Gökbilimciler, Jüpiter’in Çevresinde 12 Yeni Uydu’nun Keşfedildiğini Açıkladı
Onları daha önce nasıl gözden kaçırdık?
Dış Güneş Sistemi’ndeki gözlemlerini sürdüren gökbilimciler, büyük ve beklenmedik bir sürprizle karşı karşıya kaldılar. Jüpiter’in yörüngesinde 12 tane bilinmeyen ay (uydu) rastlantısal bir şekilde keşfedildi.
Bu keşif, bilinen Jüpiter uydularının sayısını toplam 79’a çıkarıyor. Aynı zamanda bu keşifle beraber, keşfedilen yeni uydular, Jüpiter’in Güneş Sistemi’ndeki yerini en çok uydu olan gezegen olarak tekrar zirveye taşıdı.
Carnegie Bilim Enstitüsü’nden astronom Scott S. Sheppard tarafından yönetilen ekip, aslında yeryüzündeki teleskopları kullanarak gizemli dokuzuncu gezegen için kanıtlar arıyordu. Ancak son derece uzakta olan Güneş Sistemi’ndeki nesnelerini ararken arama alanlarının yakınındaki Jüpiter’le ilgili yeni bir keşif yaptılar.
Ekip, daha önce hiç olmadığı kadar güçlü bir teleskop kullanıyordu. Daha yüksek çözünürlüklerdeki gözlemleri geçmişteki diğer gözlemlerden daha geniş bir şekilde çalışmalarına imkan sağladı.
Sheppard’ın Science Alert’a yaptığı açıklamada, “Jüpiter gökyüzünde bilinen bir hızla ilerler, onunla aynı hızda hareket eden herhangi bir şey onu uydu için bir aday haline getirir. Ancak bunun onaylanması belirli bir zaman gerektirecektir.” dedi.
Ayrıca Sheppard, “Jupiter’in uydu adaylarını bir ay ve bir yıl sonra tekrar tekrar gözlemledik. Jüpiter’in yörüngesinde olduklarını doğruladık ancak bu gözlemlerin bir müddet daha devam etmesi gerekmektedir.” diye ekledi.
Araştırmaya dahil olmayan Güney Queensland Üniversitesi’nden astronom Jonti Horner Science Alert’e, “Bu gerçekten harika ve heyecan verici.” diye açıklamada bulundu.
“Bu benim için şaşırtıcı değil. Sanırım daha derine baktığımızda Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün etrafındaki bu düzensiz uydulardan daha çok bulabiliriz. Ancak bu harika ve heyecan uyandırıcı bir çalışmadır.”
Takımın gözlemlerine göre Uluslararası Astronomi Birliği’nin Küçük Gezegen Merkezindeki Gareth Williams, uyduların yörüngelerini hesaplamayı başardı. Jüpiter’in en uzak yörüngelerinde bulunan dokuz uydusu, üç farklı grup halinde yaklaşık iki dünya yılını Jüpiter’in yörüngesinde geçiriyor.
Aynı zamanda uyduların geriye doğru hareket eden yörüngeleri ya da Jüpiter’in kendi ekseni üzerindeki dönüşüne zıttırlar. Bu alışılmadık bir durum değil. Aslında, Jüpiter’in bilinen uydularının çoğu geriye doğru hareket eder ve genel olarak gaz devi yakınında oluşan ve çok yakınlaştıklarında yakalanan asteroid veya kuyruklu yıldız olarak kabul edilir.
Sheppard, “Bu uydular dev gezegenlerin yapı taşlarının en son kalıntılarıdır. Dev gezegen bölgesinde bulunan diğer tüm malzemeler, büyük olasılıkla uyduları oluşturmak için gezegenlere düşmüştür.” dedi.
“Aslen sadece üç tane geriye doğru hareket eden uydu olduğunu ve bunların her birinin diğer nesnelerle çarpışmalarıyla parçalandığını düşünüyoruz. Bu diğer nesnelerin ne olduğu ise şimdilik bir gizem olarak duruyor.”
Ancak yeni keşfedilen uydulardan biri bizlere tuhaf ve yeni bir ipucu sunuyor. On iki uydudan sadece üç uydunun yörüngesi var ve Jüpiter’e daha yakınlar.
