İnsan Kendine Zarar Verme Davranışında Neden Israrcıdır?
Araştırma, kendine zarar verme davranışına yeni bir ışık tutuyor.
Araştırmaya göre, eylemlerimiz ve sonuçları arasındaki bağlantıyı yanlış anlamak, zararlı alışkanlıklardan vazgeçmeyi bu kadar zorlaştıran şey olabilir.
Kendilerine zarar veren davranışları ısrarla sürdüren insanlar, değişme konusundaki isteksizlikten çok, neden acı çektiklerine dair mantıklı ama nihayetinde yanlış açıklamalar ürettikleri bir öğrenme sorunundan muzdarip olabilirler.
Geçtiğimiz günlerde Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde UNSW Sydney ve Western Sydney Üniversitesi psikologları tarafından bildirilen bulgular, bağımlılık ve diğer zararlı sonuçlara yol açan kendine zarar verici davranışları olan kişiler için terapinin uyarlanması açısından önemli çıkarımlara sahip olabilir.
İyi Gemi, Kötü Gemi
UNSW Sydney ve Western Sydney Üniversitesinden psikologlar, genç yetişkin gönüllülerin galaksiler arası uzay ticareti temalı basit bir video oyunu oynadığı bir deney tasarladı. Katılımcılar iki gezegene tıklayarak puan topladılar ve bu puanlar onları para ödülü kazanma yarışına soktu.
Katılımcıların haberi olmadan, herhangi bir gezegene tıklamak benzer miktarda ödüle yol açarken, aynı zamanda farklı uzay gemilerinin ortaya çıkmasına da neden olabiliyordu. Bir gezegene tıklamak, kazançlarının büyük bir kısmını çalacak bir korsan gemisini tetiklerken, diğer gezegen tarafından tetiklenen gemiler zararsızdı.
Araştırmacıların “hassaslar” olarak adlandırdığı oyunda en başarılı olanlar, “kötü” gezegeni seçmekle korsan gemisi arasındaki bağlantıyı kuran ve davranışlarını bu gezegene tıklamaktan tamamen kaçınacak şekilde ayarlayan kişilerdi.
Ancak oyunun birkaç turundan sonra, kötü gezegenin seçilmesi ile korsan gemisinin ortaya çıkması arasındaki noktaları henüz birleştirmemiş olan önemli bir kısım insan vardı. Oyunun ortasında, kötü gezegene tıklamanın cezalandırıcı sonuçlara yol açtığı kendilerine açıklandığında, çoğu insan ganimetlerini kaybetmemek için davranışlarını ayarladı.
Ancak şaşırtıcı bir şekilde -ve araştırmacıları büyüleyen şey- bazı insanlar sonuçları konusunda uyarılmalarına rağmen korsan gemisini getiren gezegeni seçmeye devam etti.
Araştırmanın başyazarı Dr. Philip Jean-Richard-dit-Bressel, “Aynı video oyununu kullanan önceki çalışmalardan, ‘farkında olmayanlar’ olarak adlandırdığımız birçok insanın, eylemlerinin nasıl olumsuz sonuçlara yol açtığını fark edemediğini zaten biliyoruz.” diyor.
“Ancak ‘farkında olmayanlara’ seçimlerinin nasıl olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdiğimiz son deneyimizde, çoğu davranışlarını hızla değiştirdi ve kendileri için faydalı olacak şekilde hareket etmeye başladı. Ancak yine de önceki zararlı davranış kalıplarını sürdüren ve ‘kompulsifler’ (İrade üzerinden kontrol edilemeyen davranışlarda bulunma eğiliminde olanlar) olarak adlandırdığımız bir alt küme vardı.”
Burada Neler Oluyor?
UNSW Psikoloji Okulunda davranışsal sinirbilimci olan çalışmanın eş yazarı Profesör Gavan McNally, deneyi gerçek hayattaki kompulsif davranışların bir mikrokozmosu olarak görmeye karşı uyarıda bulunuyor: “Gerçek hayat çok daha stokastik (raslantısal) ve insanların bu kadar esnek olduğuna inanmıyorum.”
Ancak deney, kompulsiflerin nerede yanlış yaptıklarını gösterdikten sonra bile neden kendi kendilerine zarar veren davranışlarda bulunmaya devam ettiklerini henüz tam olarak açıklayamasa da, Prof. McNally çalışmanın bilişsel düzeyde neler olup bittiğine dair yeni fikirleri vurguladığını söylüyor.
Dr. McNally, şimdiye kadar değiştirilmesi zor olan kendine zarar verici davranışların genellikle iki açıklamaya dayandırıldığını söylüyor. Bunlardan biri; uyuşturucu, alkol ya da kumar bağımlılığında olduğu gibi, bireyin peşinde olduğu şeye her şeyden daha fazla değer vermesidir. Diğer açıklama ise takıntılarının, kendi kontrolleri ya da farkındalıkları dışında gerçekleşiyor olmasıdır.
“Gösterdiğimiz şey, değer ya da farkındalıktaki farklılıklardan değil, kendi eylemlerinin onları zarara sürüklediğini doğru bir şekilde anlayamamaktan ya da takdir edememekten kaynaklanan bilişsel bir yol olduğudur. ‘Kompulsiflerimiz’ gerçekten de öğreniyorlar, sadece yanlış şeyi öğreniyorlar.”
