Genlerde Yeni Keşif
PSRC Fleming Araştırma Merkezi (Yunanistan) ve Dublin Trinity College araştırmacıları, en yakın akrabamız olan şempanzelerden evrimsel açıdan nasıl farklı olduğumuzu buldular.
İnsanoğlu, bundan yaklaşık olarak yedi milyon yıl önce soy ağacındaki yolunu ayırdıktan sonra da gelişmeye devam etti ve soyçizgisindeki yeni 155 gen DNA’mızdaki küçük parçalardan kendiliğinden oluştu. Bunlardan birçoğunun biyolojimizde önemle roller oynadığı görülüyor, bu da, yeni genlerin ne kadar hızlı evrimleşebileceğini gösteriyor. Yeni genlerin bir kısmı memelilere uzanırken, diğer bir kısmı da belirli insan hastalıklarıyla ilgili “mikroorganizmalara” uzanmakta. Yeni genler normalde, genetik mekanizmamızın yanlışlıkla daha önceden var olan genlerin kopyalarıyla oluşur. Fakat son olarak keşfedilen 155 mikrogen, DNA uzadığında sıfırdan ortaya çıkmış gibi görünüyor.
MİKRO GENLERİN İZLERİ
Son proje, 2017’de başlamış olsa da başka bir araştırma nedeniyle birkaç yıl dondurulmuştu. Son araştırmanın ekibi ise yeni bir genetik soy ağacı oluşturarak, kalıtımızda bulunan bu küçük sekansları, diğer 99 omurgalı türüyle karşılaştırdılar ve genlerin zaman içindeki gelişimini izlediler. Yeni “mikro genlerin” bazılarının izleri memelilerin ilk günlerine uzanırken, iki genin insanların ve şempanzelerin ayrılmalarıyla ortaya çıktığı belirlendi. İnsanların bir tür olarak, doğal seçilim yoluyla geçirdiği biyolojik değişimler inanılmaz derecede zorludur. İnsanların ve şempanzelerin ortak atası, goril soyundan ayrıldığında, kalp dokumuzun yapılanmasında rol oynayan bir gen gelişmişti. Eğer bu mikrogen gerçekten de son birkaç milyon yıl içinde ortaya çıktıysa, DNA’mızın bu gelişmiş parçalarının bedenimiz için ne kadar hızlı bir şekilde gerekli hale gelebileceğinin kanıtı olabilir.
Kaynak: Genlerde Yeni Keşif
Yaşlanmayı Kontrol Etmede Dönüm Noktası: Fareleri Yaşlandırıp Gençleştirdiler
Harvard Tıp Fakültesi’ndeki genetikçiler tarafından yönetilen uluslararası bir bilim insanları ekibi, 13 yıllık bir çalışmanın sonuçlarını yayınladı. “Bu, karmaşık bir hayvanın biyolojik yaşını tam olarak kontrol edebileceğimizi, biyolojik yaşı artırıp azaltabileceğimizi gösteren ilk çalışmadır”
Harvard’ın genetik profesörü David Sinclair: “Yaşlı veya hasta bir insanı alıp tüm vücudunu veya belirli bir organını tekrar gençleştirmek istiyoruz, böylece hastalık yok olur” dedi. “Çalışmamızın, memelilerde yaşlanmanın ana itici gücü olarak epigenetik değişiklikleri gösteren ilk çalışma olduğuna inanıyoruz” diye ekledi.
Bilim insanları fare modellerinde hücrelerin epigenetik programındaki başarısızlıkların yaşlanma sürecinden sorumlu olduğunu gösterdiler. Epigenetiğin normal işleyişini geri yüklerseniz, vücut gençleşebilir. İnsan olmayan primatlar üzerinde deneyler çoktan başladı.
Fare modellerindeki sonuçlar inandırıcı, ancak yarın hepimizin bir anda daha genç olacağımızı söylemek için henüz çok erken. Sonuçların daha büyük memelilerde ve insanlarda tekrarlanması gerekiyor. İnsan olmayan primatlar üzerinde araştırmalar devam ediyor.
