Atlar, İnsanlık Tarihindeki Soy Değişiminin İtici Gücüydü.

Atların

Atlar, Moğolistan’daki gizemli Demir Çağı “Xiongnu” imparatorluğunun kalbiydi. İki atın boğuştuğunu gösteren dekoratif bronz kemer plakasından da atların önemi anlaşılmaktadır.

Xiongnu’nun atlı imparatorluğu günümüze hiçbir yazılı kayıt bırakmadı. Ancak, şimdi biyoloji ile onların ve antik dönemdeki diğer Orta Asya kültürlerinin hikayelerini tamamlayabiliyoruz.

6000 yıllık 200’den fazla bireyin antik DNA’sının kapsamlı bir araştırması ve Xiongnu’nun, Orta Asya’daki nüfus hareketlerini ve biniciliğin oynadığı kilit rolü izliyor. Paul Sabatier Üniversitesi’nden Ludovic Orlando, “Sonuçlar, muhtemelen atın insan nüfusunda gördüğümüz bazı soy değişimlerinin itici gücü olduğunu gösteriyor. At, insan hareketliliği modellerinde yeni bir yelpaze sağladı ve insanların uzun mesafelere daha hızlı gitmesine izin verdi.” diyor.

Orta Asya’daki insan göçü hakkında daha fazla bilgi edinmek için bir ekip, Moğolistan’da bulunan insan kalıntılarından DNA numunesi aldı ve inceledi. Bugün Cell’de bildirdikleri sonuçlar, MS 1000 civarında başka bir binicilik kültürü olan Cengiz Han’ın Moğol İmparatorluğunun altın çağı dahil M.Ö.5000’den kalma dönemi kapsıyor.

Batı Avrupa popülasyonları üzerinde yapılan genetik araştırmalar, MÖ 3000 civarında, o dönem çoban olan Yamnaya halkının, bugün Rusya ve Ukrayna’nın bozkırlarından batıya doğru itildiğini ve Avrupa’da dramatik bir genetik dönüşümü tetiklediğini göstermiştir. Bronz Çağı dönemine ait Moğolistan’dan gelen iskeletler, Yamnaya’nın doğuya da hareket ettiğini ve orada mandıra odaklı çoban yaşam tarzını tanıttığını göstermişti. Ancak, en eski örnekler üzerindeki yeni çalışmalar gösteriyor ki Yamnayalar Moğolistan’da kalıcı genetik izler bırakmadı.

Antik DNA, 1000 yıl sonra bozkırlı başka bir grup olan  “Sintashta”nın bölgede kalıcı bir iz bıraktığını gösteriyor. Ayrıca, daha önceki arkeolojik araştırmaların da gösterdiği gibi, bu grup Moğolistan’ın otlaklarına önemli kültürel değişiklikler getirdi. Arkeolog William Taylor, yaklaşık MÖ 1200’den başlayarak, boyut ve dayanıklılık için seçici yetiştirme, dizgin uçları, binicilik pantolonları ve hatta ilk eyerler de dahil olmak üzere binicilik yeniliklerinin kayıtta göründüğünü söylüyor.

Dönemin Moğolları açıkça ata biniyorlardı. Çinli ve ABD’li arkeologlar, at iskeletlerinin MÖ 350 civarında gömüldüğünü bildiriyor. Şu anda Çin’in Sincan eyaletinin bir parçası olan Tian Shan dağlarında, binicinin ağırlığından kaynaklanan omurga hasarı ve dizginlerden ağız kemiklerindeki değişiklikler dahil olmak üzere, binicilikten kaynaklanan kemik anormallikleri görülmektedir.

Kısa bir süre sonra Xiongnu ortaya çıktı. At sırtındaki becerilerini, savaş yürütme ve geniş mesafelerde bir imparatorluk kurma gibi  çok yönlü bir yola dönüştürdü. Yaklaşık MÖ 200’den başlayarak Xiongnu, Avrasya’nın dört bir yanından göçebe kabileleri müthiş bir güç haline getirerek bozkırları komşu Çin’e rakip bir siyasi merkez haline getirdi. Çinli bir tarihçi, “Xiongnu, Çin için sürekli bir endişe ve zarar kaynağı olmuştur. Su ve otlak arayışı içinde hareket ediyorlardı ve duvarlarla çevrili şehirleri veya sabit evleri yoktu ve herhangi bir tarımla da uğraşmıyorlardı.” diye yazdı.

Xiongnu döneminden 300 yıllık 60 insan iskeletinde yapılan DNA çalışması, bölgenin nasıl çok ırklı bir imparatorluğa dönüştüğünü gösteriyor. Moğol bozkırlarında üç farklı insan popülasyonu yan yana 1000 yıldan fazla bir süre durağan yaşadıktan sonra, genetik çeşitlilik MÖ 200 civarında keskin bir şekilde arttı. Batı ve doğu Moğolistan’dan gelen popülasyonlar birbirleriyle ve günümüz İran ve Orta Asya’dan gelen genleri taşıyan insanlarla karıştı. Çalışmayı yürüten Jeong, bu kadar geniş kapsamlı bir karışmanın “daha önce bu ölçekte görülmediğini” söylüyor ve Xiongnu insanlarında Avrasya genetik profilinin tamamını görebilirsiniz diye ekliyor.

Sonuçlar, at ustalığının Orta Asya’nın bozkırlarında çarpıcı derecede uzun mesafeli yolculukları mümkün kıldığını gösteriyor. Xiongnu seçkinlerinin mezarlarındaki Roma camı, İran tekstili ve Yunan gümüşü gibi arkeolojik buluntular uzak bağlantıları öne sürüyor. Ancak genetik kanıtlar ticaretten daha fazlasını gösteriyor. On bir Xiongnu dönemi iskeleti, Moğolistan’dan 2000 kilometre ötedeki açık bozkır boyunca Karadeniz’in kuzeyine hakim olan göçebe savaşçılar olan Sarmatyalılarınkine benzer genetik imzasını taşıdığı görüldü.

Arkeolog Tsagaan Turbat “Xiongnu’nun Sarmatyalılarla temasa geçtiğine dair yazılı bir kanıt yok ve arkeolojik olarak iyi doğrulanmamış. Ancak bu kadar uzun mesafeler arası gen karışımı gerçekten şaşırtıcıdır ve bu tür bilgiler gerçekten oyunun kurallarını değiştirir.” diyor.

Araştırmacılar, gelecekte genomların, gizemli göçebe imparatorluğunun nasıl çalıştığını ortaya çıkarmaya yardımcı olacağını umuyor. Xiongnu, imparatorlukların yaptığı şeyleri yaptı. İnsanları zorla veya ikna yoluyla göç ettirdi. “İnsanlar yönetmek için mi gönderiliyordu? veya yerel elitlerin kalmasına izin veriliyor muydu?” Bu soruya sadece genetik bilim cevap verebilir.

Çeviri: Feyza ÇETİNKOL

Kaynak: https://www.sciencemag.org/news/2020/11/horse-mastery-helped-mysterious-mongolian-warriors-build-multiethnic-empire

 

 

Atların, İnsanlık Tarihinin Soy Değişimindeki İtici Güç Olduğu Kanıtlandı./Atların, İnsanlık Tarihinin Soy Değişimindeki İtici Güç Olduğu Kanıtlandı.

One thought on “Atlar, İnsanlık Tarihindeki Soy Değişiminin İtici Gücüydü.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
25 + 13 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.