İstanbul’daki Gizli Yeraltı Odaları ve Tünel
İstanbul’un tarihi merkezinde, eski bir Hıristiyan kilisesinin kalıntılarının altında gizli kalmış yeraltı odaları ve bir tünel bulundu. Bu yapıların, Bizans döneminde şehrin en büyük ve en görkemli kiliselerinden biri olan St. Polyeuctus Kilisesi ile bağlantılı olduğu düşünülüyor. Bu yazıda, bu keşfin önemini ve arkeolojik çalışmaların son durumunu anlatacağız.
St. Polyeuctus Kilisesi, 6. yüzyılın başlarında İmparator I. Justinianus’un kız kardeşi Anicia Juliana tarafından yaptırılmıştır. Kilise, Konstantinopolis’in en zengin ve en nüfuzlu ailelerinden birinin üyesi olan Anicia Juliana’nın ihtişamını ve cömertliğini göstermek için tasarlanmıştır. Kilise, altın mozaikler, mermer heykeller, sütunlar ve kubbe ile süslüydü. Kilisenin adı, Roma İmparatorluğu’nda Hıristiyanlığı kabul ettiği için öldürülen bir asker olan St. Polyeuctus’tan gelmektedir.
Kilise, 7. yüzyılın sonlarında Arap istilaları sırasında büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Kalan parçalar ise daha sonra başka binaların inşası için kullanılmıştır. Kilisenin yerini belirlemek için 20. yüzyılın ortalarına kadar beklemek gerekti. 1960’larda Saraçhane semtinde yol yapım çalışmaları sırasında kilisenin temelleri ve bazı süslemeleri ortaya çıkarıldı.
Ancak kazılarda daha ilginç bir şey daha bulundu: kilisenin altında yer alan yeraltı odaları ve bir tünel. Bu yapıların ne amaçla inşa edildiği tam olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmacılara göre, bu odalar kilisenin protezi olarak kullanılıyordu. Protez, Hıristiyan ilahi ayinine hazırlık yapmak için kullanılan bir bölümdür. Burada ekmek ve şarap sunulur, dua edilir ve kutsal kitap okunurdu. Yeraltı odalarının duvarlarındaki mozaikler, taş kakmalar ve oyulmuş mermer bloklar da bu tezi desteklemektedir.
Diğer araştırmacılara göre ise, yeraltı odaları ve tünel Anicia Juliana’nın mezar yeri olabilir. Anicia Juliana’nın mezarının nerede olduğu bilinmemektedir. Ancak bazı kaynaklar onun St. Polyeuctus Kilisesi’ne gömüldüğünü belirtmektedir. Yeraltı odalarının girişinde bulunan mermer levhada da Anicia Juliana’nın adının geçtiği görülmektedir.
Yeraltı odalarının ve tünelin keşfi büyük bir heyecan yarattı. Ancak bu yapılar uzun süre halka açık olmadı. Girişleri koruma amaçlı kapatılıp unutuldu. Saraçhane semti de zamanla bakımsızlığa terk edildi.
Neyse ki durum değişti ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) geçen yıl siteyi yenilemek için bir proje başlattı. Proje kapsamında yeraltı odaları ve tünel temizlendi, aydınlatıldı ve güçlendirildi. Ayrıca kilisenin kalıntıları da restore edildi. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, siteyi ziyaret edenlerin 1.500 yıllık tarihe tanıklık edeceklerini ve İstanbul’un deprem geçmişini öğreneceklerini söyledi. Polat, St. Polyeuctus Kilisesi’nin ana yapısının yıkılmasına rağmen altyapısının sağlam kaldığını ve bunun bir mimari harika olduğunu vurguladı.
Bizans İmparatorluğu’nun en görkemli yapılarından biri olan Aziz Polyeuctus Kilisesi, 6. yüzyılda imparator Justinianus tarafından yaptırılmıştır. Konstantinopolis’te Ayasofya ile yarışan bu kilise, depremler ve Haçlı Seferleri sonucunda yıkılmış ve harabeye dönmüştür. Kilisenin kalıntıları ise farklı şehirlere taşınmış veya Osmanlı döneminde üzerine bina inşa edilmiştir.
Kilisenin yıkımına rağmen altında yer alan yeraltı yapıları ise yüzyıllar boyunca ayakta kalmayı başarmıştır. Bu yapılar, Bizans mimarisinin sismik aktiviteye karşı dayanıklı olacak şekilde tasarlandığını göstermektedir. Bu tasarımda kullanılan önemli bir malzeme ise Horasan harcıdır.
Horasan harcı, tuğla, kiremit gibi pişmiş toprak malzemelerin kireç ve su ile karıştırılmasıyla elde edilen bir harç çeşididir. Bu harç, tuğla kırıklarının puzolanik özelliği sayesinde suya dayanıklı ve elastik bir yapıya sahiptir. Bu sayede deprem anında binanın çökmesini önler. Horasan harcı, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde sarnıç, su kuyusu, su kemeri ve hamam gibi yapılarda sıklıkla kullanılmıştır.
İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kenan Polat ve ekibi, Aziz Polyeuctus Kilisesi’nin yeraltı yapılarını araştırmak için 2019 yılında bir kazı çalışması başlattılar. Kazılarda ortaya çıkan yüzey örnekleri laboratuvarda incelendiğinde, dönemin önemli bir teknolojik özelliği olan Horasan harcı kullanımı tespit edildi.
Polat, Live Science’a yazdığı bir e-postada, “Bu harç sayesinde kilisenin altındaki yeraltı yapıları 1500 yıl boyunca ayakta kaldı” dedi. Polat, ayrıca kilisenin mimari süslemelerinin de Horasan harcından yapıldığını belirtti.
Polat ve ekibinin keşifleri, İstanbul’un mimari ve tarihi önemi hakkında değerli bilgiler sunarak, bu olağanüstü antik yapıların korunmasının ve öğrenilmesinin önemini vurgulamaktadır.
Saraçhane Arkeoloji Parkı yakında ziyarete açılacak. Burada hem yeraltı odalarını ve tüneli hem de kilisenin kalıntılarını görebileceksiniz. İstanbul’un gizli hazinelerinden birini keşfetmek için bu fırsatı kaçırmayın!
Derleyen: Figen BERBER
Kaynak: İstanbul’daki Gizli Yeraltı Odaları ve Tünel
Küresel Felaket Karşısında Sığınaklar Mağaralar ve Yeraltında mı Olacak?
