Uzaydan toplanan örnekler, şiddetli Güneş patlamalarının sebebine ayna tutuyor

Uzaydan toplanan örnekler, şiddetli Güneş patlamalarının sebebine ayna tutuyor

Dünya üzerindeki teknoloji için büyük tehlike barındırmasına rağmen devasa taçküre kütle atımlarının sebeplerine dair bilinenler çok az

Güneş’te her gün uzaya parçacıklar fırlatan, çok yüksek enerjili devasa patlamalar gerçekleşiyor.

Güneş rüzgarı ya da patlaması olarak da anılan ve taçküre kütle atımı ismi verilen bu olaylarda, çoğunlukla hidrojen parçacıklarından oluşan “rüzgarlar” saatte yaklaşık 3 milyon kilometre hızla Güneş sisteminde yol alıyor.

Bu parçacıklar Dünya’nın manyetik alanıyla da etkileşime giriyor ve en çok kutuplarda yoğunlaşarak aurora borealis ve aurora australis’in, ya da yaygın isimleriyle kuzey ve güney ışıklarının, yumuşak renklerini ortaya çıkarıyor.

Taçküre kütle atımlarının şiddeti, Güneş’te bu etkinliğin arttığı ve azaldığı döngülere göre değişkenlik gösteriyor.

Güçlü bir Güneş rüzgarı kablosuz iletişimi ciddi biçimde engelleyecek, uydulara hasar verecek, elektrik nakil hatlarına zarar vererek geniş ölçekli ve uzun elektrik kesintilerine yol açabilecek güce sahip.

Taçküre kütle atımının ortaya koyduğu güzellikler ve tehlikeler bir yanda dururken, bu olayın neden gerçekleştiği bilinmezliğini sürdürüyor.

Ancak Güneş’in bir taçküre kütle atımı sırasında uzaya fırlattığı çeşitli parçacıkların seviye ve oranlarını ölçen yeni bir araştırma, bu “rüzgarlara” neden olan Güneş’teki fiziksel süreçlere yeni bir bakış sunuyor.

Mānoa’daki Hawaii Üniversitesi’nden araştırmacı Gary Huss’un öncülüğünü yaptığı yeni çalışma; bu şiddetli patlamaların içerdiği hidrojen, helyum, neon ve diğer elementlerin miktarları hakkındaki bilgiyi geliştirdi.

Ekip, NASA’nın 2004’te Dünya’ya dönen Genesis uzay görevinde topladığı Güneş rüzgarı parçacıklarını içeren numuneyi inceledi. Genesis, bu görevle birlikte Ay yörüngesinden daha uzak bir mesafeden Dünya’ya fiziksel örnek taşıyan ilk uzay aracı olmuştu.

Güneş Sistemi’nin toplam kütlesinin yüzde 99,8’ini tek başına oluşturan Güneş’in bileşimiyle ilgili şu anda bildiklerimizin büyük kısmı, astronomik ölçümlerden ve Dünya’ya düşen nadir türdeki bazı göktaşlarından elde edilmiş durumda.

Ancak Genesis’in getirdiği numuneler, Güneş rüzgarlarındaki hidrojenin ve diğer bileşenlerin miktarını daha doğru biçimde belirlemeye imkan tanıdı. Güneş’teki atomların yaklaşık yüzde 91’ini hidrojen oluşturduğu için Güneş rüzgarı plazmasındaki her şey hidrojenin yoğun etkisi altında bulunuyor.

Araştırma ekibi, Genesis’in sağladığı örneklerdeki hidrojeni ölçmenin zorlu olduğunu ifade ediyor. Araştırmacılar, yeni gerçekleştirilen çalışmanın önemli bir kısmını hidrojen ölçümü için geliştirdikleri yeni standartlarla gerçekleştirdi. Bilim insanlarının kullandığı yeni yöntem, numunede bulunan hidrojenin laboratuvardaki parçacık hızlandırıcı aracılığıyla yerküreden hidrojen miktarı bilinen minerallere çarptırılarak sokulmasını içeriyor.

Güneş rüzgarlarındaki hidrojen miktarını hassas bir biçimde belirlemek araştırmacıların devasa Güneş atımlarında hidrojene göre daha az bulunan neon ve helyum miktarlarındaki küçük farklılıkları da anlamasını sağladı.

İkisi de soy gaz olan ve bu nedenle daha kararlı halde bulunan helyum ve neonu iyonize etmek yani atomlarındaki elektron sayısını değiştirmek hidrojene göre çok daha zor.

Ancak Genesis’in topladığı numunelerdeki hidrojenin yeni ölçümleri, neon ve helyum atomlarının ikisinin de taçküre kütle atımı sırasında zengin biçimde bulunduğunu gösteriyor. Ekip yeni keşfin Güneş’in taçküre kütle atımınına neden olan doğasını anlamak için yeni ipuçları sağladığını söylüyor.

St. Louis’deki Washington Üniveritesi’nden fizik doçenti ve yeni çalışmanın ortak yazarlarından Ryan Ogliore, bu patlama tepkimeleri sırasında “fırlatılan maddenin neredeyse şaşmaz biçimde iyonlaşmak için en çok enerjiye ihtiyaç duyan atomlarca zengin gibi gözüktüğünü” söylüyor ve şunu ekliyor:

Bu bize Güneş’te gerçekleşen patlamaların ilk evresinde devreye giren fizik hakkında daha fazla bilgi veriyor.

Yeni bulgular, bilim insanlarını bu şiddetli Güneş olaylarının kökenini anlamaya bir adım daha yaklaştırdı.

Kaynak:onlinebrary

 

139 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
30 + 16 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.