Bilim insanları, güneş sisteminin dev yıldızın etrafında nasıl kabarcıklar oluşturabildiğini açıkladı

İnsanlar evren hakkında birçok bulgudan etkilenmelerine rağmen, bilim insanları güneş sistemimizin doğum hikâyesinden hâlâ emin değiller.

Chicago Üniversitesi’nden bilim insanları, güneş sistemimizin devasa, ölü bir yıldızın etrafındaki rüzgarla şişmiş baloncuklardan nasıl oluşmuş olabileceği konusunda kapsamlı bir teori ortaya attı. Astrophysical Journal’da 22 Aralık’ta yayınlanan çalışma, güneş sistemimizdeki galaksinin geri kalanına kıyasla iki elementin bolluğu hakkındaki kozmik gizemi ele alıyor.

Genel teori, güneş sistemimizin milyarlarca yıl önce bir süpernova yakınında oluşmuş olmasıdır. Ancak yeni senaryo, Wolf-Rayet yıldızı olarak adlandırılan, kendi güneşinin 40 ila 50 katı büyüklüğünde dev bir yıldızla başlıyor. Yoğun bir yıldız rüzgarı altında yüzeyden atılan tonlarca element üreten tüm yıldızların en ateşli yanıcılarıdır. Wolf-Rayet yıldızının kütlesi dökülürken, yıldız rüzgarı etrafındaki materyali tarıyor ve yoğun kabuklu bir kabarcık yapısı oluşturuyor.

Jeofizik Bilimler Bölümü öğretim üyesi olan çalışmanın ortak yazarı Nicolas Dauphas, böyle bir kabarcık kabuğu yıldız üretmek için iyi bir yerdir, çünkü toz ve gaz yıldızların içinde yoğunlaşabileceği yerlerde sıkışır. Yazarlar, yıldız benzeri yapıların % 1 ila % 16’sının bu tür yıldız kümelerinde oluşabileceğini tahmin ediyorlar.

Bu oluşum, galaksinin geri kalanına kıyasla, erken güneş sisteminde garip oranlarda meydana gelen iki izotopu anlamlandırmak için süpernova hipotezinden farklıdır. Erken güneş sisteminden ayrılan göktaşında çok fazla alüminyum-26 olduğu söylendi. Buna ek olarak,

Dauphas tarafından 2015’te hazırlanan ve eski bir öğrencinin de dahil olduğu çalışmalar, giderek daha az izotop demir-60 bulunduğunu öne sürüyor.

Bu teorem bilim insanlarını kısa sürede haklı çıkarmıştır, çünkü süpernovalar her iki izotopu da üretmektedirler. Astronomi ve Astrofizik alanındaki bir araştırma doçenti olan Vikram Dwarkadas, “Neden birinin güneş sistemine enjekte olurken diğeri olmadı,” diye sorguluyor.

Bu onları Wolf-Rayet yıldızlarına götürdü ve çok sayıda alüminyum-26 salınımı gözlendi, ancak demir-60 salınmadı.

“Wolf-Rayet yıldızından çıkan alüminyum-26’nın yıldızın etrafında oluşan toz parçacıkları üzerinden dışarıya taşınması fikri, bu tanelerin kabuğun bir tarafını delmek için yeterli momentuma sahip olmasından ve burada, alüminyum kabuğun içinde, çoğunlukla tahrip olmalarından anlaşılmaktadır,” diyor Dwarkadas. Sonunda, kabuğun bir kısmı, yerçekiminden dolayı içeriye doğru çöker ve güneş sistemimizi oluşturur.

Dev Wolf-Rayet yıldızının kaderine gelince: Ömrü çoktan sona erdi, muhtemelen süpernova patlaması yaşadı ya da bir karadelikçe çökertildi. Bir kara deliğe doğrudan çökmesi, az miktarda demir-60 üretecektir. Eğer bir süpernova olsaydı, patlamada yaratılan demir-60, kabarcık duvarlarına nüfuz etmemiş olabilir ya da eşit olmayan şekilde dağılmış olabilirdi.

Makaledeki diğer yazarlar Chicago Üniversitesi lisans öğrencisi Peter Boyajian ve Clemson Üniversitesi’nden Michael Bojazi ve Brad Meyer’dir.

Referans: Vikram V. Dwarkadas, Nicolas Dauphas, Bradley Meyer, Peter Boyajian, Michael Bojazi. Triggered Star Formation inside the Shell of a Wolf–Rayet Bubble as the Origin of the Solar System. The Astrophysical Journal, 2017; 851 (2): 147 DOI: 10.3847/1538-4357/aa992e

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2017/12/171223134850.htm

Çeviren: Bünyamin Tan

 

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Çok Okunan Yazılar