Yünlü Mamutların Soyunun Tükenmesi İnsanların Düşündüğünden Daha Yakın
Gerçeği ve Gelecekte Ne Olacağına Dair Bilinmeyenler
Bilim insanları, yünlü mamutlar ve dodolar gibi ikonik türleri yeniden canlandırma noktasına geldi. Ancak bu gelişme, beklenenin aksine olumlu sonuçlar doğurmayabilir.
2003 yılında, bilim insanları yaklaşık yedi dakika boyunca soyu tükenmiş bir türü geri getirmeyi başardılar. Bu tür, Pirene dağ keçisi (Capra pyrenaica pyrenaica) idi. Bilinen son üye Celia adlı dişi keçi, üç yıl önce ölmüştü. Celia’nın ölümünden önce DNA’sı toplandı ve bu genetik materyal, çekirdeği çıkarılmış bir keçi yumurta hücresine enjekte edildi. Ortaya çıkan klon, doğumdan kısa süre sonra bir akciğer kusuru nedeniyle öldü.
Bu çaba sağlıklı bir hayvan üretme açısından başarısız olsa da, soyu tükenmiş türlerin geri getirilmesi bilimde önemli ilerlemeler kaydetti. Teknoloji artık nesli tükenmiş türleri yeniden canlandırma konusunda büyük bir engel oluşturmuyor ve birçok durumda klonlama için gerekli DNA’ya sahibiz. Ancak asıl soru, kaybolan türleri yeniden diriltmemiz gerekip gerekmediğidir.
Bazı şirketler bu soruyu yanıtlamaya başlamış durumda. Teksas merkezli biyoteknoloji ve genetik mühendisliği şirketi Colossal Biosciences, nesli tükenmiş dodo (Raphus cucullatus), Tazmanya kaplanı (Thylacinus cynocephalus) ve yünlü mamutları (Mammuthus primigenius) yeniden getirmeyi planlıyor. Colossal’a göre, bu yok oluşu önleme çabalarının nihai hedefi “biyolojik çeşitliliği artırmak, ekolojik rolleri yeniden canlandırmak ve ekosistem direncini yükseltmektir.”
Ancak bazı uzmanlar, bu girişimlerin felaketle sonuçlanabileceği konusunda uyarıyor. Yale Üniversitesi’nden nüfus ve topluluk ekolojisi profesörü Oswald Schmitz, teknolojiyi kontrol edebileceğimize dair aşırı bir güven olduğunu belirtiyor: “Ben o kadar ikna olmuş değilim.”
En iyi senaryoda bile, çevreciler soyu tükenmiş türlerin geri getirilmesinin hala var olan türleri korumaktan daha fazla fayda sağlayacağı konusunda şüphe taşıyorlar. Schmitz, “Giden gitmiştir” diyor.
Yünlü Mamutların Yeniden Canlandırılması
Colossal Biosciences’ın kurucu ortağı ve CEO’su Ben Lamm, son buluşmaların bilim insanlarını soyu tükenmiş türleri yeniden canlandırmaya “insanların düşündüğünden daha yakın” getirdiğini ifade etti. Şirket, mamuta benzeyen ilk yavrularını 2028 yılına kadar üretmeyi hedefliyor. Lamm, “O tarihten önce başka bir türün görülmesi kuvvetle muhtemel” dedi.
Yünlü mamutlar, 300.000 ila 10.000 yıl önce Kuzey Kutbu’nda yaşamıştı. Colossal bilim insanları, mamutların tüylü tüyleri, kıvrık dişleri, yağ birikintileri ve kubbe şeklindeki kafatası gibi fiziksel özelliklerini kodlayan genleri belirleyecek. Bu genler, genetik olarak yakın olan Asya fillerinin (Elephas maximus) genomuna yerleştirilecek.
Stockholm Üniversitesi’nden paleogenetikçi ve evrimsel genomik profesörü Love Dalén, soyu tükenmiş türlerle genetik olarak benzer bir tür oluşturmanın mümkün olabileceğini belirtiyor. Ancak bu, türe bağlı ve yüksek kaliteli DNA örnekleri olan türler için geçerli olabilir. Mamutlar için durum daha karmaşık, çünkü bazı DNA bölgeleri hala zorlayıcı.
Colossal, şu ana kadar 60’tan fazla kısmi yünlü mamut genomu elde etti ve bunları laboratuvar ortamında fil genomları ile düzenleyecek. Genetik materyale karar verildiğinde, melez bir fil-mamut embriyosu bir Asya veya Afrika fili taşıyıcı annesine implant edilecek.
