Geçen Yıl Yapılan 12 Keşif, İnsanlık Tarihi Anlayışımızı Temelden Değiştirdi

Geçen Yıl Yapılan 12 Keşif, İnsanlık Tarihi Anlayışımızı Temelden Değiştirdi

Geçen Yıl Yapılan 12 Keşif, İnsanlık Tarihi Anlayışımızı Temelden Değiştirdi

Salgının ortasında bile, dünyanın dört bir yanındaki antropologlar ve arkeologlar bu yıl insan atalarımız hakkında akıllara durgunluk veren keşifler yapmaya devam ettiler.

Bir analiz, farklı insan popülasyonları arasında bilinen en eski melezleşme örneğinin 700.000 yıl önce olduğunu ortaya çıkardı – modern insanların Neandertallerle melezlenmesinden 600.000 yıl önce. Bu arada, Meksikadaki  bir  mağaradan elde edilen bulgular, en eski insanların Amerika’ya kara köprüsü ile değil, teknelerle geldiklerine dair kanıtlar sundu. Ayrıca araştırmacılar, atalarımızın çoğunun yok olmasınının nedeninin  iklim değişikliği olduğunu destekleyen  yeni  kanıtlar buldular. Birlikte ele alındığında, bu keşifler ve diğerleri, insanlık tarihimi daha iyi anlamamızı sağlıyor ve aynı zamanda insanlık tarihi anlayışımızı karmaşıklaştırıyor – atalarımızın kim olduklarının, nereden geldiklerinin ve nasıl yaşadıklarının hikayesi.

İşte 2020’nin en dikkat çekici antropolojik bulgularından bazıları.

 

Bilim insanları, evrim tarihimizin farklı insan türleri arasındaki birleşmelerle dolu olduğunu zaten biliyorlardı. Ancak genetik bir analiz, farklı insan popülasyonları arasındaki bilinen en eski çiftleşme örneğini ortaya çıkardı.

Neandertal

Antropologlar, modern insanların 40.000 ila 60.000 yıl önce Homo sapiens’in  iki kuzeni olan Neandertaller ve Denisovalılarla çiftleştiğini zaten biliyorlardı. Ancak Şubat ayında yapılan bir çalışma, 700.000 yıl önce Neandertal  ve Denisovalıların   atalarının bir zamanlar Avrasya’daki gizemli bir antik insan popülasyonuyla melezleştiğini gösterdi. Utah Üniversitesi’nde antropolog ve baş yazar Alan Rogers, bu buluşun , geçtiğimiz on yıl boyunca araştırmalarda karşılaşan hikayeyi devam ettirdiğini ve melezleşmelerin düşünülünden çok daha eski zamanlarda başladığını belirtti.

 Neandertallerle melezleşmemiz,neden bazı  insanların  ağrıya toleransının daha düşük olduğunu açıklayabilir.

DOSYA FOTOĞRAFI - Bir Neandertal kafatasının kopyası, 25 Şubat 2010'da Hırvatistan'ın kuzeyindeki Krapina kasabasındaki yeni Neandertal Müzesi'nde sergileniyor. REUTERS / Nikola Solic / Dosya Fotoğrafı

Araştırmacılar, belirli Neandertal genlerinin, omuriliğe ve beyne yüksek bir ağrı hissi ileten proteinleri kodladığını keşfetti. Temmuz ayında Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırma, bu Neandertal genlerini miras almış bir grup katılımcının , bunlara sahip olmayan katılımcılardan daha fazla acı deneyimlediğini  gösterdi.

 

Denisova İnsanları, Neandertallerle ilişkili erken bir insan türüdür. Bu yıla kadar, Sibirya’daki tek bir mağarada sadece bir avuç Denisovalı kemiği bulundu.

3. Mağaranın içeriden açılması

Ancak Şubat ayında araştırmacılar, antropologların daha önce 160.000 yıllık gizemli bir çene kemiği keşfettiği Tibet’teki bir mağaraya döndüler. Geçen yıl kemiğin bir Denisovalıya ait olduğunu ileri sürdüler, ancak genetik bir kanıt yoktu. Ancak bu sefer mağaradaki tortudan antik DNA toplayabildiler. Bu, çene kemiğinin bir zamanlar mağaranın zorlu yüksek rakımlı ortamında yaşayan bir Denisovalı’ya ait olduğunu belirlemelerini sağladı. Avustralya’daki Macquarie Üniversitesi’ndeki  bir antropolog  yaptığı açıklamada, keşfin  Denisovan halkının uğraşıları, yüksek rakımlı yerlere uyum sağlama yetenekleri  ve Tibet platosunun zorlu koşullarındaki davranışları ve hayatta kalma yetenekleri ile ilgili daha fazla bilgi sağlayarak, Denisovan hikayesini daha fazla aydınlattığını söyledi.

