Küçük Bir Nükleer Savaş Gezegenimizin Yaşam Alanını Nasıl Etkileyebilir?

Başkan Donald Trump’ın Kuzey Kore’yi ‘yakma ve dünyada eşi benzeri olmayan bir öfkeyle vurma’ sözü, Amerika’nın en güçlü kitle imha silahlarını Kore yarımadasında açığa çıkarmak için ortaya atılan bir tehdit.

Birçok savunma analistine göre, son yıllarda Avrupa ve Hint alt kıtasında nükleer çatışma riski de arttı.

Daha umut verici olay ise 122 ülke, New York’ta nükleer silahların yasaklanması ile ilgili Birleşmiş Milletler Antlaşması’nı kabul etmek için haziran ayında oy kullandı. “Yasaklama Sözleşmesi” nükleer silahları onaylayan ülkeleri yasadışı hale getirecek, birçok kişi bunu çok taraflı silahsızlanmaya karşı yenilenmiş bir çaba başlatmak için bir fırsat olarak görüyor.

Anlaşmayı destekleyen taraflar, sınırlı bölgesel bir nükleer savaşın bile felaket ve küresel bir insani kriz yaratacağını savunuyorlar. Aynı şekilde, diğer analistler, gerçeğin sıklıkla tasvir edildiği kadar şiddetli olmadığını öne sürüyorlar.

Bu yılın mart ayında, nükleer silahlara karşı tutum araştırmacısı Matthias Eken, The Conservation’da nükleerin yıkıcı gücünün “aşırı abartılmış” olduğunu ve “kıyamet senaryoları ve apokaliptik dil”in aşırı kullanımından kaçınılması gerektiğini yazdı.

Eken, nükleer silahların, Arkansas eyaletinin üzerine düşen 9 megatonluk bir termonükleer savaş başlığının yalnızca devletin yüzey alanının yüzde 0,2’sini yok edeceği temelinde, sıklıkla anlatılan senaryolar kadar güçlü olmadığını savundu.

Ayrıca insan uygarlığına son verilmeden önce gezegende 2000’den fazla nükleer patlamanın yapıldığını ve nükleer silahların yaratacağı riski azaltmak için bu riskleri abartmamamız gerektiğini savundu.

Eken’in nükleer silahlara karşı keskin yaklaşımı, küresel insani felaketin dramatik söylemi ve insanlığa yönelik varoluşçu tehditlerin aksine duruyor. İkincisi için esas ne?

Nükleer savaş çevre konusunda da bir savaştır.

En büyük kaygı, nükleer patlamaların çevre ve iklim üzerindeki dolaylı etkilerinin modellendiği nispeten yeni araştırmalardan kaynaklanmaktadır. En çok incelenen senaryo, Hindistan ve Pakistan arasında, çoğunlukla kentsel alanlarda patlatılan 100 Hiroşima büyüklüğünde etki yaratacak savaş başlığı (modern standartlara göre küçük) içeren sınırlı bir bölgesel nükleer savaştır.

Birçok analist bunun, toplam cephanelikleri 220’den fazla nükleer savaş başlığına ulaşan iki devlet arasındaki savaşın olup bitmesi durumunda makul bir senaryo olduğunu öne sürüyor.

Bu olayda, tahmini 20 milyon kişi patlamaların, ateşin ve radyasyonun doğrudan etkilerinden bir hafta içinde ölebilir. Tek başına felaket- Birinci Dünya Savaşı’ndan daha fazla ölüm…

Fakat nükleer patlamaların büyük bir hacimdeki is ve külü stratosferle birleştiren ve bir araya getiren geniş bir alan üzerindeki yangınları ateşleme olasılığı da yüksektir.

Hindistan-Pakistan senaryosunda, 6,5 milyon ton is üst atmosfere atılarak güneşi bloke edebilir ve dünya genelinde on yıl kadar ortalama yüzey sıcaklığında ve yağışta belirgin bir düşüşe neden olabilir.

Bu ekolojik bozulma, küresel gıda üretimini kötü etkiler.

Bir çalışmaya göre, ABD’deki (dünyanın en büyük üreticisi) mısır üretimi, verilen senaryomuzda on yıl içinde ortalama yüzde 12 oranında düşecektir. Çin’de pirincin on yıl içinde yüzde 17, mısırın yüzde 16 ve kış buğdayının yüzde 31 oranında düşmesi bekleniyor.

100 günlük global tüketimden az olan toplam dünya tahıl rezervleri ile bu etkiler tahmini 2 milyar insanı açlık riskine sokacaktır.

Pyongyang’ın sınırlı cephaneliği göz önüne alındığında, Kuzey Kore ve ABD’yi kapsayan nükleer bir çatışma daha küçük olmasına rağmen, birçok kişi ölecek ve ekolojik hasar yıllar boyunca küresel halk sağlığını ciddi şekilde etkileyecektir.

Buna ek olarak, ABD ile Kuzey Kore arasındaki herhangi bir nükleer çekişme, muhtemelen diğer devletleri ve dünyanın diğer bölgelerindeki nükleer çatışma riskini artıracaktır.

Durum kötüleşiyor.

ABD ile Rusya arasında büyük çaplı bir nükleer savaş daha da kötü olacak. Çoğu Rusya ve ABD silahları, Hiroşima’yı yok eden bombalardan 10 ila 50 kat daha güçlü.

İki ülkenin stratejik nükleer silahlarının (altyapı ya da kentleri hedef alan, savaş alanından uzak tutulması amaçlanan) kullanımını içeren bir savaşta üst atmosfere yaklaşık 150 milyon ton is salınabilir.

Bu, küresel sıcaklıkları 8 ° C (14 ° F) azaltacaktır- “nükleer kış” senaryosu. Bu koşullar altında, gıda üretimi duracak ve insan ırkının büyük çoğunluğu açlıktan ölmek durumunda kalacak.

Eken, sınırlı bir bölgesel nükleer çatışma senaryolarının ve ABD ile Rusya arasındaki tüm savaş senaryolarının düşük olasılıklarda olduğunu öne sürüyor. Haklı olabilir.

Bununla birlikte, riski güvenilir bir şekilde belirleyemesek bile her iki senaryo da mümkündür. Hem Donald Trump hem de Kim Jong-un’un nükleer silahları kullanma konusunda devam eden düşman söylemi bu olasılığı azaltmamaktadır.

Demek istediğim, nükleer caydırıcılık doktrininin yüksek riskli bir kumar olduğu. Nükleer silahlar, bizi terör eylemlerinden uzak tutmaz; deniz seviyesinin yükselmesi, küresel ısınma, okyanus asitlenmesi, biyoçeşitlilik kaybı veya antimikrobiyal direnişle savaşmak için kullanılamazlar.

Bu nedenle, pek çok tıbbi ve halk sağlığı organizasyonu nükleer silahları yasadışı ilan etmek için kampanya yürütüyor.

Bir felakete neden olması veya insanlığa karşı varoluşsal bir tehdit oluşturabilmesi için kaçının patlatılması gerekip gerekmediğine bakılmaksızın söz konusu olan bu tehlikeli silahları önlemenin en iyi yolu bulunmalıdır.

Kaynak: http://www.sciencealert.com/here-s-how-even-a-minor-nuclear-war-could-affect-our-planet-s-environment

Çeviren: Bunyamin Tan

58 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
12 + 10 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.