Alice’in Harikalar Diyarındaki Nörolojik Bozukluklar

“Bir düşüneyim: Bu sabah kalktığımda ben, ben miydim? Sanki biraz farklı gibiydim, ama ben aynı ben değilsem, o zaman ben kimim? İşte asıl bilmece bu!”

Şimdi, şu ana kadarki en büyük dürbün gibi uzuyorum… Elveda ayaklarım!” (Çünkü ayaklarına baktığında neredeyse gözden kaybolmuş gibiydiler ve giderek de uzaklaşıyorlardı.)

Alice, Harikalar Diyarına vardığında, belirli yiyecekleri ve sıvıları tükettikten sonra büyüyen veya küçülen bir dizi garip metamorfik değişim geçirir. Bu hisler, Alice Harikalar Diyarında sendromu olarak (Alice in Wonderland Syndrome–AIWS) isimlendirilen tıbbi bir sendromu yaşayan bireylerin de deneyimlediği hislerdir.

Alice Harikalar Diyarında sendromu (AHDS), ilk olarak 1955 yılında, genç hastalarının çoğunun migren hali bir sonucu olarak vücut parçalarının veya bazı nesnelerin boyutlarında bozulmalar (metamorfopsi) yaşadığını  fark eden Britanyalı psikiyatrist Dr. John Todd tarafından tanımlandı. Dr. Todd, bu semptomlar ve migren arasında güçlü bağlantılar olduğunu ileri sürerek AHDS’nin nadir bir “migren varyantı” oluşturabileeğini belirledi.

Aslına bakarsanız Alice Harikalar Diyarında kitabının yazarı Lewis Carroll‘un kendisi de migren ağrıları çektiğini belirtmişti ve bu deneyimlerinin yazılarında da kendisine yer bulduğu görülüyor. Örneğin, Alice’in Ay ışığı tarafından kör olması, parlak ışığın migreni uyarma veya yoğunlaştırma eğilimine işaret ediyor. Alice Harikalar Diyarında Sendromu, genellikle çocukluk döneminde görülür ve gençlik yıllarında ortadan kalkma eğilimindedir. Nesnelerin ve vücut parçalarının boyutlarındaki bozulmaların yanı sıra, hastalar ayrıca nesnelerin şekli veya mesafesinde de değişimler ve çarpık bir zaman algısı yaşayabilir. Bu hislere kaynak çıkarıldıktan sonra işitsel veya dokunsal duyumlar gibi kalıcı bir duyusal girdi de eşlik edebilir.

Migren hali, migren baş ağrısından önce gelen algısal bir bozukluktur, ancak bazı durumlarda bu hal tek başına da yaşanabilir. Bu nörolojik hâl, genellikle 5 dakikadan fazla bir sürede gelişir ve 2 saate kadar sürebilir. Öte yandan kesin neden henüz bilinmemekle birlikte; serebral korteks (beynin dış tabakası) boyunca nöronal aktivitede bir depresyonun takip ettiği uyarılmanın yavaşça yayılması olabilir.

Bu fenomen, “kortikal yayılan depresyon” olarak adlandırılır ve genellikle görsel veya somatosensör kortekste ortaya çıkararak korteks boyunca dakikada 3,5 mm hızla hareket eder. Bu aşırı uyarılma dalgası ve ardından görülen nöronal aktivitenin depresyonu; paryetal lobun üzerinden geçtiğinde, dokunsal ve işitsel duyumların yanlış algılanmasının yanı sıra, nesnelerin ve vücut parçalarının boyutunun da değişmesine neden olduğu düşünülmektedir.

Duyusal bilgileri işlemekten sorumlu bir beyin bölgesi olan paryetal lob, propriyosepsiyon olarak isimlendirilen vücut parçalarımızın mekânsal olarak nerede bulunduğunun algısını sağlar. Bu nedenle de Alice Harikalar Diyarında sendromunun bazı semptomlarına dahil edilmiştir. Örneğin, arka paryetal korteksin elektriksel uyarımı, vücut uzuvlarının uzaması ya da kaybolması gibi halüsinasyonarın ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Bununla birlikte, Alice Harikalar Diyarında sendromuna sahip 12 yaşındaki bir çocuğun fonksiyonel MRI (fMRI) taramasını içeren bir çalışmada, bir metamorfopsi esnasında paryetal lobdaki aktivite artışına görsel korteksteki aktivitedeki azalmanın eşlik ettiği ortaya koyulmuştu. Bu da, AHDS hastalarındaki metamorfopsinin, frontal lobdaki güçlenmiş nöronal aktivitenin bir sonucu olduğunu, bunun da duyusal bilginin bozulmasına ve vücut kısımlarının mekânsal konumunun (propriyosepsiyonunun) yanlış algılanmasıyla sonuçlandığını gösteriyor.

