Panik Alışverişinin Ardındaki Psikoloji

Önce tuvalet kağıdıyla, ardından kolonya, el dezenfektanı, maske, makarna ve pirinç derken; “süreci çok iyi yönetenlerin” iki günlük sokağa çıkma yasağını insanlara, yasak başlamadan yalnızca 2 saat önce duyurmasıyla çılgın bir alışveriş pratiğine de şahitlik etmiş olduk. 

Peki böyle bir davranış için bir gerekçe var mı? Daha akıllıca alışveriş yapmak ve başkalarının ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak için psikolojik dürtülerimizin ötesine geçebilir miyiz?

Kriz anlarının, panik oluşturması son derece olağanken; panik durumlarında insanların aptalca görünen kararlar veriyor olması da bazen kaçınılmazdır. Koronavirüs salgını, yalnızca bir belirsizlik hali değil aynı zamanda da birçoğumuzun sosyal izolasyon yaşadığı bir dönemdir. Bu faktörlerin her ikisi de insanları ihtiyaç duymayacakları şeyleri satın almaya psikolojik olarak motive edebilir. Her ne kadar hakkında çok fazla araştırma bulunmasa da, psikolojiye “panik alışverişi” olarak geçen kavram; bir kriz anında yapılan alışveriş pratiği olarak tanımlanır.

Belirsizlik, Kaygı ve Panik

Belirsizlik, panik, kaygı, korku gibi endişeler stabil olmayan bir beynin ve hata olasılığı yüksek kararlar vermenin tetikleyicisidir. Bu yüzden stabil bir beyne sahip olmak her zaman arzu edilen bir durumdur. Ancak panik alışverişi, yüzeyden bakıldığında mantıksız gibi gözükse de, esasında rasyonel bir temele sahiptir. Koronavirüs salgını, hepimiz açısından bir belirsizlik halini ortaya çıkarmıştır. Belirsizliğe tahammül edememek de, maddi ihtiyaçlar noktasında, kullanılabilecek olandan daha fazlasının toplandığı aşırı istifleme gibi bir davranışın ortaya çıkmasına neden olabilir.

İstifleme davranışı, kıtlık olduğu veya olacağı düşüncesinden yola çıkılarak ortaya çıkan; bazen rasyonel bazen de duygusal olabilen bir insan tepkisidir. İstifleme davranışının en güçlü motivasyonlarından birisi, bireyin sıkıntıya tahammül edemeyeceği algısıdır. Sıkıntıdan kaçınma davranışı, pandemi sırasında mümkün olandan daha fazla ürün satın alma riskini ortaya çıkarabilir. Bu endişeyi çok yoğun yaşayan bireyler, marketlerin kapanmayacağını duyuran yetkililerin açıklamalarına inanmakta güçlük yaşayabilir ya da bu açıklamaya inansalar bile her şeyin değişmesi durumunda “hazırlanmanın” en iyisi olduğuna karar verebilirler.

Öte yandan, koronavirüs salgını birçok insana kendi ölümünü de hatırlatır ve bu korkuyu dengelemek için de harcamaların artmasına neden olabilir. Daha fazla “silahınız” varsa, daha güçlüsünüz demektir. Bu silah, içerisinde bulunulan koşula bağlı olarak; bazen bir tuvalet kağıdı, bazen bir kolonya, bazen bir maske olabilir.

Gerçekliğin Algısı: Rasyonel ve Sezgisel

İnsanlar gerçekliği iki temel şekilde algılar: Rasyonel ve sezgisel (ya da duygusal). Ne kadar denemeye çalışırsanız çalışın, gerçekliği deneysel ve duygusal bağlantınızdan ayırmak neredeyse imkânsızdır. Sadece bir robot olamazsınız (bazı insanlar bu konuda diğerlerinden daha iyi olsa da) ve tüm zamanınızın %100’ünde rasyonel, mantıklı bir şekilde hareket edemezsiniz. Bu durum, bir afet planlaması söz konusu olduğunda karar vermenizi de etkiler.

Nisan 2020’de International Journal of Disaster Risk Reduction‘da yayımlanan bir araştırmada, yaklaşan veya devam eden bir felaket nedeniyle istiflemenin, insanların riski en aza indirme arzusu tarafından yönetilen “büyük olasılıkla kişisel çıkar odaklı ve planlanan bir davranış olduğu” bulgusuna ulaşıldı. Yiyecekleri (veya tuvalet kağıdını) biriktirmek, felaketin kapsamı veya süresi hakkında yanılıyor olmaktan daha az risklidir, çünkü istif edilen pek çok şey yine de kullanılabilirdir.

