Mercan Resifleri Yok Oluyor! İnsanlara ‘Sizce dünyada bulunan en güçlü hayvanlardan birisi nedir?‘ diye sorsak; birçoğu aslan, köpek balığı, kartal gibi yanıtlar verir. Doğrudur. Yırtıcı hayvanlar güçlüdür. Bu yüzden kendilerine ormanın kralı, deniz canavarı vb. isimler verilmiştir. Fiziksel olarak güçlü olan bu hayvanlar, doğal yaşam alanlarının doğal veya insanlar tarafından tahrip edilmesinden oldukça fazla etkilenirler.
Güç deyince, fiziksel bir yeterliliğin aklımıza gelmesi normaldir. Ancak öyle bir güç var ki; fiziksel yeterliliğin de üzerine çıkıyor. O da olası her türlü şarta uyum sağlamak! Uzun süre aç kalmaya karşı dayanıklı olmak, bir uzvu kesildiğinde yerine yenisini çıkarmak, yarayı onarmak, virüslere karşı savaşabilmek, hastalandığında kendi kendini tedavi edebilmek, çevresindeki başka canlılara da yetebilmek. Her canlının temelde içgüdüsel olarak doğada hayatta kalmaya kodlandığını düşünürsek, mercanların binlerce yılda, her koşula uyum sağlamayı başararak, bu konuda ne kadar güçlü olduklarını fark edebiliriz.
Yukarıda bahsettiğim nedenlerden dolayı mercan resiflerini dünyanın en güçlü hayvanlarından biri olarak kabul edebiliriz. ’Mercanlar tek hücrelidir.’ Dediğinizi duyar gibiyim. Hatta ilk bakışta size kendisinin bir bitki olduğu izlenimini verirler. Öyle olsalar dahi mercanlar hayvan türü olarak kabul ediliyor. Mercanlar ’Anthoza’ sınıfında yer alırlar. Üzerlerinde yalnızca mikroskopla görülebilen ‘polip’ adında binlerce bireyden tek bir birey olarak türemişlerdir. Çiçek, mantar, ağaç, ip, beyin gibi şekillerde olan ve koloniler halinde yaşayan mercanların üzerindeki polipler ile birlikte milyonlarca olduğuna şaşırmamak gerekir. (Bu yönleri ile ormanlarda bulunan küf mantarlarına benzemektedirler.)
Bir mercan resifi ile karşılaştığınızda büyülenmemeniz imkansızdır. Bazıları sert, bazıları ise yumuşaktırlar. Yapıları karmaşık gibi görünse bile basit sistemleri olan varlıklardır. Uç kısımlarında dokungaçlar bulunur. Vücutlarının alt kısmında yüzeye yapışmalarını sağlayan yardımcı bir organları vardır. En üst kısımlarında gelişmiş ağızları bir gırtlak ile doğrudan mideye bağlanır. Omurgasızdırlar. Dış yapıları kendi salgıları ile sertleşmiştir. Onu gören tüm yaratıkları büyüleyen renklerini ise vücutlarından faydalanmalarına izin verdikleri, tek hücreli mikroskobik bir deniz yosunu olan Zooxhanthellae’dan alır. Bu cazibeli fosforlu renkleri sayesinde diğer hayvanları kendilerine çekerek, daha kolay avlanabilirler. Yüzgeçlerini çiftleşme zamanlarında veya tehlikede oldukları durumlarda savunma mekanizması olarak kullanırlar. Üstlerinde yaşayan canlılar ve saklanmak için kendilerinden faydalanan yosunlar mercanlar sayesinde beslenirler. Aynı zamanda mercanlar da bu canlılar sayesinde uzun süre kendilerini besleyebilirler. Karşılıklı sağlanan bu yarara simbiyotik yaşam adı veriliyor.
Mercanlar; dünyanın ilk oluştuğu dönemlerden bu yana yaşamın bir parçasıdır. Bunu dünyanın ilk dönemlerinden kalma bir mercan fosili olan stromatolit taşlarından anlayabiliriz. Bu taşlar 60 milyon yıldan fazladır hayatlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Dünyanın bugünkü atmosferinde rolleri gerçekten çok büyüktür. Bunu anlayabilmek için karbon elementinin bu dünya için önemine hakim olmak gerekir. Karbon hava, su, toprak ve canlılar arasında dolaşır. Gaz halindeki karbon, karbondioksit olarak atmosferde ve sularda erimiş haldedir. Su içinde bulunan karbon ise mercan resifleri ve midye gibi kabuklu canlıların dış katmanında depo edilir. Karbondioksit atmosferi oluşturan su buharı ve diğer birçok gazla birlikte dünyaya sera etkisi yaparak soğumasını önler. Bu canlılar yeryüzünü ortalama 14°C’de tutmaktadır. Bu nedenle onlar için ekosistemin önemli dengesini oluşturan nadide yapboz parçalarıdır diyebiliriz.
Bu kadar yıl hayatını sürdürmeyi başarabilen bir canlı türü olarak onları eşsiz kılan yegane özelliğin, her koşula bir şekilde ayak uydurabilme becerileri olduğunu söylememiz yanlış olmaz. NŞA’da uzuvları eksilse tamir edebilen, zor koşullara sağlayabilen bu mucizevi yaratıkların, son yıllarda yapılan çalışmalarda beyaz renge dönüştükleri gözlemlenmiştir. Bu onların yok olmaya başladığının işaretidir. Sonuçta denizler ve okyanuslar bizler için yalnızca avlanmak, yüzmek veya sörf yapmak için var olmamıştır onlar aynı zamanda bizler için hayati bir öneme sahipler.
Mercanların yaşayabilecekleri suyun sıcaklığı 20°C- 32°C altında olmamalıdır. Bu sebeple tropik bölgelerde hayat bulurlar. Nadiren Norveç ya da derin Akdeniz sularında mercan kayaları gözlemlenebilir. Ancak son 150 yıldan beri artan karbondioksit oranı dünyanın %30 oranında ısınmasına sebep olmuştur. Bu durum bu eşsiz hayvanları da pes ettirmiş olacak ki 10 yıl içinde mercan kayalarının %90 oranında azalacağı öngörülüyor. Bu masalsı varlıklar, geç kalınmış olsa da korunmak zorundadır!
Şunu unutmamak gerekiyor: doğa yok olmuyor. Doğa bir şekilde var olur. O kendine bir çıkış yolu bulur. İnsanlar kendi sonunu getiriyor. Kendimizi doğanın bir parçası olarak görmeyip, merkeze koyduğumuz her an kaybediyoruz. Doğa bizim için yok! Bize hizmet etmiyor. Her şey birbirine hizmet ediyor. Bu düşünceyi acilen benimseyip, harekete geçmeliyiz; aksi takdirde doğa, bir gün silkelenip bizi, insan yükünü omuzlarından atacak!
Yazar: Burcu KURT
Mercan Peşinde Belgeseli
Mercan Resifleri Yok Oluyor!