Benlik Yitimi

“Bir düşüneyim: Bu sabah kalktığımda ben, ben miydim? Sanki biraz farklı gibiydim, ama ben aynı ben değilsem, o zaman ben kimim? İşte asıl bilmece bu!”

Hikâyenin bazı kısımlarında, Alice; kendi kimliğini sorguluyor ve ilk uyandığı andan bir şekilde kendini ‘farklı’ hisseder. Benlik yitimi, düzensiz ve parçalanmış bir benlik duygusu üreten, algı, bilinç, hafıza ve kimliğin bütünleşmesinde bir bozulma ile karakterizedir.

Bu bozukluk, kişinin kendi bedenine ait olmama duyguları, düşüncelerin ve anıların sahiplenilmemesi, hareketlerin bilinçli olmadan başlatılması ve duyguların uyuşması gibi çok çeşitli semptomları kapsar. Hastalar genellikle o anda gerçekten orada değilmiş gibi hissettiklerini söyleyerek deneyimi rüya görmeye veya film izlemeye benzetirler. Bu semptomlar psikoz yokluğunda ortaya çıkar ve hastalar genellikle durumlarının saçmalığının farkındadır. Benlik yitimi, genellikle migren veya epileptik hâllerin bir özelliğidir ve bazen stres, yorgunluk veya ilaç kullanımına yanıt olarak sağlıklı bireyler tarafından da anlık olarak deneyimlenir.

Benlik yitimi ve çocukluk çağı istismarı arasında yüksek bir ilişki vardır ve semptomların başlangıcı genellikle stresli veya yaşamı tehdit eden durumlarla örtüşme gösterir, bu da benlik yitiminin başlangıçta ezici bir duruma adaptif bir yanıt olarak ortaya çıkabileceğini gösterir. Benlik yitimi, bireyin olumsuz yaşam koşullarından uzaklaşmasına olanak sağlayarak durumla başa çıkmayı kolaylaştıran bir tür savunma mekanizması görevi görür. Öte yandan benlik yitimi hastalarının yarısından fazlasının travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) kriterini de karşıladığı tahmin ediliyor.

Temporoparyetal bağlantı (TPJ), belirli bir yerde belirli bir vücutta konumlanmış olma hissini yaratmak için duyusal bilgilerin bütünleştirilmesiyle ilgilidir. Kendi vücuduna ait hissetmeme hissinde olduğu gibi, benlik yitimi yaşayan insanlar aynı zamanda da benliğin fiziksel vücuttan ayrıldığı hissi olan kendi vücudundan uzaklaşma deneyimini ve dışarıdan kendi benliğini izleme algısı olan otoskopi deneyimini yaşar. Benlik yitimine temporoparyetal bağlantının katıldığını gösteren deliller beyin lezyonları üzerinde yapılan çalışmalardan elde edilmiştir. TPJ’deki nöronal dejenerasyonun, vücuttan gelen birden fazla uyarım bilgisini işleme becerisindeki bozulmadan kaynaklı benliğin vücuttan ayrıldığı deneyimlerinin yaşanmasına neden olduğu düşünülmektedir.

Benlik yitimi yaşayan insanlarda, aynı zamanda da, beynin derinlerinde bulunan; duyguların bilinçli olarak işlenmesinde ve kendi eylemlerinden kendisinin sorumlu olduğu hissini oluşturan beynin ön (anterior) insula isimli bölgesinde aktivite azalması görülür. Yapılan çalışmalar, sağlıklı insanlara yüz ve vücut fotoğrafları gösterildiğinde; anterior insuladaki aktivitenin gerçekleştiğini ve bu bölgenin bedensel temsil ve sahiplik duygularında rol aldığını göstermiştir.

Bir fMRI çalışmasında, katılımcılara ekranda gösterilen resimleri bir joystik yardımıyla kontrol etmeleri istendi. Araştırmada, katılımcının nesneyi hareket ettirmekten sorumlu olduğunu hissettiğinde, anterior insuladaki aktivitede buna karşılık gelen bir artış olduğu görüldü. Bununla birlikte, araştırmacılar nesnenin hareketine müdahale ettiğinde, katılımcıların alt paryetal kortekslerinde daha fazla aktivite olduğu gözlemlendi. Benlik yitimi deneyimleyen insanların anterior insulalarındaki azalmış bazal aktivite, bu bireylerin yaşadığı robotik gerçekleşen eylemlilik halleri ve otomatik hareketlerin kaybı için olası bir açıklama sunar.

