Varsayılan Mod Ağını Kapattığımızda Ego Çözülür
Ego tanımlanması zor bir kavramdır, ancak kabaca kişinin kendisini evrenin geri kalanından ayrı bir varlık olarak görmesine eşitlenebilir. Hepimiz hayatı bu perspektiften deneyimliyor, kendimizin bittiği ve dış dünyanın başladığı sınırı her zaman zahmetsizce fark ediyoruz. Egonun beyindeki yerini bulmaya kararlı olan sinirbilimciler, bu benmerkezci biliş biçimini sürdürüyor gibi görünen ve topluca varsayılan mod ağı (DMN) olarak bilinen bir dizi yapı tanımladılar.
Varsayılan Mod Ağı Nedir?
Beyin aktivitesine ilişkin anlayışımız büyük ölçüde, belirli bir göreve odaklanmadığımız zamanlarda bilincimizi düzenleyen dinlenme durumu beyin ağları fikrine dayanmaktadır. DMN böyle bir ağdır ve genellikle dikkatimizi içe doğru yönlendirerek kendimize yönelik bir düşünce akışına neden olur.
Bunu yaparken DMN, Freudyen ego kavramının önemli bir bileşeni olan kişisel kimlik duygusunu korumamıza ve bir öz anlatı oluşturmamıza yardımcı olur.
DMN’yi oluşturan beyin bölgeleri arasında, dinlenme sırasında oldukça aktif olan ve çoğu beyin yapısından yaklaşık yüzde 20 daha fazla metabolik enerji kullanan posterior singulat korteks (PCC) yer alır. Kendini yansıtma ile yoğun bir şekilde ilişkili olan PCC’nin anlatısal benlik duygusunu desteklediği düşünülmektedir.
Medial prefrontal korteks (MPFC) ise her birini bir zaman ve yere atayarak kişisel anılarımızı sıralamamızı sağlarken, aynı zamanda bu hatıraları duygularla ilişkilendirir. Normal şartlar altında, DMN’nin çeşitli beyin bölgeleri benliğimizde çatlaklar oluşmasını önlemek için birbirleriyle iletişim kurar, ancak DMN içindeki bağlantı kapatıldığında oldukça çılgın şeyler olmaya başlar.
Ego’nun Çözülmesi
“Ego çözülmesi” terimi ilk olarak 1950’li ve 60’lı yıllarda LSD ve meskalin gibi psychedelic ilaçların neden olduğu deneyimi tanımlamanın bir yolu olarak öne çıkmıştır. Salt kelimelerle tanımlamak zor olsa da bu fenomen, kişinin iç ve dış çevresi arasındaki sınır algısıyla ya da aslında herhangi bir benlik kavramıyla tamamen bağlantısız, alışılmadık bir biliş biçimi olarak ortaya çıkmaktadır.
Yakın zamanda, bilim insanları bu deneyimi tanımlamak ve ölçmek için Ego Çözülme Envanteri olarak bilinen bir ölçek geliştirmişlerdir. Envanter tarafından ölçülen öğeler, “kişinin kendi sorunları ve endişeleriyle daha az ilgilenmesinden” tam anlamıyla “evrenle bir olma” hissine kadar uzanmaktadır.
Ego çözülmesine olan ilgi son yıllarda, büyük ölçüde bu deneyimin belirli maddelerin terapötik etkileriyle bağlantılı olabileceğini gösteren psikedelik çalışmalar dalgası sayesinde artmıştır. Ego, hastaların bilişi üzerindeki kontrolünü kaybettikçe, patolojik düşünce biçimleri yerini yeni kavrayışlara ve kişisel kimliğin yeniden işlenmesine bırakmakta, bu da bazen ruh sağlığında kalıcı iyileşmelere yol açmaktadır.
Varsayılan Mod Ağı Nasıl Kapatılır
DMN, beyindeki çoğu psychedelic ilaç için birincil bağlanma bölgeleri olarak işlev gören yüksek konsantrasyonda serotonin 2A reseptörleri içerir. Bu bilinç genişletici moleküller bu reseptörlere bağlandıkça, DMN içindeki bağlantı bozulur ve ağı oluşturan çeşitli beyin bölgeleri arasındaki iletişim azalır.
Sonuç olarak, DMN’nin “parçalandığı” söylenirken, normalde birbiriyle etkileşime girmeyen beyin bölgeleri arasında eşzamanlı bir bağlantı patlaması “entropik” bir beyin aktivitesi modeline yol açar. Bu nedenle DMN, ayrı bir ağ olarak işlev görmeyi bırakır ve ego, ayaklarının altındaki nörolojik halıyı süpürür.
Örneğin, çalışmalar sihirli mantarlardaki psikoaktif bileşik olan psilosibinin PCC’ye giden serebral kan akışında yüzde 20’ye varan bir azalmaya neden olduğunu ve bu değişikliğin öznel ego kaybı deneyimiyle ilişkili olduğunu göstermiştir. Benzer şekilde, LSD’nin ego çözülmesini tetikleme yeteneği, PCC’deki alfa frekanslı beyin dalgalarının gücündeki azalmalarla ilişkilendirilmiştir.
Deneyimli meditatörleri içeren diğer çalışmalar, psilosibin etkisi altındayken meditatif bir transa girmenin PCC ve mPFC arasındaki iletişimin azalmasına neden olduğunu ortaya koymuştur. DMN’nin bu iki önemli düğümü ayrıştıkça, ego bir kez daha ortadan kalkar.
Tüm bunları söyledikten sonra, benliğin ne kadarının gerçekten DMN içinde yer aldığı konusunda bazı tartışmalar vardır, çünkü belirginlik ağı ve frontoparietal kontrol ağı gibi diğer beyin ağlarının benliğin belirli yönlerini sürdürmede rol oynaması muhtemeldir.
Yine de açık olan şey, DMN ile uğraşmanın egoyu radikal bir şekilde zayıflattığı ve insanların kendilerinden çok ihtiyaç duydukları bir mola vermelerine izin verdiğidir.
Kaynak: https://www.iflscience.com
Derleyen: Figen Berber
