Devasa Mavi Taşlar 200 Kilometreyi Nasıl Aştı: Taş Devri İnsanları Gerçekten Bir Mucize mi Yarattı?
Tuhaf Stonehenge Kayası Üzerindeki İşaretler Doğal Olmayabilir
Arkeolojik keşiflerde taş devri insanlarının mühendislik dehası mı sergiledi?
Stonehenge’in iç halkasındaki mavi taş bloklarının taşındığı mesafe uzunluğu ve taşınma yöntemi, uzun süredir arkeoloji dünyasında tartışma konusu olmuştur. Yeni yapılan araştırmalar, Neolitik Çağ’da yaşayan insanların bu kayaları buzulların yardımına başvurmadan, iki yüz kilometreden fazla bir mesafeden iç halkanın tam ortasına nasıl taşıdıklarını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Taş devri insanlarının taş taşıma planlaması ve organizasyonu
Stonehenge’in iç halkasındaki her mavi taşın ağırlığı üç buçuk ton kadardır; bu miktar, her bir taşın iki adet sedan otomobilin toplam ağırlığına eşdeğer olduğunun altını çizmektedir. Bu kadar ağır malzemeyi, yirmi birinci yüzyıl teknolojisi olmadan, yüzlerce insanın bir araya gelerek organize ettiği bir sistemle taşımak, kesinlikle olağanüstü bir efor gerektirmiştir. Bu durum, Neolitik Çağ’da daha önce hayal dahi edilemeyen bir mühendislik ve iş gücü yönetimi anlayışının varlığına işaret etmektedir.

taş üzerindeki izlerin ayrıntılı yüzey analizi
Aberystwyth Üniversitesi’nden arkeolog Richard E. Bevins ve çalışma arkadaşları, taşların yüzeyindeki çiziklerin ve kenar kırıklarının buzulların aşındırma izleriyle değil, kasıtlı müdahale sonucunda oluştuğunu belirtiyorlar. Yapılan mikroskobik incelemeler, kaya yüzeyindeki çatlakların ve pul pul dökülmelerin, doğal erozyon yerine elle kentleme ve kesme izlerine benzediğini göstermektedir. Bu bulgu, taşların çıkarılma, şekillendirilme ve taşınma sürecinde insan emeğinin belirleyici olduğuna dair güçlü bir kanıt sunmaktadır.
jeokimyasal imza ile taşın gerçek kökeninin tespiti
Yapılan son jeokimyasal analizler, Stonehenge’deki mavi taşlardan birinin, Galler’deki Preseli Dağları’nın Craig Rhos‑y‑Felin olarak bilinen bölgesinden geldiğini kesin bir biçimde ortaya koymuştur. Kaya numune analizleri arasında tam bir eşleşme bulunmuş; dolayısıyla taşın kaynağı konusunda hiçbir belirsizlik kalmamıştır. Bu sonuç, Newall Kayası olarak isimlendirilen örneğin orijinal çıkış noktasını net olarak belirleyen ilk bulgudur.

taşın glasyal transport hipotezine alternatif açıklamalar
Buna karşıt olarak, Durham Üniversitesi’nden arkeolog Brian Stephen John; mavi taşların, batıdan gelen buzulların taşıdığı kaya parçaları arasında erzak depolama işlevi görmüş olabileceğini ve Salisbury Ovası’nda henüz keşfedilmemiş buz tarafından taşınmış bir alan bulunabileceğini öne sürmektedir. Peki, buza dayalı doğal taşımanın izleri hâlâ kayıplarda mı? Bevins ve ekibi ise eğer buzul taşımacılığı olsaydı, benzer erratik kaya dağılımlarının Narberth’in doğusunda da görülmesi gerektiğini; ancak bu tür buluntuların yokluğunun insan eliyle taşınmayı destekleyen kuvvetli bir delil olduğunu savunuyor.
insan taşımacılığı muammasının sırları ve çözülemeyen sorular
Eğer Neolitik topluluklar gerçekten ortalama sekiz yüz kilometre uzaktan devasa kayaları iş birliği ve kas gücünün ötesinde bir planla getirmişlerse, bu durum insan tarihinde büyük mühendislik başarılarının ne kadar eskiye dayandığını yeniden gündeme getiriyor. Acaba bu insan toplulukları, kayaları kaygan kızaklar veya ahşap kızaklı makaralar kullanarak mı taşıdılar? Yoksa kayaların üzerinde özel sürtünme azaltıcı malzemeler mi kullandılar?

taş devri mirası: ateşle mi şekillendirdiler yoksa kademeli kesim mi uyguladılar?
Yeni sorular zinciri… İnsanoğlunun taş devrinde bile büyük monolitleri kesme ve biçim verme becerisi nasıl gelişti? Ateşle ısıtma yöntemiyle çatlatıp, ardından aletlerle yüzey düzeltmesi mi yaptılar? Cevap bekleyen bu sorular, Stonehenge’in gizemini daha da derinleştiriyor.

sonuç olarak: insan emeğinin arkeolojik kanıtları
Stonehenge’in mavi taşlarının taşınmasıyla ilgili tartışmalar, Neolitik Çağ insanlarının olağanüstü planlama, organizasyon ve mühendislik kabiliyetlerini bir kez daha gözler önüne seriyor. İnsanların, yalnızca kas gücüyle değil, belki de o dönem için gelişmiş bir taşıma sistemiyle, bu devasa yapıyı inşa etmeleri; insan tarihinin en çarpıcı başarı örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bu eşsiz yapı, insanın merak ve iş birliğiyle neleri başarabileceğini bize hatırlatmaya devam ediyor.
Taş Devri mühendisliği, günümüz teknolojisine nasıl ilham verebilir?
Gelecek kuşaklar, bu antik mirastan hangi modern lojistik çözümleri ödünç alabilir?
Derleyen: Deniz KAFKAS
Kaynak: Devasa Mavi Taşlar 200 Kilometreyi Nasıl Aştı: Taş Devri İnsanları Gerçekten Bir Mucize mi Yarattı?
Antik Kaya Oymaları, Firavunluk Öncesi Yaşamı Gözler Önüne Seriyor
Antik Kaya Oymaları, Firavunluk Öncesi Yaşamı Gözler Önüne Seriyor

One thought on “Devasa Mavi Taşlar 200 Kilometreyi Nasıl Aştı: Taş Devri İnsanları Gerçekten Bir Mucize mi Yarattı?”
Geri bildirim: Büyük Horasan Uygarlığı Mezopotamya ve İndus Vadisi’ne Nasıl