Samanyolu’nun Yeniden Doğuşu Yıldızların Hafızalarında Yaşıyor

Samanyolu Gökadası daha önce bir kere öldü ve şimdi de gökadamızın ikinci hayatına tanıklık ediyoruz. Tohoku University’den Masafumi Noguchi’nin hesaplamalarıyla, Samanyolu Gökadası’nın bilinmeyen detaylarının gün yüzüne çıkmasını sağlayan araştırma makalesi ise 25 Temmuz’da (2018) Nature‘da yayımlandı.

Yıldızlar farklı mekanizmalar yolu ile oluşmaları bakımından temelde iki farklı oluşum grubuna veya periyoduna ayrılırlar. Bu iki sürecin arasında kalan sürede de yıldız oluşumunun durduğu uzun bir dönem olduğu bilinmektedir. Yuvamız olan gökadamızın ise, daha önce sanılandan ve düşünülenden çok daha dramatik bir tarihe sahip olduğu görüldü.

Masafumi Noguchi, 10 milyar yıllık bir süreç boyunca, içerisinde The Hebrew University’den Avishai Dekel’in ve ekibinin ortaya attığı “cold flow accretion” fikrine dair hesaplamaların da yer aldığı süreç ile Samanyolu’nun evrimini hesaplama yoluyla tespit etmeye çalıştı. “Cold flow accretion” fikri, temelde gökadaların oluşumları sırasında etraflarındaki gazları nasıl toplayabileceklerini açıklıyordu.

İki fazlı oluşum fikri, aynı üniversiteden Yuval Birnboim tarafından çok daha büyük kütleli gökadalar için öne sürülmüş olsa da, Noguchi bu fikrin prensibinin Samanyolu Gökadası’nın durumunu da açıklayabildiğini gösterdi.

Samanyolu’nun tarihi, yıldızların element içeriklerinde ve kompozisyonlarında saklı olarak bulunuyor, çünkü yıldızlar oluşmuş oldukları uzamsal çevrelerindeki gazları bünyelerine toplayarak bunları uzun yıllar boyunca saklayabiliyorlar. Yani gökadalar başka bir deyişle oluştukları zamandaki gaz ve toz miktarı ve tiplerini “hatırlıyorlar”.

Güneş sisteminin komşusu olan çevredeki yıldızlar ise iki farklı kompozisyonu barındırmaları bakımından iki gruba ayrılıyorlar. Bir grup oksijen, magnezyum ve silikon gibi α-elementlerini barındırırken, diğer grup bol miktarda demir içeriyor. Observatoire de Paris’ten Misha Haywood’a ve ekibine göre bu fenomen Samanyolu’nun büyük bir bölgesini açıklıyor. Bu dikotominin kökeni ise tam olarak anlaşılabilmiş değil. Noguchi’nin modeli ise bu eski bilmeceye bir cevap üretiyor gibi görünüyor.

Noguchi’nin Samanyolu’nun tarihine dair tasviri, soğuk gaz akımlarının gökadaya (İng. cold flow accretion) ve bu gazdan oluşan yıldızlara aktığı noktada başlıyor. Bu süreç boyunca kısa süreli yaşamı olan tip-2 süpernovalarından yayılan α-elementlerinin oluşumunu ve dağılımını kestirebiliyoruz. Bu nedenle de ilk jenerasyon yıldızlarda bu elementler oldukça yoğun olarak bulunuyor.

Daha sonra şok dalgalarının ortaya çıkması ve bu gazları ısıtması ile 7 milyar yıl önce, gökadaya gaz akışı durdu ve dolayısıyla yıldız oluşumu da durdu. Bu süreçte ise, uzun süreli tip-1 süpernovalarının patlaması ile demir de galaktik gaza dahil oldu ve gazın elemental kompozisyonunu değiştirdi.

Radyasyon yayılımı ile soğuyan gaz tekrar gökadanın içine tam 5 milyar yıl önce girmeye başladı ve ikinci jenerasyon demir içeren (Güneş’imiz de dahil olmak üzere) yıldızların oluşmasını sağladı.

Araştırmacılar, komşumuz Andromeda bulutsusunun da iki ayrı çağa ait yıldız oluşumu süreçleri ve bu yıldızların örneklerini barındırdığını düşünüyor.

Kaynak: BilimFili.com” Samanyolu’nun Yeniden Doğuşu Yıldızların Hafızalarında Yaşıyor”

https://bilimfili.com/samanyolu-yeniden-dogusu-yildizlarin-hafizasinda-yasiyor/

59 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
10 + 28 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.