JWST, Diğer Galaksilerdeki Muhteşem Yıldız Oluşumu Bulutlarını Yakaladı
Yıldızlar arasındaki boşlukta çok şey oluyor.
Orada, boşlukları dolduran ince toz ve gaz, bazen bir araya gelerek yoğun bulutlar oluşturur. İşte yıldızlar burada doğar, yerçekimi altında çöküp tutuşan ve Evren’i aydınlatan madde düğümlerinden oluşur.
Sisle örtülü olan yıldız oluşum sürecinin kendisi hala büyük ölçüde bir gizemdir. Ancak JWST, kızılötesi dalga boylarındaki benzeri görülmemiş çözünürlüğüyle gözlerimizin göremediğini görüyor.
Uzay teleskobundan gelen görüntüler, yakınlardaki 19 spiral galakside yıldız oluşumunun nasıl ve nerede gerçekleştiğinin sırlarını bir araya getirmek ve her yerde dalgalanan gaz ve tozun haritasını çıkarmak için kullanılıyor.
Projenin adı Physics at High Angular resolution in Nearby Galaxies (PHANGS) – (Yakın Galaksilerde Yüksek Açısal Çözünürlükte Fizik) ve bu galaksilerden dördüne ilişkin ilk bulguları ortaya koyan 21 makale The Astrophysical Journal Letters’ın özel bir sayısında yayımlandı.
San Diego’daki California Üniversitesinden fizikçi Karin Sandstrom, “JWST ile yakın galaksilerin çok yüksek çözünürlükte inanılmaz haritalarını çıkarabilir ve yıldızlararası ortamın inanılmaz ayrıntılı görüntülerini sağlayabilirsiniz.” diyor.
JWST’nin galaksilerin diğer teleskoplar için opak olan kısımlarını görebilmesinin nedeni sadece şimdiye kadar yapılmış en güçlü uzay teleskobu olması değil, aynı zamanda Evren’i kızılötesi olarak görmesidir. Optik gibi daha kısa dalga boylu ışıklar küçük parçacıklardan saçılır ve bu nedenle kalın bulutlara nüfuz etme eğiliminde değildir. Kızılötesi gibi daha uzun dalga boylarının, tozun içinden engelsiz geçme şansı çok daha yüksektir.
Spitzer gibi önceki kızılötesi uzay teleskopları bu bulutlarda saklanan kızılötesi hazinelerin ipuçlarını vermişti ancak JWST’nin muhteşem çözünürlüğü bize içeride benzeri görülmemiş bir görüntü sunuyor.

PHANGS projesi bunun için özel olarak tasarlanmış olup, Samanyolu’na benzer özelliklere sahip 19 yakın spiral galaksiden oluşan bir örnek üzerinde çalışmakta ve onları uzayda yüzleri bize dönük olacak şekilde yönlendirmektedir. Bu yönelim, galaksilerdeki toz ve gaz dağılımını en iyi şekilde görebileceğimiz ve yıldız oluşumunun nerede gerçekleşip nerede gerçekleşmediğini daha doğru bir şekilde haritalayabileceğimiz anlamına geliyor.
PHANGS için incelenen ilk dört galakside – M74, NGC 7496, IC 5332 ve NGC 1365 – bilim insanları, galaktik merkezlerden uzanan ve çubuk adı verilen özellikler ve spiral kollar arasındaki soğuk gaz “mahmuzları” -yıldız oluşumu açısından zengin olduğu düşünülen bölgeleri- dahil olmak üzere ince yapıları inanılmaz ayrıntılarla seçebildiler.

Ohio Eyalet Üniversitesi’nden astronom Adam Leroy, “İnce yapıyı gördüğümüz netlik bizi kesinlikle şaşırttı.” diyor.
Almanya’daki Max Planck Astronomi Enstitüsünden astrofizikçi Nadine Neumayer’e göre, “Yeni PHANGS-JWST verileri bize en yüksek çözünürlükte çevredeki sarmal gökadaların yıldız oluşumuna dair büyüleyici bir fikir veriyor.”
Bu görüntüler, nihayet bilim insanlarının yıldız oluşumunun gerçekten de iyi tanımlanmış sarmal kollar arasında gerçekleştiğini teyit etmelerini sağlıyor: Mahmuzların içindeki bebek yıldızları tespit ettiler.
Ayrıca NGC 628 veya Hayalet Galaksi olarak da bilinen M74 galaksisinin kalbi gibi bazı gizemler de buldular. Burada, süper kütleli bir kara deliği çevreleyen bir yıldız kümesinden oluşan galaktik çekirdek, gaz ve tozdan tamamen yoksun 1.300 ışık yılı genişliğinde bir boşlukta oturuyor. Bu bölgenin nasıl boşaltıldığı bir bilmecedir.

Diğer ekipler, polisiklik aromatik hidrokarbonların (PAH’lar) varlığını araştırarak yıldızlararası ortamın kimyasına odaklandı. Bu moleküller kolayca iyonize olur ve eşit olarak dağılır, bu da onları tüm yıldızlararası ortamın mükemmel bir izleyicisi yapar.
Bu ilk sonuçlar bir araya getirildiğinde PHANGS’ın, galaksilerin nasıl yeni yıldızlar ürettiğine dair bize söyleyecek çok şeyi olduğunu gösteriyor.
Sandstrom, “Beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri, yıldızlararası ortamın bu yüksek çözünürlüklü izleyicisine sahip olduğumuza göre, yıldız oluşumunun gerçekleşmesi için daha yoğun ve moleküler hale gelmesi gereken dağınık gazın yapısı da dahil olmak üzere her türlü şeyi haritalayabiliriz.” diyor.
“Ayrıca süpernova patlamaları gibi çok fazla ‘geri beslemenin’ olduğu yeni oluşan yıldızları çevreleyen gazın da haritasını çıkarabiliriz. Yıldızlararası ortamın tüm döngüsünü gerçekten çok detaylı bir şekilde görebiliyoruz. Bu, bir galaksinin nasıl yıldız oluşturacağının özüdür.”
21 makale The Astrophysical Journal Letters’ın özel bir sayısında yayımlandı.
Kaynak: JWST, Diğer Galaksilerdeki Muhteşem Yıldız Oluşumu Bulutlarını Yakaladı
Derleyen: Simge KARA
Gökbilimciler Samanyolu’nun Milyarlarca Yıl Öncesine Ait ‘Ayna Görüntüsünü’ Buldu
JWST, Diğer Galaksilerdeki Muhteşem Yıldız Oluşumu Bulutlarını Yakaladı