Colossal ayrıca dodo ve thylacine’i de yeniden üretmeyi planlıyor. Lamm, “Dodo projesinde neredeyse eksiksiz bir genom var” derken, thylacine için ise “çok daha iyi genetik verilerimiz var” dedi. Dodo için genetik materyali evcilleştirilmiş tavuklara, thylacine için ise şişman kuyruklu dunnartlara yerleştirmeyi planlıyorlar.
Ekosistemlerde Boşluk Doldurmak
Rewilding Europe’un Taurus Vakfı’nın direktörü Ronald Goderie, nesli tükenmiş türlerin amacının, türün yok olmasından bu yana boş kalan ekolojik nişleri doldurmak olduğunu söyledi. Örneğin, yaban öküzleri (Bos primigenius) Kuzey Afrika, Asya ve Avrupa’da dolaşıyor ve biyoçeşitliliğin korunmasında önemli bir rol oynuyordu. Taurus Vakfı, yaban öküzlerini genetik mühendisliği içermeyen geri yetiştirme yoluyla geri getiriyor.
Pleistosen döneminde yünlü mamutlar, karı çiğneyerek ve dışkıları yoluyla besinleri büyük mesafelere yayarak Arktik otlaklarını koruyordu. Mamutların yokluğu, bu alanların yosunlu tundra ve ormanlara dönmesine neden oldu. Bazı bilim insanları, büyük otoburların yeniden getirilmesinin ekosistemi restore etmeye ve karbon depolamayı artırmaya yardımcı olabileceğini öne sürüyor.
Dodo, Mauritius’taki ekosistemde önemli bir tohum dağıtıcıydı. Colossal, dodoları yeniden üretme planlarına Mauritius’taki istilacı türlerle mücadele etmeyi de dahil ediyor. Şirket, bu konuda Mauritian Wildlife Foundation ve Mauritian hükümeti ile işbirliği yapmayı planlıyor.
Tazmanya kaplanı (thylacine), Tazmanya’nın tek keseli yırtıcısıydı ve ekosistemi dengeleyen bir rol oynuyordu. Ancak, bu türlerin ekolojik rollerini sadece büyük ve sağlıklı popülasyonlarla yerine getirebileceğini belirtiyor Goderie.
Ölçek ve Potansiyel Sorunlar
Goderie, büyük ölçekli mamut yeniden üretiminin çok büyük bir görev olduğunu belirtiyor. Araştırmalar, Alaska’nın 48.000 yünlü mamutu destekleyebileceğini öne sürüyor. Ancak Buffalo Üniversitesi’nden evrimsel biyolog Vincent Lynch, mamutların ekolojik rollerini yerine getirebilmeleri için Kuzey Kutbu’na yeniden yerleştirilmeleri gerektiğini söylüyor. Ayrıca, bu türün korunması için birçok mamutun olması gerektiği ve bunun da nesli tükenmekte olan türleri tehlikeye atabileceği belirtiliyor.
Yapay rahimlerin mamutları üretmede potansiyel bir alternatif olabileceği öne sürülüyor. Ancak bu teknoloji henüz yeterince gelişmiş değil. Lynch, “Bir depoda genetiği değiştirilmiş mamutlar üreten yüzlerce ya da binlerce yapay rahim olacak” diyor ve bunu “1984 gibi korkutucu bir şey” olarak nitelendiriyor.
İstenmeyen Sonuçlar ve Eleştiriler
Yok oluşun yeniden getirilmesinin çeşitli istenmeyen sonuçları olabilir. Özellikle mevcut DNA havuzlarının nispeten küçük olduğu düşünüldüğünde, soyu tükenmiş hayvanlar hastalıklı olabilir. Ayrıca, büyük ölçekli mamut yeniden üretiminin olası hatalı sonuçlarından kimin sorumlu olacağı da önemli bir konu.
Yeniden doğaya kazandırmalar, insan ve vahşi yaşam arasındaki çatışmaları da beraberinde getirebilir. Özellikle Afrika’da fil-popülasyonlarının korunması ve yeniden doğaya kazandırılması çatışmalara neden olabiliyor. Bilim insanlarının, mamut popülasyonunu oluşturmak için insanlara nasıl davranmaları gerektiğini öğretmeleri gerekebilir.
Sonuç olarak, Colossal’ın projeleri, büyük bir yatırım getirisi sağlayabilir. Ancak, bu tür projelerin ekolojik ve sosyal etkileri konusunda daha fazla araştırma yapılması gerektiği açıktır. Schmitz, nesli tükenmiş türlerin geri getirilmesinin doğaya ve topluma daha fazla zarar getirebileceğini belirtiyor.
Derleyen: Deniz KAFKAS
Kaynak: İnsanların Düşündüğünden Daha Yakın’: Yünlü Mamutların Soyunun Tükenmesi