İnsanlar, büyük ölçüde, ister fiziksel, ister duygusal, ister gerçek, isterse de algılanan olsun kişisel çıkarlar ve acı çekmekten kaçınmak için motive edilirler. Olası riskleri tartmak ve bunları azaltmak için çok fazla zaman harcarız, çünkü bu daha uzun bir yaşam sürme hedefimizi garanti altına almak anlamına gelir. Örneğin, yaşlandıkça, ortaya çıkması beklenmeyen hastalıkları önceden öğrenip engelleyebilmek adına daha fazla doktora gideriz. Yoldaki bir aracın bize çarmasını engellemek için yaya geçidini kullanırız… Bütün bu risk tartma davranışlarımızın arkasında çok ilkel ve temel bir dürtü yatar: Hayatta kalabilmek. 

Dolapları daha fazla makarna, daha fazla tuvalet kağıdı, daha fazla kolonya ile doldurmak pek mantıklı gibi gözükmüyor olabilir ancak riski en aza indirmek için makul önlemler alıyormuşuz gibi hissettirir. Ve unutmayın, farklı insanlar farklı risk toleranslarına sahiptir. Bu nedenle, bir kişi temel malları stoklamakta iyi hissedebilirken, başka bir kişi bu kadar panik olmayabilir.

İnsanlar Duyguları Tarafından Yönetilir

İnsanların sezgisel, duygusal yanları –kaygı, korku ve panik nedeniyle yönlendirilen– fiyat dalgalanması veya arz sıkıntısı gibi geçici faktörleri düşünerek bunun bir nedeni olduğuna inandığında daha fazla istifleme davranışı gösterebilir. Her ne kadar rasyonel olsa da, çoğu insan tarihsel veriler yoluyla bu tür eksikliklerin kısa ömürlü olacağını biliyor ancak duygusal olarak buna inanmakta güçlük yaşıyor olabilir.

Diğerlerinin davranışlarını gözlemlemek duygusal bir salgına neden olabilir. İnsanlar, diğer insanların davranış ve duygularını görerek bundan kolaylıkla etkilenir. Gıda arz sıkıntısı konusundaki korku ve endişe, günümüzde sosyal medyanın da doğrudan erişime açık olması nedeniyle çok kolay biçimde yayılabilmekte, doğrudan tanık olmadığımız başka insanların davranışlarından bile etkilenebilmekteyiz. Bu kaygı ve endişe yanlış ve mantıksız olsa bile, sosyal medya ağlarımızda bir virüs gibi yayılmaya devam eder.

Yani boş mağaza raflarının resimlerini gördüğünüzde ve arkadaşlarınızın tuvalet kağıdı biriktirdiğini duyduğunuzda, kendinize “Evet, belki bunu ben de yapmalıyım” dersiniz. Öte yandan bu düşünce size çok mantıklı gelmese de, “yalnızca güvende hissetmek için” bile yaparsınız.

Rahatlama, Kontrol Duygusu ve Öneriler

Panik alışverişi sonucunda, rahatlamış ve kontrol hissi geliştirmiş hissetmeniz olasıdır. Açlığınız ve tuvaletten sonraki temizliğiniz noktasında aktif önlemler almış bulunuyorsunuz, dolayısıyla geçici bir rahatlama hissi geliştirebilirsiniz.

Bu durum, pek çoğumuzun hissetiği korku ve endişeyi hafifletmeye yardımcı olabilir. Kontrolden çıkmış küresel bir pandemi koşullarında, insanların –kendi algılarında bile olsa– kontrol sağlama isteklerini anlamak zor değildir. İnsanların evini temizlemek, konserve gıdalar veya basit bir çikolatalı kek satın almak kadar basit bir davranışı harekete geçirmeleri, en azından düşük seviyeli kaygı için bir rahatlama sağlar.

Kaygılı hissetmek son derece olağandır, önemli olan kontrolü elinizden kaybetmemenizdir. Alışveriş yaparken, alışverişlerinizi yönlendirmek için yanınıza bir liste alın ve buna bağlı kalmak için elinizden gelenin en iyisini yapın. Bu şekilde, boş rafların veya süpermarketlerin kapanışının düşünülmesiyle tetiklenen anksiyete kaynaklı satın alma işlemlerine yenik düşme olasılığınız azalır.

Kaynak: Bilimfili.com” Panik Alışverişinin Ardındaki Psikoloji”

https://bilimfili.com/panik-alisverisinin-ardindaki-psikoloji

176 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
24 + 23 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.