Cezanın Seyrekliği
Araştırmacılar, sorunun bir kısmının, olumsuz sonuçlar veya cezalar nadiren ortaya çıktığında, risk taşıyan davranışlarda bulunmaya devam etmenin daha kolay olması olduğunu söylüyor. Bu durum hiçbir şekilde bağımlılıkları olan, pervasız davranışlarda bulunan ya da takıntılı bir şekilde araba kullanan kişilerle sınırlı değildir. Hepimizi kapsayabilir.
Örneğin, araç kullanma ve hız sınırlarını düşünün. Hız sınırını her aştığımızda para cezası alsaydık, hız sınırı bölgeleri konusunda daha dikkatli davranarak ve ne kadar hızlı gittiğimize sürekli dikkat ederek davranışımızı değiştirme olasılığımız çok daha yüksek olurdu. Bir başka örnek: Her 100 seferde bir alkol aldığımızda değil de her alkol aldığımızda şiddetli bir şekilde hasta olsaydık, alkol alımımızı ciddi bir şekilde azaltma ya da tamamen bırakma olasılığımız çok daha yüksek olurdu.
Prof McNally, “Belirli davranışların olumsuz sonuçları seyrek olduğunda, onlara bağlantıyı gösterseniz bile davranışlarını değiştirmeyecek insanların büyük bir kısmına sahibiz.” diyor.
Video oyunu örneğinde, araştırmacılar korsan gemisinin o gezegen seçildiğinde zamanın %10’unda, zamanın %20’sinde ve zamanın %40’ında ortaya çıkmasını sağlayarak deneyler yaptılar. 40’lık ayarda, oyuncuların yaklaşık %40’ının cezalandırıcı gezegenden tamamen kaçınmaya başladığı ve %10’luk ayarda bu sayının %10’a düştüğü ortaya çıktı.
Dr. Jean-Richard-dit-Bressel, “Davranışınız ile korsan gemisinin ortaya çıkması arasındaki ilişkiyi görmenin daha zor olduğu düşük frekans grubundaysanız, eyleminizin bu olumsuz sonuca yol açtığını söyledikten sonra bile devam edecek bireyler elde etme eğilimindesiniz demektir.” diyor.
Ama bu sadece bir video oyunu, neden umursasınlar ki?
Dr. Jean-Richard-dit-Bressel, kendileriyle görüşüldüğünde; ister duyarlı, ister bilinçsiz ya da zorlayıcı olsun, tüm öğrencilerin başarılı olmayı önemsediklerini ve aktif olarak kaybettiklerinden daha fazla puan kazanmaya çalıştıklarını söylediğini belirtiyor.
“Korsan gemisinden kaçmakta başarısız olanlar, puan kaybından gerçekten hoşlanmadıklarını bildirdiler.” diyor.
“Bu kötü bir şey, bu iyi bir şey’ demekte çok iyiler ama bu sonuçlara yol açan eylemlerinin nasıl bağlantılı olduğunu göremiyorlardı.”
“Bu bir motivasyon sorunu değil, dürtüsellik sorunu değil ya da kendi davranışları üzerinde kontrol sahibi olmama sorunu değil. Sorun, eylemlerinizin istediğiniz ve istemediğiniz belirli sonuçlara nasıl yol açtığına dair bilişsel olarak doğru bir model oluşturma becerisi gibi görünüyor.”
Yaşam İçin Dersler
Araştırmacılar, bazı insanların hatalarından ders almayı neden daha zor bulduklarını öğrenmek ve terapiyi bireye göre uyarlamak için araştırmayı daha da ilerletmeyi planlıyor.
McNally, “Bu yıl, bu araştırmanın alkol sorunları için tedavi ortamlarında kullanılıp kullanılamayacağını, karar vermedeki bu farklılıkların tedavi yanıtlarındaki bireysel farklılıkları ne ölçüde yakaladığını göreceğiz.” diyor.
“Bireylerin tedavilerle daha iyi eşleştirilmesine olanak sağlıyor mu? Bunun diğer tarafı da şu: İnsanların davranışlarını değiştirmek istiyorsanız, özellikle de bu bilgi onların deneyimleriyle çelişiyorsa, davranışlarını değiştirmek için bu bilgiyi onlara sunmanın en iyi yolu nedir?”
Dr. Jean-Richard-dit-Bressel, bu araştırmanın, bir kişiyi dönüm noktası olarak tanımladığı noktaya -davranışlarını değiştirmeleri gerektiğini fark etmeye- getiren şeyin ne olduğunu anlamaya yönelik ilk adım olmasını umuyor.
“Örneğin bir madde kullanım bozukluğu ile uğraşan bir kişi için dönüm noktası, davranışlarının zararlı yönlerini fark etmeye başladığı ve tedavi arayışı gibi faydalı değişiklikler yapmaya daha açık olmaya başladığı zaman olabilir.
“Davranışlar ve sonuçlar arasındaki bağlantının farkında olmanın bilişsel bileşeninin genellikle göz ardı edildiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla, onları bu ilişki hakkında bilgilendirmenin en iyi yolunu bulabilirsek, aslında kendileri için daha iyi kararlar alabilirler.”
Kaynak: https://medicalxpress.com
Derleyen: Simge Kara
