaşla birlikte “ayrışmadığını”, aksine başlangıçta paralel olarak var olduğunu doğruladı. Bilim insanları, en genç katılımcıların bile sinir ağlarında bu becerilerin ortak bir kökenine dair hiçbir iz bulamadılar.
İki paralel sistem
Nöronlar arasındaki bağlantıların analizi, her sistemin beynin diğer bölümleriyle etkileşiminde kendine özgü bir “imza”ya sahip olduğunu ortaya koymuştur. Konuşma merkezleri motor ve frontal alanlarla bağlantılıyken, sosyal zekâ alanları içsel düşünmeden sorumlu alanlarla etkileşim halindedir.
Araştırmacılar, çocukların beyinlerindeki belirli bölgelerin aktivitesini, nöronların dinlenme halindeyken birbirleriyle nasıl iletişim kurduğuna dayanarak tahmin etmeyi öğrendiler. Bu bireysel kalıplar yıllarca devam ederek her bireyin benzersiz gelişimini tanımlar.
“İnsanların sorduğu temel bir soru şu: Bizi tam olarak insan yapan nedir? İnsan bilişsel yetenekleri nasıl ortaya çıkıyor? Bence bu çalışma buna ışık tutuyor,” diye belirtti çalışmanın kıdemli yazarı Zeynep Saygin.
Bulgular, evrim hakkındaki görüşlerimizi yeniden düşünmemizi gerektiriyor: Konuşmamıza yardımcı olan işlemciler ve başkalarının durumlarını anlamamızı sağlayan süreçler, türümüzün gelişiminin çok erken bir aşamasında birbirinden ayrıldı. Bu beceriler gerçek hayatta ayrılmaz gibi görünse de, biyolojik olarak farklı beyin donanımlarına dayanıyorlar.
Bilim insanları, bir çocuğun zekasını genellikle konuşmasına göre değerlendirdiğimizi vurguluyor. Ancak araştırmalar, “sessiz” bir çocuğun son derece karmaşık bir zihinsel modele sahip olabileceğini ve insan ilişkilerinin yapısını konuşkan bir akranı kadar iyi anlayabileceğini gösteriyor.
Derleyen: Feyza ÇETİNKOL
Kaynak: İnsan Beyninde Doğumdan İtibaren İki Paralel Düşünme Sistemi Gelişir
Geleceği Gören Makine: AI ve Kuantum Birleşince Tahmin Gücü Sınırları Aştı