Ama tüm atalarımız o kadar da cesur değildi. Yeni araştırmalar, değişen iklimler nedeniyle bazılarının neslinin tükendiğini öne sürüyor.

Neandertal ailesi

Kasım ayında yayınlanan araştırmaya göre, düşen sıcaklıklar ve değişen yağışlar, üç insan ata türünün neslinin tükenmesinin arkasındaki “birincil faktör” olabilir: Neandertaller, Homo erectus ve Homo heidelbergensis. İtalya’dan bir ekip, 2.750’den fazla arkeolojik kaydı inceleyerek, türlerin yok olmasından önce iklimin yılda ortalama 5 santigrat derece kadar soğuduğunu buldu. İklim değiştikçe ve tercih ettikleri besin kaynakları soğukta zarar gördükçe, Homo’nun her iki türü de Afrika, Asya ve Avrupa’da ekolojik nişlerinin yarısını kaybetti. Bu arada Neandertaller, araştırmaya göre ekolojik nişlerinin % 25’ini kaybetti.

Asya’dan Amerika’ya geçen ilk insanlar yaratıcı ve yetenekli olduklarını kanıtladılar. Son Buzul Çağında  bugünkü Sibirya ile Alaska arasındaki denizi teknelerle geçtiler.

arkeoloji mağarası kuzey amerika

Arkeologlar, Meksika’nın Zacatecas kentindeki uzak bir mağarada bulunan taş aletlerin ve eserlerin yaklaşık 32.000 yaşında olduğunu belirlediler. Bulguyu Temmuz ayında yapılan bir çalışmada açıkladılar. Yeni kanıtlar, ilk insanların 18.000 ila 13.000 yıl önce modern  Sibirya’dan  çıktıktan sonra Kuzey Amerika’ya  Bering kara köprüsü üzerinden geldiği fikrini altüst etti. 32.000 yıl önceki son Buz Devri’nde bu kara köprüsü geçilemezdi. Bu nedenle araştırma, ilk Amerikalıların deniz yoluyla geldiğini gösteriyor. Çalışma yazarlarına göre, bu göçmenler muhtemelen anatomik olarak modern insanlardı.

İlk Amerikalılarla ilgili bir başka çalışma, kadınların  avlanmada büyük  bir rol oynadığını gösterdi.

büyük oyun avcısı kadınlar

Bilim adamları, Peru’nun And dağlarının yükseklerinde silahlar ve hayvan derisi aletleri içeren 9.000 yıllık bir mezarlık alanı keşfettiler. Oradaki insan kemiklerinin yetenekli bir erkek avcıya ait olduğunu varsaydılar. Ancak daha yakından bakıldığında, bu avcının dişi olduğu ortaya çıktı. Kuzey ve Güney Amerika’da av araçlarını da içeren ve aynı döneme ait 27 diğer mezar alanında yapılan daha derin analizler sonucunda avcıların % 40’ının kadın olduğu ortaya çıktı. Çalışmanın baş yazarı ve California Üniversitesi’nde  antropolog olan  Randy Haas, bir basın açıklamasında, bulgunun “uzun süredir devam eden ‘avcı-adam’ hipotezini tersine çevirdiğini” söyledi.

Amazon yağmur ormanlarının derinliklerine gizlenmiş binlerce çizim, eski bir kabilenin yaklaşık 12.000 yıl önceki avcılık uygulamalarının hikayesini anlatıyor.

piktogram amazon kolombiya .JPG

Kolombiya’da 2,5 milden fazla kayayı kapsayan çizimler, mamutları avlayan insanların resimlerini gösteriyor. Ayrıca dev tembel hayvanlar, eski lamalar ve Buz Devri atları gibi soyu tükenmiş diğer hayvanların resimlerini de içeriyorlar. Arkeologlar, çizimlerin keşfini Kasım ayı sonlarında duyurdular.

