Karanlıkta Virüsleri Yok Eden Nanopartiküller
Bilim insanları virüs membranlarına yapışıp onları yok eden nanopartiküller tespit ederek antiviral kaplamalar ve hava filtreleri için yeni olanaklar yarattı. Bu yöntem COVID-19 ve influenza gibi virüslere karşı sürekli ve pasif koruma sağlayabilir.
İsveç Tarım Bilimleri Üniversitesi (SLU) ve Tartu Üniversitesi’nden bilim insanları, koronavirüsleri ve diğer zarla çevrili virüsleri etkisiz hale getirmenin yeni bir yolunu keşfetti. Bazı mineral nanopartiküllerin virüsün dış zarına zarar vererek insan hücrelerini enfekte etme kabiliyetini azalttığını keşfettiler. Bu etki mekanizması benzersizdir ve daha önce keşfedilmemiştir. Özellikle, bu teknoloji oda sıcaklığında ve karanlıkta çalışarak yüzeyleri, havayı ve suyu dezenfekte etmek için oldukça etkili hale geliyor.
Antiviral Yüzeyler ve Filtreler için Nanopartiküller
“Bu yeni bilgiyi kullanarak, uygun nanopartiküllerin* sulu çözeltilerini püskürtmek ve kurumaya bırakmak suretiyle antiviral özelliklere sahip yüzeyler oluşturmak kolay olacaktır. Kirlenmiş hava ve suyu arıtmak için uygun maliyetli filtreler tasarlamak da kolay olmalı,” diyor araştırmayı yöneten SLU’dan Profesör Vadim Kessler.
COVID-19 salgını, yeni antiviral tedaviler ve dezenfeksiyon yöntemleri için küresel bir arayışa neden oldu. Nanoteknoloji, özellikle de belirli metallerden ve metal oksitlerden yapılan nanoparçacıklar, virüslerle savaşma potansiyeli nedeniyle dikkat çekmiştir.
Antiviral Yüzeyler ve Filtreler için Nanopartiküller
“Bu yeni bilgi sayesinde, uygun nanopartiküllerin sulu çözeltileriyle yüzeyleri basitçe püskürtüp kurutarak antiviral özellikler kazandırmak kolay olmalıdır. Ayrıca, kirli hava ve suyu arıtmaya yönelik maliyet etkin filtreler tasarlamak da mümkün olacaktır.” diye açıklıyor araştırmayı yöneten SLU’dan Profesör Vadim Kessler.
COVID-19 pandemisi, yeni antiviral tedaviler ve dezenfeksiyon yöntemleri arayışını hızlandırdı. Özellikle belirli metaller ve metal oksitlerden yapılan nanopartiküller, virüslerle mücadelede büyük potansiyele sahip olduğu için nanoteknoloji bu alanda ilgi gördü.
Mineral Nanopartiküllerde Çığır Açan Keşif
Şimdi, SLU ve Estonya’daki Tartu Üniversitesi’nden araştırmacılar, belirli mineral nanopartiküllerin koronavirüslerle nasıl etkileşime girdiğini araştırdı. Bulguları, bu partiküllerin virüsü etkisiz hale getirmesinin daha önce bilinmeyen bir yolunu ortaya koyarak hastalık önleme açısından umut verici yeni uygulamalar sundu.
“Artık bu partiküllerin koronavirüse karşı etkili olabilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerektiğini biliyoruz ve bu, ileriye doğru atılmış çok önemli bir adım.” diyor Vadim Kessler.
Nanopartiküllerin Virüs Zarfını Nasıl Parçaladığı
Koronavirüsler, dış zarfa sahip bir virüs türüne aittir; bu zarf bir lipid membranıdır. Araştırmalar, titanyum oksit gibi kum minerallerinin nanopartiküllerinin, bu membrandaki fosfolipitlere çok güçlü bir şekilde bağlandığını ortaya koydu. Bu bağlanma, zarfa zarar verir ve viral genetik materyalin serbest kalmasına neden olarak virüsün hücreleri enfekte etme yeteneğini azaltır.
Büyük bir avantaj, bunun oda sıcaklığında gerçekleşmesi ve herhangi bir aktivasyon gerektirmemesidir. Daha önce, mineral nanopartiküllerin yalnızca reaktif oksijen türleri (ROS) üreterek virüsleri yok edebileceği ve bunun da UV ışığı ile aydınlatma gerektirdiği düşünülüyordu.
Su Arıtma ve Karanlık Alanlarda Kullanım Potansiyeli
Araştırma, titanyum nanopartikülleriyle kaplanmış yüzeylerin, UV ışığı ile aktive edilmesine gerek kalmadan, koronavirüsler ve grip virüsleri gibi zarflı virüsleri yok edebileceğini ve dolayısıyla karanlık alanlarda da etkili olabileceğini öne sürüyor. Fosfolipitlere güçlü bir şekilde bağlanan demir ve alüminyum oksitler gibi diğer küçük metal oksitler de aynı şekilde çalışabilir. Bir diğer olası uygulama ise, acil durumlarda kirli suyu arıtmak için nanopreparat ekleyerek ve ortaya çıkan jelin çökelmesine izin vererek suyu arıtmaktır.
İnsan Hücreleri İçin Güvenli
“Ürettiğimiz partiküller insan vücudu için tehlikeli değildir,” diyor Tartu Üniversitesi Genetik Profesörü Angela Ivask. “Bunu garanti etmek için birkaç hücre hattı üzerinde test ettik.”
Notlar
Nanopartiküller son derece küçüktür ve bazen aynı malzemenin daha büyük parçacıklarıyla kıyaslandığında tamamen farklı özelliklere sahip olabilirler.
Kaynak: https://scitechdaily.com
