Evrendeki Bilinç Ölçeğinin Değişmezliğini ve İnsan Beyninin Ufkunu İnceleyen Yeni Çalışma

Evrendeki Bilinç

Evrendeki Bilinç Ölçeğinin Değişmezliğini ve İnsan Beyninin Ufkunu İnceleyen Yeni Çalışma

Journal of NeuroQuantology’de yayınlanan bir makale, bilim insanlarının bilinç fiziğine ve evrenin en temel düzeylerinden canlı sisteme ve bir bütün olarak kozmosa kadar bilgi dinamiklerinin kesintisiz etkileşimine ilişkin görüşlerini yeniden tanımlayan birleşmiş bir holofraktogramik model sunmaktadır.

Doğanın temel özelliklerinin altında yatan holografik ve fraktal ilkelerin keşfi ve aydınlatılması yoluyla, bilinç fiziği ve genel olarak bilgi dinamikleri araştırmalarında büyük atılımlar meydana geliyor. Örneğin, fraktal bir organizasyonda, bir sistemin karmaşıklık derecesi ölçeksizdir veya herhangi bir büyüklük dönüşümü altında değişmezdir.

Bu, kişinin sonsuza kadar “yakınlaştırabileceğini” veya “uzaklaştırabileceğini” ve aynı derecede de karmaşıklığın gözlemlenebileceği anlamına gelir –yani desen kalıpları sonsuza kadar yinelenir. Bunun, bilincin bir sistemde önemli bir karmaşıklık ve entegrasyon eşiğine ulaştığında ortaya çıktığı varsayıldığı için, bilinç bilimi için çıkarımları vardır. Yine de, karmaşıklık ölçeğe göre değişmezse, gözlemlenebilir bir alanda bilinci doğuran aynı bilgi süreçlerinin daha küçük ölçeklerde de gerçekleşmesi mümkün değil midir?

Son zamanlardaki bu çalışma, toroidal geometrinin – iyi bilinen çift torus gibi – bilincin evrenin tüm fraktal seviyelerinde modelleyebildiği ölçeksiz doğasına ve bunun beyin içindeki çalışma alanını temsil eden iç benliğin tamının integral modelini holografik olarak insan bilişsel sisteminde nasıl bir araya geldiğine dair kanıtları incelemektedir.

Makalenin yazarları; Groningen Üniversitesi’nde fahri profesör olan Dr. Meijer ve diğeri de yeni Elektro Manyetik koruyucu teknolojileri geliştiren ve polimer geliştirme ve mineral nano teknoloji DSM araştırmaları üzerine projeler yürüten, biyolojideki en zor ve önemli sorulardan bazılarını yanıtlayan biyofizik araştırmalarında çığır açan çalışmalar bulunan ve diğer önemli bilimsel alanlarda çalışmalar yapan bir biyofizikçi olan Dr. Geesink’dir.

Geesink ve Meijer, elektromanyetik (EM) radyasyon ve biyolojik sistemle etkileşim ile ilgili 500’den fazla biyomedikal yayının bir meta-analizinden, istatistiksel olarak anlamlı biyo-rezonanslara sahip yeni ve bir spesifik tutarlı EM frekansları modeli belirlediler. Hücreler arası ve hücre içi sistemde önemli etkileri olan belirli EM frekans alanlarının tanımlanmasıyla, araştırmacılar, verilerini sulu çözelti, proteinler ve enzimlerdeki bilinen dalga rezonansları,  biyo-polimerlerde ve hücresel zarlarda uyandırılan ses kaynaklı titreşimlerin yanı sıra nükleotidlerle de ilişkilendirebildiler.

Araştırma, biyolojik sistem içindeki ışık ve sesin etkileşimini ayrıntılı olarak yani fotonik, fononik ve solitonik dalgaların, gelişim ve bilgi işlemede hücreler arası ve hücre içi sistemin tutarlılığını ve düzenini sürdürmede ve yönlendirmede nasıl araçsal ve ayrılmaz olduğunu açıklamaktadır.

Büyük biyomoleküllerdeki solitonik salınımlar, Meijer ve Geesink’in açıkladığı, Fröhlich yoğunlaşması olarak bilinen kuantum tutarlılığı ile sonuçlanabilir olan bu durum Bohm mekaniğinin pilot-dalga yapısına çok benzer şekilde biyomoleküllere ve hücrelere rehberlik eden kuantum geometrik dalga modelleri oluşturabilir. Bu da canlı sistemin ve yaşam bilincinin altında yatan bilgi süreçlerinin, evrenin nasıl çok daha derin, içsel bir seviyesinde bulunduğunu göstermektedir.

Evrendeki Bilinç Ölçeğinin Değişmezliğini ve İnsan Beyninin Ufkunu İnceleyen Yeni Çalışma

Derleyen: İbrahim Özkaraca

Kaynak: https://www.resonancescience.org/

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Çok Okunan Yazılar