Adena’nın Axis Mundi’si ve Büyük İskelet Kalıntıları: Grave Creek Höyüğü’nde Ölüme Seyahat – Bölüm II

Adena’nın Axis Mundi’si ve Büyük İskelet Kalıntıları: Grave Creek Höyüğü’nde Ölüme Seyahat – Bölüm II

Büyük Grave Creek Höyüğü, erken antikacılara ve meraklı araştırmacılara dayanılmaz bir cazibe olduğu kanıtlandı. 1823’te John Haywood “75 fit yüksekliğinde konik bir form” olan etkileyici höyükten bahsetti. Bu höyüğün iç kısmında, nadiren büyük boyutta olan insan kemikleri bulundu.”

Will Hood, kazılardan ve höyükte meydana gelen bir çöküntüden sonra şunları yazdı:

“Üst ve alt bölmelerin ortasında bulunan iki veya belki de üç ek tonoz keşfedildi. Bu yeni tonoz Messrs Tomlinson ve Biggs tarafından yapılan şaftın dışındaki konumları işgal ediyor gibi görünüyor. Bu keşfe ek olarak; bir sunak ya da şömine olarak adlandırılabilecek kalıntıların üzerinde bir ya da daha fazla iskelet bulundu.”

Grave Creek Höyüğü

İçinde Kim Gömülüydü?

Höyüğün erken diyagramları, birincil (en eski) höyük tabakasına iki kereste mezarı inşa edilmesi yapının iki evrede inşa edildiğini göstermektedir. E. Thomas Hemmings, 1984’te Grave Creek Höyüğü’nde 1975-1976 yılları arasında yürütülen yeni araştırmaların sonuçlarını yayınladı. O zaman, höyüğün bozulmamış bölümlerinde 13 örnek deliği test etmek için karot sondaj kullanıldı. Odun kömürü elde edildi ve höyüğün ikinci tabakası için yapılan radyokarbon testi M.Ö. 200 tarihini verdi ve höyük dolgusunun analizi, yapının genelinde yer alan bölümlerinin esasen devamlı var oldukları görüşünü ileriye sürmüştü.

Grave Creek’teki alt mezarda yer alan erkeğin, höyük inşaatı yapan bir kadının suç ortağı ve rahip şefi veya şaman olduğu düşünülmüştür. Höyüğün yüksekliği yaklaşık 30 fite (9 metre) ulaştıktan sonra, zirveye yerleşmiş bir başka tomrukta,çok saygıdeğer bir kimseye ait olduğu düşünülen, mika kükürt başlıklı ikinci bir mezar yer almıştı.

İnsan figürlü sert, kompakt, siyah taştan yapılmış, inciler içeren delikli başlık. Squier & Davis tarafından bir Ohio mezar höyüğünde bulundu.

Bunu takiben, inşaatın ikinci etabı başlamış ve M.Ö. 200 yıllarında etrafını çevreleyen hendek kazılmıştır ve dolgu höyüğün yeni katmanına eklenmiştir.

İnsan figürlü sert, kompakt, siyah taştan yapılmış, inciler içeren delikli başlık. Squier & Davis tarafından bir Ohio mezar höyüğünde bulundu.

Dünya Ağacı, Kutsal Dağ

Adena höyükleri, ölenlerin ya da rahiplerin ruhlarının dünyalar arasında dolaşabilmelerini sağlayan Axis Mundi’nin (Dünya Ağacı veya Kutsal Dağ) temsili olduğu şeklinde yorumlandı. Grave Creek Höyüğünün çevresi, alt mezarda güçlü bir şamanın gömülmesi ile birlikte ölü bölgeye bir erişim noktası olarak ayrılmış olabilir. Dışarıyı, açık alt mezara bağlayan geçit; rahiple bir şekilde bağlantılı olan bir başka (kadın) kişinin daha sonra tonozun içine yerleştirilmiş olabileceğini göstermektedir. Üst kubbedeki mezar, Dünya Ağacında sonsuza kadar sıkışmış olan yerel Adena kabilesinden başka bir şaman ya da dini lider olabilir.

Grave Creek Höyüğünün çevresi, ölüm bölgesine bir erişim noktası olarak ayrılmış olabilir.

 İskeletler Göründüğü Gibi Değil mi?

Grave Creek Höyüğünün 1838 kazılarında ortaya çıkarılan, 7-8 feet uzunluğundaki iskeletleri tanıtan (düzenli olarak son yıllarda tekrar basılan) birkaç basın hikayesi var. Aslında güvenilir ilk kaynaklar 1838’de alt kısımda bulunan iskelet kalıntılarının sıradan boyutta olduğunu ileri sürmektedir. Ağustos 1843’te Henry Schoolcraft, höyüğün içindeki müzeyi ziyaret ederek, bir iskeletin birbirine bağlandığı ve bir ekranın arkasına yerleştirildiğini gözlemledi. Schoolcraft’a göre, iskelet “süreç boyunca altı adım ölçeğinde; yaklaşık beş fit, sekiz inç uzunluğunda olmalıdır.”

