Yeni Keşfe Göre Kızıl Gezegen Mars Daha Çok “Mor Gezegen” Gibi Görünüyor
Mars’ta görev yapan uzay aracı Curiosity on yılı aşkın bir süredir kızıl gezegende dolaşıyor ve bu arada çığır açan bazı keşifler yaptı. Bunlardan bazıları, gök bilimcilerin bir nevi beklediği şeylerdi. Diğerleri ise bir sürpriz olarak geldi ve onları anlamak çok zor.
Örneğin, küçük çakıllardan büyük kayalara kadar her boyuttaki kaya, bu tuhaf mor kaplamaya sahip gibi görünüyor ve kaplamanın ne olduğu açık değil. Jeokimyacı Ann Ollila, kaplamanın ne olabileceğine dair iyi bir cevabı olmadığını söylüyor.
Mor renk ve Curiosity’nin bu mor kaplamaların çevresinde hidrojen izleri keşfetmesi, sürece suyun dahil olduğuna işaret ediyor. Curiosity’nin Mastcam-Z görüntüleri de kaplamaların demir oksit türleri içerebileceğini gösteriyor. Özellikle, NASA araştırmacıları, Dünya’da nispeten yaygın olan bir demir oksit minerali olan hematiti düşünüyor.
Bu mor lekelerin daha yakın tarihli bir analizi, bunların “çoğu kaya yüzeyinin daha az tozlu alanlarında tipik olarak gözlemlendiklerini” ve bunları “hem ince taneli kristalin hematitle hem de zayıf kristalin demir oksitlerle” bağlantılı olduğunu belirtiyor.
Ancak sorun şu ki, hematit Dünya’da gri, siyah veya pas kırmızısıdır, yani Mars’ta başka bir şey rol oynamış olabilir, bu da Mars’ın potansiyel yaşanabilirliği için iyi haber olabilir.Bu minerallerdeki varyasyonlar aktif, dinamik bir jeolojik sisteme işaret ediyor. Bu dinamik sistemler, karmaşık kimyasal yapılar üretme eğilimindedir ve kimyasal yapı ne kadar karmaşıksa, yaşanabilirlik için o kadar iyidir.
Mars’ta, Mars’ın geçmişinde suyla etkileşime girmiş olabilecek pek çok kil olduğunu zaten biliyoruz. Bu kaplamalar, gezegenin jeolojik geçmişinde neler olduğunun hikayesini anlatabilir ve hatta şu anda neler olduğuna dair ipuçları bile verebilir.

Araştırmacılar, gezici SuperCam’i kullanarak kaplamalara daha yakından baktılar. Cihaz, Mars’taki geçmiş yaşamla ilgili bileşikler arayan bir kamera ve spektrometre ile kayaları ve toprakları inceleyebilir. Ancak kaplamanın küçük bir kısmını buharlaştırmak için bir lazer de vurabilir. Bir mikrofon daha sonra bu lazerden gelen sesi alır ve lazerin kayaya çarptığında çıkardığı sesi analiz ederek, araştırmacılar kaya özelliklerinden bazılarını çıkarabilirler.
Mikrofonu etkileyen Mars rüzgarları tarafından daha da engellenen zorlu bir süreç, ancak şimdiye kadar yapılan analizler, kaplamanın kimyasal olarak alttaki kayalardan farklı olduğunu gösteriyor. Bulgular, kaplamaların demir oksit türleri içerebileceği fikrini de doğruluyor, ancak aynı zamanda Curiosity’nin aletlerinin henüz algılamadığı başka şeyler de içerebilir.
Bu kaplamaların mikrobiyal aktiviteyle bağlantılı olma ihtimali de var. Bu şu anda çok spekülatif olsa da, Dünya’daki bu tür kaplamaların mikroplarla bağlantılı olduğu bulundu ve bu mikroplar bir zamanlar Mars kayalarındaki küçük çatlaklarda saklanmış olabilir. Bazı araştırmalar, bu kaplamaların mikropları Mars’ta maruz kaldıkları Güneş aktivitesinden koruyabileceğini bile öne sürdü. Yine de bu, bu noktada spekülatiftir.
Ancak başka bir bilmece daha var: Perseverance’ın tüm mor kaplı kayaları gördüğü rotası, göl tortullarından değil, magmanın soğumasıyla oluşan kayalardan geçiyor. Kayaların jeolojik süreçler yoluyla farklı bir yerden getirilmiş olması mümkündür; ancak Mars’ta ayrıca plaka tektoniği yoktur, bu nedenle kayaları ne tür bir sürecin hareket ettirmiş olabileceği tam olarak net değildir.
Curiosity ekibi, bu şaşırtıcı kaplamaya daha fazla ışık tutabilecek birkaç deney planlıyor, ancak bunu çözmenin en iyi yolu, örnekleri analiz için Dünya’ya geri getirmek. Kaplamaların Dünya’ya yapılan yolculuktan sağ çıkıp çıkmayacağı belli değil, ancak araştırmacılar umutlu. Bu arada Curiosity’nin yolculuğu ve deneyleri devam edecek. Bundan sonra neyle karşılaşacağını kim bilebilir?
Derleyen: Feyza ÇETİNKOL
Ay’ın Karanlık Yüzü’ne Giden İlk Uzay Aracı, Yapış Yapış Bir Yüzey Buldu
/Yeni Keşfe Göre Kızıl Gezegen Mars Daha Çok Mor Gezegen Gibi Görünüyor/
