Altını Mantodan Çıkarmanın Sırrı Çözüldü mü?
Altının, Dünya’nın mantosunun derinliklerinden yüzeye çıkarılması, uzun zamandır yerbilimcilerin ilgisini çeken bir konu. Bu nadir ve değerli metalin yüzeye taşınmasında aktif volkanların altında fokurdayan kükürtün kritik bir rol oynadığı artık kabul görüyor. Ancak bilim insanları, hangi kükürt formunun bu süreçte en önemli oyuncu olduğu konusunda hemfikir değil.
Altın ve Kükürt: Mantosal Bağların Moleküler Düzeydeki Sırrı
Çin Yerbilimleri Üniversitesi’nden Deng-Yang He liderliğindeki bir ekip, altının mantodan çıkarılmasını sağlayan trisülfürün anahtar rol oynadığını öne sürüyor. Sayısal modelleme ve deneylere dayanan çalışma, trisülfürün belirli basınç ve sıcaklık koşullarında altınla oluşturduğu moleküler bağı ortaya çıkardı. Bu kompleks, Au(HS)S3- formülüne sahip olup metreküp sıvı başına birkaç gramı taşıyabilecek kapasitede.

Michigan Üniversitesi’nden jeolog Adam Simon, bu modelin dalma-batma bölgelerinde gözlemlenen yüksek altın konsantrasyonlarını açıklamada çok önemli olduğunu belirtiyor. “Trisülfür kompleksi, altını mantodan kabuğa taşıyan en verimli yollardan biri olabilir,” diyor Simon.
Bisülfürün Alternatif Rolü
Cenevre Üniversitesi’nden Stefan Farsang ve Zoltán Zajacz’ın yürüttüğü bir diğer çalışma ise trisülfür yerine bisülfürü odak noktasına alıyor. Araştırmalarında, doğal magmaların sıcaklıklarına uygun şartlarda bisülfürün de metal taşıyabildiğini ortaya koydular. 2011 yılında yayımlanan ve trisülfürün öncelikli olduğunu savunan makalelerin sonucunun ölçüm hatasına dayandığını belirttiler.
Farsang, “Lazer teknolojisi kullanarak, trisülfür radikallerinin aslında düşünüldüğü kadar etkili olmadığını gösterdik,” diyor. Bu çalışma, bisülfürün sadece düşük sıcaklıklı hidrotermal ortamlar için değil, aynı zamanda magmatik ortamlar için de önemli olduğunu kanıtladı.

Altının Taşınmasında Kükürtün Geleceği
Her iki ekip de altını yüzeye çıkaran mekanizmanın daha iyi anlaşılması için çalışmalarını sürdürüyor. Altın yataklarının oluşumu konusunda gelişmiş bilgiler, bu kıymetli kaynağın daha verimli bir şekilde bulunup işlenmesine olanak tanıyabilir.
Dalma-batma bölgeleri gibi volkanik alanların jeokimyasal özelliklerini daha iyi kavramak, trisülfür ve bisülfür gibi molekülerün rolleri üzerine yeni soruları gündeme getirebilir. Bu, sadece altın madenciliği değil, aynı zamanda gezegenimizin derin yapısı hakkında daha geniş bir anlayış sunma potansiyeline sahiptir.
“Altının yüzeye taşınmasındaki kükürt faktörüü” savaşı, bilimsel araştırma ve yeniliklerin çekirdeğinde yer almaya devam edecek gibi görünüyor.
Derleyen: Deniz KAFKAS
Kaynak: Altını Mantodan Çıkarmanın Sırrı Çözüldü mü?