Bu iskelet, alt kısımdan olan kemiklerden oluşuyordu. Dr Clemens üst katmandaki mezarı “geniş bir iskelet” yığını olarak nitelendirirken, Schoolcraft, üst katmandaki iskelet kemiklerinin “çok çürümüş olduğunu, bunun için herhangi bir düzenleme girişimi yapılmadığını” belirtti. Üst tonoz iskeleti, Grave Creek Höyüğündeki büyük kalıntıların birinin kaynağı olmuş olabilir. DeHass tarafından 1856’da bahsedilen alt odanın ve diğer iskeletlerin oluşturduğu 10 ilave iskeletin boyutları bilinmemektedir.

İskeletlerin bazıları bozulmuş koşullarda idi.

Grave Creek Höyüğünden gelen büyük iskelet raporlarının, bunları 1838 kazıları öncesinde (yukarıda Haywood ve Norona tarafından belirtilenden önce yapılan kazılar sırasında) elde edilen iskelet kalıntılarıyla karıştıran veya sonrasında az tanınmış olan keşifler olduğu belirtilmektedir.

Örneğin, 1853 yılında Wills DeHass, Grave Creek Höyüğünün yaklaşık bir mil kuzeydoğusunda, 13 fit yüksekliğinde ve 240 fit çapında (dört metre yüksekliğinde, 73 metre çapında) 46Mr19 höyüğünü kazdı. Kazıların ayrıntıları The New York Times’ın 6 Aralık 1853 tarihli sayısından yer almıştı:

“Grave Creek’tekii büyük höyüklerden birine girilmesine yardım etmemizin üzerinden iki hafta geçti. O zamandan beri, Smithsonian Enstitüsü adına inatçı, azimli ve akıllı arkeolog Bay Willis D. Hass ilerleme kaydetti ; Höyüğün daha ileri bir araştırmasına … Göbeğin merkezini oluşturan taşların üstünde, belirgin şekilde kömürleşmiş bir durumda bir iskelet bulunmuştur. Ön kol kemiğinin yaklaşık dört santim uzunluğundaydı ve çok büyük bir kısmı mükemmel durumdaydı. Bu iskeletin yakınında iki adet bakır bileklik vardı. Bu bileklikler bileğe sıkı sıkıya giydirilmişti, ancak bu bileğin çevresi 10 inçti ve şehirdeki en büyük bilekten bir inç daha büyüktü.”

“Bu bileklikler bileğe sıkı sıkıya giydirilmişti, ancak bu bileğin çevresi 10 inçti ve şehirdeki en büyük bilekten bir inç daha büyüktü.”

Moundsville, yüzlerce yıldır ritüel alanı ve toprak yapıları merkeziydi. Yazarlar tarafından tarif edilen bu devler (Serpent Hound Books and Press, 2017) , Adena’nın torunları olup Orta Orman döneminde ve Hopewell Kültürü zamanına yakın bölgelerde höyük yapmaya devam ettiler. Bugün Grave Creek Höyüğü, Moundsville’in bir zamanlar yaşam alanının ölüm bölgesiyle etkileşime girdiği kutsal dünyanın bir yeri olduğunun muazzam bir hatırlatıcısı olarak duruyor.

Referanslar: Don W Dragoo, Mounds for the Dead: An Analysis of the Adena Culture, Annals of the Carnegie Museum, Vol. 37, 1963.

Delf Norona, Moundsville’s Mammoth Mound, Moundsville, W.Va., 1962.

Henry R. Schoolcraft, “Observations Concerning the Grave Creek Mound, in Western Virginia”, Transactions of the American Ethnological Society, Vol. 1, Article 3, 1845.

Daniel B. Fowler, E. Thomas Hemmings, and Gary R. Wilkins, “Some Recent Additions to Adena Archeology in West Virginia”, Archaeology of Eastern North America, Vol. 4, 1976, pp. 110-121.

Delf Norona, “Skeletal Material From the Grave Creek Mounds”, West Virginia Archeologist, Vol. 6, 1953, pp. 7-39.

Thomas Townsend, “Grave Creek Mound”, West Virginia Archeologist Vol. 14, 1962.

E. Thomas Hemmings, “Investigations at Grave Creek Mound 1975-76: A Sequence for Mound and Moat Construction”, West Virginia Archeologist 36 (2), 1984, pp. 3-45.

Haber: Jason Jarrell ve Sarah Farmer

Kaynak: http://www.ancient-origins.net/ancient-places-americas/adena-axis-mundi-large-skeletal-remains-travelling-realm-dead-grave-creek-021759?nopaging=1

Çeviren: Bünyamin Tan

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Çok Okunan Yazılar