Bir Salı Günü Kahvaltıdan Sonra Ortaya Çıkmış Zihinlere Mi Sahibiz?

Kozmoloji tarihi, makul derecede çılgın fikirlere sahiptir ancak tarihte en garip fikirlerden biri ‘Boltzmann’ın beyin’ hipotezidir. Bu hipotez zihnimizin ratsgele parçacıkların sonucunda oluştuğunu söyler.

Bu sizi biraz gergin hissettirebilir ancak size size iyi bir haberimiz var.  En azından bir fizikçiye göre, beyniniz muhtemelen bir gün, birden varlık olarak ortaya çıkmadı.

Ünlü kozmolog ve yazar Sean Carroll’un ortaya koyduğu sonuç, evrenin Boltzmann beyinleri olarak adlandırılan tuhaf, varsayımsal varlıkları ortaya çıkaran kozmoloji modelini reddetmemiz gerektiğini savunuyor.

1950’lerdeki bazı bilimkurgu dergilerindeki gibi biraz daha kağıt hamuru biliminin bulanık yığını üzerinde bulacağınız bir fikir gibi görünüyor: Rastgele çeşitli parçacıkların sonucu olarak kendiliğinden oluşan bilinçli akıllar! Tabii ki bu çılgın fikrin ardında bir çeşit akıl yürütme var.
19. yüzyıl fizikçisi Ludwig Boltzmann, evrenin düşündüğümüz kadar olanak dışı olduğunu söyledi. Çünkü termodinamiğin yasaları olan durum entropisi (Herhangi bir fiziksel veya kimyasal olayda yararlı enerjinin tesadüfen, düzensiz ve geriye dönüşümsüz olarak dağılması.) zamanla arttığından dolayı her şeyi daha karmaşık hale getirmek yerine daha da yapılandırmaktadır.

Bu durum ilginç bir soru ortaya çıkarmaktadır; “Kurallar evrenin daha karmaşıklaşması gerektiğini söylüyorsa bunu gözlemlemek için insan zihni gibi iyi yapılandırılmış şeyler var mıdır?”

Bu sorunun bir yanıtı antropik ilkedir (İnsanı evrenin merkezine koyan düşünce sistemi.). Bu ilkeye göre; fizik yasaları, aklı şekillendirmeye izin veren yasalardır.

Yazar Douglas Adams’ın biraz karışık olan bakış açısıyla ifade ettiği gibi: “Bu, kendimi bulabildiğim ilginç bir dünya. Kendimde bulabildiğim ilginç bir boşluk. Bana oldukça düzgün oturuyor öyle değil mi? Aslında bana şaşırtıcı derecede iyi uyuyor, beni içine almış olmalı!”

Boltzmann’ın fikri biraz daha farklıydı. Ona göre; gittikçe artan ölçüde karmaşık bir evrendeki düzenin ürünü olmaktan ziyade akıllarımız (anılarla dolu), rastgele gerçekleşen artı sonsuz saniyenin sonucudur.

Yeterli zaman göz önüne alındığında bir gözlemci, tıpkı bir daktilo üzerindeki alegorik (Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme)maymun gibi sonunda Shakespeare’in eserlerini şans eseri üretebiliyor.

Bu kadar garip düşünceler sonrasında antropik ilkeyi kabul etmiş olsanız bile teorik olarak hala Boltzmann beyni olduğunuz olasılığı daha yüksektir. Sayısız olasılığın ardından bu rastgele üretilen zihinlerin başka türden daha fazla olması gerekir. Dolayısıyla istatistiksel olarak güvenli bir iddia ile hayata atılırsınız.

Elbette bu hipotez biraz havada kalıyor ve bunu düşünürken yalnız kalabilirsiniz. Fakat bir fikrin çılgın gibi geldiğini düşünen ve mantıksal olarak neden yanlış olduğunu gösteren bir şey var.

Carroll; neden böyle ürkütücü gözlemcilerle sonuçlanan bir kozmos modelini bir kenara atmamız gerektiği konusunda basit bir iddiada bulundu.

“Bir Boltzmann beyni varsayalım. Doğru güçlerin yerlerine oturmasıı için muhtemelen 13.82 milyar yıldan daha fazla bir zamana ihtiyacınız varmış gibi görünüyor. Bu olasılığa dayanarak, evrenin nasıl çalıştığına dair gözlemimize güvenemeyiz.”

Carroll, New Scientist’in Anil Ananthaswamy’ye verdiği demeçte: ” Geçmişimize dair hatıralarımızın doğru olduğuna inanmamız için hiçbir sebep yok.” dedi.

Beynin, evrenin yasaları hakkında yanlış olabileceği birçok yolu göz önüne alındığında varsayımsal Boltzmann beynimizin muhtemelen, evrenin nasıl çalıştığına dair yanlış algısı için aynı mantığı kullanabiliriz, böylece bir paradoks yaratabiliriz.

Carroll; bu çatışmayı, ‘bilişsel bir istikrarsızlık’ olarak nitelendiriyor ve Boltzman beyninin de matematiksel olarak düşük ihtimal olduğunu öne sürüyor

Ünlü fizikçilerin evrensel karmaşanın birleşmesinden kaynaklanan hayaletleri çürütmekten çok zamanlarıyla verimli bir şeyler yapmaları gerektiğini düşünüyorsanız, Carroll’ın bu noktada bir fikri var: “Kendimizi böyle bir duruma götüren bir model kurarsak kozmoloji uzmanı olarak görevimiz bu sorunu çözene ya da daha iyi bir teori bulana kadar bakış açımızı değiştirmeliyiz.”

Aslında; şans eseri bir Salı günü kahvaltıdan sonra ortaya çıkmış zihinler oluyoruz, rastgele oluşturulan gözlemlerimiz hakkında muhtemelen çok yanılacağız bu yüzden zahmet etmeyelim.

Diğer fizikçilerin notlarını, konuyla ilgili söyleyecek bir şeyle karşılaştırana kadar bunu yalnızca bir bilim insanlarının fikri olarak görmek önemlidir. Bu şimdilik, varlığımızı açıklayan garip fikirlere karşı oldukça mantıklı bir çürütme gibi görünüyor.
Birçok fayda sağlayan kozmoloji kuramından uzaklaşmak alışılmadık bir yol olabilir ancak bu duruma öncelik verebiliriz.

Bu yazı arXiv.org’da bulunabilir.

Kaynak: http://www.sciencealert.com/physicist-proposes-proof-that-you-didn-t-pop-into-existence-last-tuesday

Çeviri: Tuğba Aydın

 

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Çok Okunan Yazılar