Oklu Leylek, Aristoteles’ten 19. yy’a Kadar Sorgulanan Bir Gizemi Çözdü

Oklu Leylek, Aristoteles'ten 19. yy'a Kadar Sorgulanan Bir Gizemi Çözdü

Oklu Leylek, Aristoteles’ten 19. yy’a Kadar Sorgulanan Bir Gizemi Çözdü

19. yüzyılda, Afrika’da kabileler tarafından ok ile vurulmuş fakat buna rağmen kilometrelerce mesafe katedebilmiş bir leylek, Avrupalı kuş gözlemcilerini ve zoologlarını şaşkına çevirdi. O dönemlerde kuşların neden periyodik olarak ortadan kayboldukları ve her sene yeniden ortaya çıktıkları bilinmiyordu. Haliyle kilometrelerce mesafe kateden kuşları takip etmenin bir yolu da yoktu.

Tabii bu konu da birçok farklı teori ortaya atılmıştı. Popüler teorilerden biri, kuşların bir gölet veya akarsuyun dibinde kış uykusuna yatmasıydı tıpkı su kurbağaları ve kaplumbağaların yaptığı gibi. Bu iddia, ağlarında kuş yakaladıklarını söyleyen balıkçılar tarafından da desteklendi. 

Daha önceleri Aristotales gibi bazı bilim insanları, kuşların başkalaşım geçirerek başka kuş türlerine dönüştüğüne inanıyordu, tıpkı tırtılların başkalaşım geçirerek kelebeğe dönüşmesi gibi. Diğer teoriler daha da tuhaftı. 1703’te Harvard’dan bir profesör, kuşların aya uçtuğunu öne sürmüştü.

Modern teknolojinin yardımıyla Kuzey Avrupa’dan Yukarı Nil’e Adi Turna Göçleri

1822 yılında bir leylek bütün bu teorileri çürüterek büyük bir gizemin ortadan kalkmasına vesile oldu. Leylek, boynuna saplanmış 76,2 cm’lik bir okla Alman Klütz köyünün yakınlarına kondu. Daha sonra yapılan araştırmacılar sonucunda leyleğin boynuna saplanan bu okun Afrika’da bulunan bir ağaçtan yapıldığı keşfedildi. Bu oku atanların Afrika kabileleri olduğu anlaşılınca, leyleğin kıtalar arasında seyahat etmiş olabileceği düşünülmeye başlandı.

Bu, o dönem için oldukça şaşırtıcı bir keşif oldu ve Almanlar bu tuhaf olayı yaşayan kuşun yeni bir isme ihtiyacı olduğunu düşündüler. Bu leyleği, Almanca’da ”Oklu leylek” anlamına gelen ”Pfeilstorch” olarak adlandırdılar. Kaydedilen ilk Oklu leylek bu olsa da sonraki dönemlerde birçok oklu leylek kayda geçmiştir.

Pfeilstorch, 1822 , Almanya’nın Rostock kentindeki Rostock Üniversitesi’nde yer almaktadır.

Zaten burada, o zamanın önemli bir doğa bilimci ve botanikçisi olan Heinrich Gustav Flörke tarafından sopalı bir leylek araştırıldı. Profesör Flörke, “Boynun sağ tarafından derinin altına giren ve vücudun çok yukarısında ve altında çıkıntı yapan geniş demir uçlu tahta bir ok dikkate değerdir” diye yazdı. “Demir uç kıstırılıp okun ucuna tendonlarla tutturulduğu için, bu leyleğin yaralandığı kışlamanın çok uzak olduğu sonucuna varabiliriz.” Böylece çok eski bir bilimsel soruna, soğuk havaların başlamasıyla birlikte kuşların nereye kaybolduğu sorusuna son verilmiş oldu.

Oklu leylek, kuşların farklı coğrafyalar arasında her yıl düzenli olarak gerçekleştirdikleri, büyük ölçekli göç hareketinin ilk somut kanıtıydı. Kuşların göç etmesi, ortaya atılan ay yolculuğu veya başkalaşım geçirerek başka kuş türlerine dönüşmesinden daha az etkileyici gözükebilir fakat işin aslı hiçte öyle değildi. Kaydedilen 25 oklu leyleğin, Afrika’ya 6400 km’lik bir yolculuk yapması söz konusuydu.

Oklu Leylek, Aristoteles'ten 19. yy'a Kadar Sorgulanan Bir Gizemi Çözdü
Kırlangıçları yakalamak: 1555’ten gravür

Kutuplar arasında neredeyse 96.000 km’lik yolculuk yapan kutup sumrusuna kıyasla 6400 km’lik gidiş-dönüş yolculukları biraz sönük kalabilmektedir. Ebabiller, tüm kuş türleri arasında en uzun süre kesintisiz uçuş yapabilen kuş olduğu kanıtladı. Ebabiller havadayken beslenme, çiftleşme ve uyuma gibi yaşamsal faaliyetlerini gerçekleştirebilirler ve sonuç olarak, bazıları her yıl döndükleri Afrika kıtasına ayak dahi basmazlar. İskandinavya’ya geri döndüklerinde ise ebabiller, 10 ay boyunca havada kalmış olurlar.

Oklu Leylek, Aristoteles'ten 19. yy'a Kadar Sorgulanan Bir Gizemi Çözdü
Oklu leylek (Ciconia ciconia), Rostock Üniversitesi

Yaklaşık olarak 200 yıldır elimizde kuşların göç ettiğine dair kanıtlarımızın olmasına rağmen, hâlâ birçok konuda bazı cevapsız sorular vardır. Göçü neyin tetiklediğine, kuşların okyanuslarda nasıl dolaştığına veya kuşların neden bu uzun ve zorlu yolculuklara çıkmayı seçtiklerine dair kesin cevaplarımız hâlâ yoktur. Tüm bu bilinmeyenlerle birlikte kesin olarak söyleyebileceğimiz bir şeyler var. İvme ölçerler gibi teknolojik yenilikler, halkalama çalışmaları, göç rotalarının incelenmesi için takılan uydu vericileri ve oklu leylek gibi olaylar, dünyanın baştan çıkarıcı gizemlerine ışık tumaya devam edecektir.

Kaynak: Oklu Leylek, Aristoteles’ten 19. yy’a Kadar Sorgulanan Bir Gizemi Çözdü

Tesbih Bezelye Yiyen 5 Yaşındaki Çocuk Öldü. Bu Ölümcül Bitki Nedir?

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Çok Okunan Yazılar