Z Kuşağı Yapay Rahim Kullanma Konusunda Diğer Tüm Nesillerden Daha İstekli!
Bir kadının vücudunun dışında bir bebek taşıma fikri çok kısa bir süre önce bilim kurgu gibi görünüyordu. Ancak yapay rahimler/anneler yakında sadece tıbbı değil, hamilelik fikrini de değiştirme potansiyeline sahip.
Genç nesil bunu bir ilerleme olarak görürken, eleştirmenler teknolojinin kadınların geleneksel rollerini tehlikeye atabileceği konusunda uyarıyor.
Yapay rahim teknolojisi – ektogenez – embriyoyu yapay amniyotik sıvı ve besinlerle özel bir tankta destekleyerek doğal hamileliğin yerini tamamen alabilir.
Teorik olarak, kadınları hamileliğin fiziksel ve duygusal zorluklarından kurtarabilir. Ancak İngiliz düşünce kuruluşu Theos’un yaptığı bir ankete göre çoğu insan buna şüpheyle yaklaşıyor.
Bunun istisnası ise genç Z kuşağı. Britanya’da 18-24 yaş arası katılımcıların yüzde 42’si bebeğin kadının vücudu dışında taşınması fikrini destekliyor.

Yapay rahim nasıl çalışır?
Doğal bir hamilelikte bebek yaklaşık 40 hafta boyunca anne karnında gelişir, plasenta yoluyla oksijen ve besin alır.
Yapay bir rahim bu süreçleri taklit eder: embriyo yapay amniyotik sıvı ile dolu steril bir keseye yerleştirilir ve gerekli tüm maddeler mekanik bir sistem aracılığıyla iletilir.
2025 yılına gelindiğinde, teknoloji hala geliştirme aşamasındadır, ancak bilim insanları gelecekte doğal hamileliğin yerini tamamen alabileceğinden emindir.
Yapay rahimlerin avantajları ve riskleri
Yeni teknolojinin savunucuları bunu, kadınları hamileliğin acılarından ve olası komplikasyonlarından kurtaracak bir devrim olarak nitelendiriyor.
Ancak İngiliz Theos kuruluşu tarafından yapılan bir ankette, İngiliz yetişkinlerin sadece %21’i geleneksel hamileliğin tamamen terk edilmesi fikrini desteklerken, %52’si buna karşı çıkmıştır.
Bazı eleştirmenler yapay rahimlerin kitlesel kullanımının “kadınların sonu ”na yol açabileceği, geleneksel üreme işlevlerinin gereksiz hale geleceği uyarısında bulunuyor. Ancak 1970’lerde feminist Andrea Dworkin bu teknolojinin cinsiyetler arasındaki güç dengesini değiştireceğini öngörmüştü.
2022 yılında Philadelphia Çocuk Hastanesi’ndeki bilim insanları da “yapay hamileliğin” çocuk taşıma sürecini “değersizleştirebileceğini ve patolojikleştirebileceğini” belirtmişlerdir.

Batılı uzmanlar, “Gelecekte, doktorlar vücutlarının hamileliği taşımak için yeterince iyi olmadığına karar verirse, kadınlar yapay rahim kullanmak zorunda kalabilir” diye yazdı.
Uzmanlar ayrıca embriyoların yasal statüsü ve kürtaj yasalarındaki olası değişikliklerle ilgili soruları da gündeme getiriyor.
Eğer bir kadın hamileliğini sonlandırmaya karar verirse ancak fetüs yapay bir rahme transfer edilebilirse, etik bir ikilem ortaya çıkar:
Sadece hamileliği sonlandırmayı reddetme hakkına değil, aynı zamanda çocuğun yaşamına karar verme hakkına da sahip midir?
Yapay rahimler 2020’lerde nerede uygulanabilir?
Teorik bir kavram olarak kalan tam ektogenezin aksine, prematüre bebeklerin hayatta kalması için yapay rahim kullanımı şimdiden bir gerçeklik olabilir.
Theos araştırmasında, katılımcıların %52’si prematüre bir bebeğin yapay bir rahme nakledilmesini desteklemiş ve hamileliğin annenin hayatını tehdit etmesi durumunda bu oran %62’ye yükselmiştir.
Örneğin bu teknoloji, doğal hayatta kalma oranının sadece yüzde 10 olduğu hamileliğin 22. haftasında doğan bebeklerin hayatta kalma şansını önemli ölçüde artırabilir.
ABD’li araştırma lideri Dr. Alan Flake şunları söyledi: “Yapay rahimde büyütülen kuzuların normal bir şekilde geliştiğini kanıtladık: kilo alıyorlar, gözlerini açıyorlar ve organları doğal büyümede olduğu gibi işlev görüyor”.
Yapay rahimler tartışmalı olsa da, neonatolojide kullanılmaları yakın gelecekte binlerce hayat kurtarabilir. Bununla birlikte, doğal hamileliğin tamamen terk edilmesi hala gerçekçi bir ihtimalden çok bir fantezi.
Teknoloji kullanılabilir hale geldiğinde, toplum sadece bilimsel değil aynı zamanda etik sorularla da karşı karşıya kalacaktır.
Derleyen: Feyza ÇETİNKOL
Kaynak: Z Kuşağı Yapay Rahim Kullanma Konusunda Diğer Tüm Nesillerden Daha İstekli!
Elon Musk New York’tan Londra’ya Transatlantik Tünel mi İnşa Edecek?