Bunlardan iki uydu oldukça açık gözlemlenebiliyor. Bunlar, bir yıldan az bir zamanda benzer mesafeler ve eğim açıları ile Jüpiter’in yörüngesindedir. Astronomlar, bir zamanlar hepsinin parçalanmış büyük bir uydunun parçası olduğunu düşünüyor.
Son uydu biraz daha garip bir duruma sahip.
Sheppard, “Diğer keşfimiz gerçek bir tuhaflığa ve bilinen Jüpiter uydularına benzemeyen bir yörüngeye sahip.” dedi.
Geçici olarak adlandırılmış Valetudo, (Roma’nın sağlık ve temizlik tanrıçası ve Jüpiter’in büyük torunu) iç prograd (düz yönde), uydular grubundan daha uzak ve daha eğimlidir.
Jüpiter’in yörüngesine geçmek yaklaşık 18 ay sürüyor ve yörüngesi, çarpışmaları oldukça muhtemel hale getiren geriye doğru hareket eden uydulardan oluşuyor.
Sheppard Science Alert’e yaptığı açıklamada, “Valetudo’nun keşfiyle, geriye doğru hareket eden çarpışmaları birbirinden ayıran çarpışmalar, Valetudo gibi diğer Jüpiter uyduları arasındaydı.” dedi.
Ekip, Valetudo’nun daha büyük bir uydunun parçası olabileceğine, daha büyük bir geriye doğru hareket eden uydu ile çarpıştığına inanıyor. Bunun da gözlemlenen geriye doğru hareket eden gruplara benzediği sonucunu çıkarıyor.
Jüpiter’in oluşumu sırasında gezegen hala büyürken bize bir zaman dilimini anlattığı için daha çok sayıda düzensiz uydunun olduğu düşünülüyor. Düzensiz uydular, Jüpiter’in etrafında güneş etrafındaki gezegenlerin oluşturduğu ya da Jüpiter’in çevresindeki düzenli uydular gibi yatay bir yörüngede bulunan düz bir diskten oluşmamışlardır.
Horner Science Alert’e, “Benim için gerçekten harika olan, onların garipliklerini gözlemlememiz. Ancak yörüngesi yüzünden değil, onların çok küçük olmasından dolayı.” dedi.
Horner’e göre, eğer Valetudo erken oluşsaydı Jüpiter’in oluşumunda bulunan gaz ve toz bulutları tarafından yavaşlatılırdı ve gezegene düşerdi.
Bu kadar küçük bir uyduyu bulmak uydunun gaz ve toz bulutları temizlendikten sonra oluşmuş olması anlamına gelir. Bu da bize, bu uydu ailelerinin oluşum zamanlaması ile ilgili bir şey anlatıyor. Yani güneş sisteminin oluşumu ile ilgili bizlere yeni bir bakış açısı getirebilir.

Takımın sonuçları, henüz hakemli bir dergide mevcut değildir. Çünkü Sheppard’ın ekibi şu anda Valetudo’nun hangi sıklıkla geriye doğru hareket eden bir uydu ile çarpışabileceğini anlamaya çalışmak için süper bilgisayar simülasyonları yürütüyor.
Sheppard, “Bu simülasyonun işler hale getirilmesi birkaç ay sürecektir. Aradığımız cevabı 100 milyon ile 1 milyar yıl arasında bulacağımızı tahmin ediyoruz. Bu zaman aralığı insanlık süresinde uzun ama astronomik zamanda uzun bir zaman değildir.” dedi.
Bu simülasyonlar birkaç ay içinde yapıldıktan sonra daha net bir makale yazılacaktır.
Yakın zamanda yeni keşfedilen uydular isimlendirilecek aynı zamanda insanlar da isimlendirilmede görevlendirilebilirler. Bu konuda, Jüpiter uyduları için IAU’nun isimlendirme kurallarını gözetmekte yarar var.
Horner, “Bu güzel bir sonuç ve bu gözlemlere daha dikkatli bakmanın önemi vurgulanmalıdır,” dedi.
Bizler de bu mutlu tesadüfü çok sevdik. Aynı zamanda başkalarına da, gökyüzünde bir şey arayan meraklı gözlemcilere de, aradıklarını bulmak için gözlemlerini nasıl kullanabileceklerini vurgulamış oldular.
Çeviri:Tuğba Aydın
