Bazı kadınlar, hamilelik dönemlerinde etraflarındaki konuşmaları takip etmekte zorlandıklarından, düzenli yaşayabilmek için sürekli olarak not almak zorunda olduklarından, okuduklarını anlamakta güçlük çektiklerinden ve hatta iş hayatına geri dönmekten korktuklarından bahsediyorlar.
20 farklı araştırmanın sonuçlarının incelendiği bir meta-analiz sürecinde 2007 yılından bu yana hamile bireyler, bilişsel durumlarıyla ilgili yapılan analizle mercek altına alındılar. Toplamda 1230 kadının dahil olduğu araştırmalarda bu kadınların 709’u gebe, 521’i ise gebe olmayan bireylerdi. Her bir birey içinde bulundukları durumun bilişsel olarak yansımasını ifade edip, objektif ölçütler sunuyordu.
Genel olarak hamile bireylerin bilişsel işlev eksikliklerini daha yoğun yaşadıkları tespit edildi:
Gebeliğin özellikle 3. evresinde artışa geçen bilişsel yoksunluk dönemi, birinci ve ikinci 2 aylık gebelik safalarındaki bilişsel aktivite ile bağlantılı olarak gelişiyor. Aynı zamanda son evrede, hamile kadınların beyinlerindeki gri maddede azalma yaşanıyor.
Hamile kadınların beyinlerindeki bu azalışın temel nedeni ise, karın bölgesinde gün geçtikçe gelişen bebeğin gelişim durumuyla ilişkili. Çünkü orada ikinci bir birey ve ikinci bir beyin de var. Anne beyninden bebek beynine yapılan bu katkı sayesinde bebekler gelişimini sonlandırıyor.

Bu nedenle genç anneler, sosyal ve bilişsel alanlardan sorumlu olan beyin bölgelerinden kayıplar yaşıyorlar. Söz konusu bilişsel gerileme ölçülebilir boyutlarda olsa bile, kadınların bilişsel işlevleri elbette normal ve fonksiyonel bir şekilde kalmaya devam ediyor.
Karmaşık işlerde yeteneklerin azalması, iş performansının düşmesi, unutkanlık ve sosyal ilişkilerde güçlük çekmek gibi durumlar, annelerin çocukları için yaptıkları biyolojik bir fedakarlıktan kaynaklanıyor.
