İnsan Atalarının Avustralya’ya Yürüyüşüne Dair En Eski İşaretler Laos Mağarasında Bulundu

İnsan Atalarının Avustralya ya Yürüyüşüne Dair En Eski İşaretler Laos Mağarasında Bulundu

İnsan Atalarının Avustralya’ya Yürüyüşüne Dair En Eski İşaretler Laos Mağarasında Bulundu

Bilim insanları, Laos’taki bir mağaranın derinliklerinde, zayıf güneş ışığı ve parlak lambalarla aydınlatılan, insan atalarımızın yaklaşık 86.000 yıl önce Güneydoğu Asya anakarasından Avustralya’ya doğru yol aldıklarına dair bilinen en eski kanıtları ortaya çıkardılar.



İnsan kalıntılarına dair herhangi bir iz arkeologlar için büyük bir zevktir; ancak bir keşfin tozunu alıp tarihlendiklerinde ve bunun bir bölgedeki erken insan göçlerine dair zaman çizelgelerini on bin yıldan daha fazla geriye götürebileceğini fark ettiklerinde bu zevk daha da artar.

Bu yeni keşfin arkasındaki uluslararası araştırmacı ekibi, Laos’un kuzeyindeki bir karstik mağarada daha önce başkalarının gittiğinden daha derine inerek, hassas özelliklere sahip bir kafatası parçası ve bir bacak kemiği parçası ortaya çıkardı. Bu fosiller, insan atalarımızın varlığını ve Avustralya’ya olan yolculuklarını kanıtlamada önemli bir adım niteliğindedir.

İlk insanların güneye doğru yolculuklarında sığındıkları mağara bölgesinin zaman çizelgesini yeniden yapılandırmak için beş farklı tarihleme tekniği kullanarak iki insan fosilinin 86.000 ila 68.000 yaşında olduğunu tahmin ediyorlar. Bu yaş tahminleri, insan atalarımızın Güneydoğu Asya anakarasından Avustralya’ya doğru göçünün daha önce düşünülenden çok daha eski olduğunu göstermektedir.

Kemiklerin bulunduğu Tam Pà Ling Mağarası, derin bir insan işgali tarihine sahiptir. Daha önce daha sığ tortul katmanlarda bulunan bir avuç insan fosili, bölgenin geçmişindeki insan varlığını kanıtlamıştır. Bu fosiller, Laos’a geri gönderilmeden önce incelenmek üzere ABD’ye gönderilmiş ve 70.000 ila 46.000 yıl öncesine tarihlendirilmiştir.

Ancak araştırmacılar, bu fosilleri doğrudan tarihlendiremiyorlar çünkü bölge bir Dünya Mirası alanı ve fosiller Laos yasaları tarafından korunuyor. Ayrıca, çökeltiler mağaraya akan ve orada yakılmayan kömür içerdiğinden, her zamanki tarihleme tekniklerine de güvenemiyorlar. Bu nedenle, ekip lüminesans tarihleme ve diğer yöntemleri kullanarak mağaradaki tortuların yaşını tahmin etmeye çalışmıştır.

Central Florida Üniversitesi’nden biyolojik antropolog Sarah Freidline liderliğindeki ekip, en derinde yaklaşık 7 metre (23 feet) bulunan yeni keşfedilen fosilleri çevreleyen tortuların yaş tahminini elde etmek için çeşitli yöntemler kullanmıştır. Elde ettikleri sonuçlar, Tam Pà Ling Mağarası’nda daha önce bulunan fosillerin yaş tahminlerini desteklemekte ve bölgenin insan varlığına dair kronolojisini yaklaşık 10.000 yıl uzatmaktadır.

Bu keşif, göç eden atalarımızın Avustralya’ya ulaşmak için sadece kıyı şeridini ve adaları takip etmediklerini, aynı zamanda ormanlık bölgelerden ve nehir vadilerinden geçtiklerini göstermektedir. Mağaranın denizden 300 kilometreden (186 mil) daha uzakta olması, insan atalarımızın sadece deniz yoluyla değil, karayoluyla da seyahat ettiklerini gösteren önemli bir kanıttır.

Şu anda Tam Pà Ling Mağarası'ndan keşfedilen en eski fosil olan yukarıdaki kaval kemiği 6,97 metre veya 22,8 fitte bulundu.
Şu anda Tam Pà Ling Mağarası’ndan keşfedilen en eski fosil olan yukarıdaki kaval kemiği 6,97 metre veya 22,8 fitte bulundu.

Avustralya’daki Macquarie Üniversitesi’nden jeokronolog Kira Westaway, “Lüminesans tarihleme olmasaydı, bu hayati kanıtın hala bir zaman çizelgesi olmayacaktı ve bölge boyunca kabul edilen dağılma yolunda alan gözden kaçacaktı” diyor. Bu keşif, insan atalarımızın Asya’dan Avustralya’ya olan göç hikayesinin daha iyi anlaşılmasına ve zaman çizelgesinin netleştirilmesine yardımcı olmaktadır.

Araştırmanın kıdemli yazarı Kopenhag Üniversitesi’nden paleoantropolog Fabrice Demeter, “Tam Pà Ling, modern insanın Asya’ya göç hikayesinde kilit bir rol oynuyor ancak önemi ve değeri yeni yeni anlaşılıyor” diye ekliyor. Bu keşif, insanlık tarihindeki büyük göçlerin ve yerleşimlerin anlaşılması için önemli bir ipucu sağlamaktadır.

Binlerce yıldır gün yüzü görmemiş tortuları eleyen ve katmanlarını mikroskop altında dikkatle inceleyen ekip, bu tortuların yaklaşık 86.000 yıl boyunca yavaşça biriktiğini ve mağaradaki insan varlığına dair yaklaşık 56.000 yıllık bir kayıt oluşturduğunu tespit etti. Bu kayıt, insan atalarımızın bölgede uzun süreli olarak var olduklarını ve Avustralya’ya olan yolculuklarının bir parçası olduğunu göstermektedir.

Araştırmacılar ayrıca bulunan iki insan fosilinin yaş tahminini iyileştirmek için yakınlarda bulunan iki bovid dişini de tarihlendirmişlerdir. Elde edilen sonuçlara göre, kırık kafatası kemiği 73.000 ila 65.000 yaşında, kaval kemiği ise 77.000 yaşında olduğu tahmin edilmektedir.

Ancak bu erken insan göçmenlerinin günümüz popülasyonlarına neredeyse hiç genetik materyal katmadığı belirtilmektedir. Bunun yerine, bulunan kafatası kemiğinin, bölgede bulunan diğer fosillerle benzerlikler göstererek daha önceki bir göç dalgasına işaret ettiği düşünülmektedir.

Bu keşif, insanlık tarihindeki büyük göçlerin ve yerleşimlerin karmaşıklığını ve çeşitliliğini gösteren önemli bir kanıttır. İnsan atalarımızın Avustralya’ya doğru yolculuğu, sadece deniz yoluyla değil, aynı zamanda karayoluyla da gerçekleşmiştir. Bu keşif, geçmişimizi ve kökenlerimizi anlamamıza katkıda bulunan önemli bir parçadır ve insanlık tarihini daha iyi anlamak için yapılan araştırmalara önemli bir perspektif sunmaktadır.

Derleyen: Deniz KAFKAS

Kaynak: İnsan Atalarının Avustralya’ya Yürüyüşüne Dair En Eski İşaretler Laos Mağarasında Bulundu

Ne Şekilde Öldükleri Tespit Edilebilen İlk İnsanlar

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Çok Okunan Yazılar