Amerika’da yakın zamanda keşfedilen diğer kaya sanatı, muhtemelen tatula adı verilen psikoaktif bir bitkiyi gösteriyor.

Fırıldak Dstretch_Gandy

Kaliforniya’daki bir mağaranın tavanında bulunan kırmızı fırıldak şeklindeki bir çizim, yaklaşık 500 yıl önceki halüsinojenik bir ritüelin parçası olabilir. Çizime ek olarak, araştırmacılar mağara tavanındaki çatlaklara doldurulmuş çiğnenmiş tatula tomarları buldular. Analizleri ayrıca, insanların mağarayı 1530’dan 1890’a kadar işgal ettiklerini ve muhtemelen bu dönemde taturayı çiğnediklerini gösterdi. Kasım ayında yapılan bir araştırmaya göre, çizim, mağaralardaki resimlerin uyuşturucu kaynaklı halüsinasyonlar için görsel yardımcılar olarak hizmet ettiğinin kanıtı olabilir.

Dünyanın diğer ucunda Mısır bilimciler, Saqqara’nın altındaki antik bir ölü kentinde lahit yığınlarını ortaya çıkardılar.

saqqara ekim

Şimdiye kadar 2.500 yıldır gömülü olan 160’tan fazla mumya bulundu. Araştırmacılar ayrıca kazdıkları mezarlarda çeşitli eserler ve hayvan mumyaları bulmuşlardır. Önümüzdeki aylarda siteden daha fazla keşif yapılması bekleniyor.

İngiltere’de arkeologlar, Stonehenge’i oluşturan kayaların bazılarının kökenini belirlediler.

Geçen Yıl Yapılan 12 Keşif

Yaklaşık 5.000 yaşında olduğu tahmin edilen Stonehenge, yarım daire şeklinde yerleştirilmiş iki farklı taş levhadan oluşuyor.

Araştırmacılar, daha küçük mavi taşların bir türünü Galler’de 150 mil uzaktaki bir bölgeye kadar izlediler.

Temmuz ayından itibaren yapılan araştırmalar, anıtın geri kalanını oluşturan ve sarsen adı verilen  9 metrelik  kumtaşı kayalarının yakındaki bir ormanlık alandan geldiğini gösteriyor. Yine de, Stonehenge’in inşaatçıları 22.700 kiloluk sarsen taşlarını yaklaşık 15 mil boyunca sürüklemek zorunda kalmış.

Roma yakınlarında, arkeologlar yeraltına gömülmüş antik bir şehri hiç kazmadan keşfettiler. Radar kullanarak haritasını çıkardılar.

Geçen Yıl Yapılan 12 Keşif Novi

Bir grup Belçikalı ve İngiliz araştırmacı, toprağın altını taramak için radar kullanarak, MÖ 241 civarında inşa edilen ve Roma’nın yaklaşık 30 mil dışında bulunan antik Falerii Novi şehrinin tamamını haritalandırdı. Ayrıntılı bir hamam ve büyük bir halka açık anıt gibi yeni yapıları tanımlayabildiler. Şehrin son insan sakinleri erken ortaçağ döneminde yaklaşık  700 yılında şehirden ayrılmışlar.

Tüm antik arkeolojik alanlar karada değildir. Avustralya’daki bir ekip, ülkenin kuzeybatı kıyılarında su altında 270 Aborijin eseri keşfetti.

Geçen Yıl Yapılan 12 Keşif

Temmuz ayında yapılan bir araştırmaya göre, deniz seviyeleri yükseldi ve son Buzul Çağının sonunda, 12.000 yıl önce  Avustralya kıyı şeridinin % 30’unu sular altında bırakarak eserlerin su altında kalmasına neden oldu. Araştırmacılar, kesme ve doğrama için taş aletler ile tohumları öğütmek için taşlar buldular. Aletler en az 7.000 yıllıktı ve Aborijin halkının yiyecek kaynakları için kıyıya akın ettiğine dair kesin kanıtlardır.

Derleyen: Yasemin Aydın

Kaynak: businessinsider

/Geçen Yıl Yapılan 12 Keşif/Geçen Yıl Yapılan 12 Keşif/Geçen Yıl Yapılan 12 Keşif/Geçen Yıl Yapılan 12 Keşif

3 thoughts on “Geçen Yıl Yapılan 12 Keşif, İnsanlık Tarihi Anlayışımızı Temelden Değiştirdi”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
3 + 16 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.