Dişlerimizdeki Esrarengiz’Ağaç Halkası’ Çizgileri Doğum Dahil Yaşam Olaylarını Gösterebilir

Dişlerimizdeki Esrarengiz’Ağaç Halkası’ Çizgileri Doğum Dahil Yaşam Olaylarını Gösterebilir

Dişler sadece çiğnemez. Ağızlarımızdaki bu kalsifik yapılar hakkında ne kadar çok şey öğrenirsek ağız ortamının daha geniş sağlığımıza, zihinsel işleyişimize ve çok daha fazlasına nasıl bağlandığını o kadar çok keşfederiz.

Yine de, sadece dişler ve hayatımızın geri kalanı arasındaki bağların ne kadar derine gittiğiyle ilgili ilk adımı atmış olabiliriz. Yeni araştırmalara göre, dişler bile büyük yaşam olaylarının sessiz bir vakanüvisçisi olarak hizmet ediyor. Dişler, diş dokusunun mikro yapısının içinde gizlenmiş gizemli ağaç halkası benzeri bantlarda önemli, etkili bölümler kaydediyor.

New York Üniversitesi’nden diş antropoloğu Paola Cerrito  “Diş, iskeletin statik ve ölü bir parçası değildir.” diye açıklıyor. “Fizyolojik süreçleri sürekli olarak ayarlar ve yanıt verir.”

Çalışmada Cerrito ve ekibi, ölümleri sırasında 25 ila 69 yaşlarında ölen 15 kişiden 47 dişi analiz ettiler. Bantu kökenli Orta Afrika Malavi’larının kadavra koleksiyonundan alınan bu kohort(aynı yaştaki insanların içerisinde bulunduğu bir grup insan) , insan kalıntılarına ek olarak, bu insanların yaşam öykülerinin çoğu, yaşam tarzı bilgileri ve tıbbi geçmişleri de dahil olmak üzere kayıtlarından dolayı seçildi.

Diş kalıntıları açısından, araştırmacıların özellikle incelemek istedikleri dişlerde korunan sementumdu. (diş kökünü saran kemiksi doku)  Kemik, mine ve dentin gibi diğer mineralize dokular gibi, her dişin kökünü kaplayan kalsifik  bir madde olan sementum , normal doku oluşumunu etkileyen fizyolojik stres faktörlerine bağlı ince, gözlemlenebilir büyüme çizgilerini kaydedebilir.

Mine ve dentinden farklı olarak  sementum ; sadece gençken değil, hayatımız boyunca büyür. Bu uzun ömürlülükten dolayı sementumdaki  anormallikler,  bir bireyin tüm yaşamı boyunca fizyolojik stres faktörlerinin göstergesi olarak kullanılabilir.

Birçok memeli türü söz konusu olduğunda, bu fenomenin gözlemleri, bilim insanlarının hamilelik ve emzirme gibi şeylerin histolojik imzasını belirlemelerine yardımcı olmuştur – bir hayvanın yaşamı boyunca fizyolojik olarak zorlu olaylar, daha dar sementum büyüme tabalakarı  ile sonuçlanmıştır.

Cerrito ve meslektaşlarının bilmek istedikleri, insan dişlerindeki aynı değişikliklerin insanların yaşamlarındaki büyük yaşam olaylarıyla ilişkili olup olmadığı ve doğum ve menopoz gibi şeylerin tanımlanabilir izlerini bırakıp bırakmayacağıydı.

Sonuçlara göre, öyle. Mikroskop altında, ekip, üreme olayları ve menopoz ile ilişkili sementum belirteçlerinin, çalışmadaki bu tür olayları yaşayan tüm kadınların dişlerinde tanımlanabilir olduğunu buldu  ancak bulduklarının  hepsi bu değildi.

Belgelenmiş yaşam öykülerini (büyük ölçüde akrabaları tarafından sağlanan) dental kalıntılarla karşılaştırdıklarında, dişlerde silinmez izler bıraktığı ortaya çıkan diğer olayları da keşfettiler: sistemik hastalıklar, hapsedilme ve hatta kırsal bir çevreden  ayrılıp şehir merkezine gitme.

“Bu bize bir kayıt yapısı olarak sementin” hassasiyeti “hakkında bir şeyler söylüyor:    epizodik (ara sıra meydana gelen) olaylar kaydedilmezken, uzun süreli sistemik olaylar kaydediliyor.” dedi Cerrito The Guardian’a.

Tabii ki, şimdiye kadar, bu sementum bazlı işaretler sadece az sayıda bireyde gösterilmiştir. Tekniğin potansiyeli ile çok heyecanlanmadan  önce, daha büyük bir grupta doğru sonuçların tekrarlanıp tekrarlanmayacağını görmek için beklemeliyiz.

Bilinen yaşam öykülerinin yokluğunda dikkate alınması gereken sınırlamalar da vardır. Vücut üzerinde sistemik bir etkisi olması gereken bir olayı, tam olarak neyin ayırt edebileceği de net değildir. Bu, yüzlerce yıl önce bir John Doe hakkında, hatta hayatlarının belgelenmiş bölümlerine noktalara katılamazsak, bir Neandertal hakkında bize gerçekten ne söyleyebilirdi?

Şimdilik, hala birçok soru var ancak bu, arkeolojiden tıbba kadar değişen gelecekteki araştırmalar üzerinde büyük bir etkiye sahip olacak bir keşif olabilir.

Sonuçta, her birimize kaydedilmiş, hayatımızın büyük anlarının gizli bir zaman kapsülü varmış gibi görünüyor, dişlerimizde korunuyor ve şimdiye kadar hiç dokunulmamış.

“Bu çalışma, insanlarda sadece doğumlara ve menopoza değil, aynı zamanda yaşam tarzındaki hastalıklara ve şiddetli değişikliklere karşılık gelen histolojik belirteçlerin ilk kanıtlarını sağlıyor.”

“Sonuçlarımız, dental sementumun; yaşam öyküsü kilometre taşlarından diğer mineralize dokulardan çok etkilenemeyen bir kişinin kronolojik olarak sadık bir biyolojik arşivi oluşturduğunu göstermektedir.”

Çeviri:Simge Kara

Kaynak:nature

155 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
29 + 25 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.