Duygusal farkındalıkla ilişkili bir diğer beyin bölgesi ise amigdaladır. Benlik yitimi deneyimleyen hastalarda amigdala aktivitesinde baskılanma görülür. Amigdalanın bilinçli algıları duygular ile “renklendirdiği” düşünülür ve çevremizi nasıl algıladığımızın önemli bir bölümünde rol oynar. Algılama sürecinin iki paralel yolla gerçekleşebileceği öne sürülmüştür. Bunlardan ilki; çevrenin birebir, anlambilimsel işlenmesi ile ilgilidir – “Bu nedir?” yoluyla. İkincisi ise, bilgiye duygusal önemlilik addetmektir. Benlik yitimi deneyimleyen bireylerde, “Bu nedir?” yolu sağlamken; duygusal yol bozulmuş haldedir. Bu da hastalarda olayların bir şekilde farklı ve gerçek dışı göründüğünü hissetmesine neden olabilir. Bu nedenler benlik yitimi hastaları; kendilerini, ailelerini ve çevrelerini tanıyabilir ancak durumun duygusal “rengi” kaybolurken, her şey yabancı ve cansız görünür.

Prosopagnozi

“Güle güle, tekrar görüşene kadar! Olabildiğince neşeyle söyledi. “Tanışmış olsaydık, seni tekrar tanımamalıyım.” diye cevapladı Humpty Dumpty hoşnutsuz bir ses tonuyla. “Yüzün… Herkesinki gibi -iki gözün var, ortada burnun, altta da ağzın. Hep aynıdır. Eğer burnunun aynı tarafında iki gözün olsaydı –ya da ağzın üstte olsaydı– bu biraz yardımcı olabilirdi.”

Alice Humpty Dumpty’e veda ederken, o ise belirgin bir prosopagnozi tanımlaması yapmıştı. Prosopagnozi, —daha önce hakkında yazmıştık– yüzleri tanıyamama bozukluğudur. Kitabın yazarı Carroll’ın Humpty Dumpty’nin prosopagnozisini gerçek bir kişiye mi dayandırdığı yoksa sadece hayal gücünün bir parçası mı olduğu belirsizdir. Ancak yine de; bu açıklama literatürdeki bu nörolojik sendromun muhtemelen en eski tanımlarından biridir. Humpty, bir yüzün genel organizasyonunun farkında olmasına ve yüz özelliklerinin konumunu doğru bir şekilde belirleyebilmesine rağmen, tanıdık yüzleri tanımadaki bozukluğunu tanımlar.

Prosopagnozi; beyin travması (muhtemelen Humpty’nin büyük düşüşünün bir sonucudur), inme veya nörodejenerasyondan kaynaklanır veya çocuklukta ortaya çıkabilir. Herhangi bir genin neden olduğu henüz keşfedilmemiş olmasına rağmen, güçlü bir şekilde kalıtsal olduğu düşünülmektedir.

Prosopagnozi bozukluğu bulunan insanlar, yüzleri tanıma becerisinden yoksundurlar. Yüz körlüğü olarak da bilinen bu bozukluğun nedeni, çoğunlukla tümör veya lezyon gibi bir çeşit beyin hasarıdır, ancak doğuştan gelen vakalar da vardır. Bozukluğun şiddeti, yüz özelliklerinin ince bir şekilde bulanıklaşmasından kişinin kendi yüzünü bile tam olarak tanımamamasına kadar değişkenlik gösterebilir. Prosopagnozi bozukluğu bulunan insanlar, genellikle bir insanın vücut büyüklüğü, şekli, ses veya kıyafet tarzı gibi tanınabilir olmasını sağlayan diğer özelliklerine odaklanarak rahatsızlıklarıyla başa çıkmayı öğrenir. Hatta çoğu kişi, sesi duymadan önce vücut yapısı ve kıyafetlerden hızlı bir şekilde kişinin kim olduğunu anlayabiliyor.

Beynin, insanlar hakkında öğrenilen bilgileri kişinin görsel hafızasına bağlaması nedeniyle, prosopagnozi hastalarının  belirli bilgileri doğru insanlara atfetmesi ve başkalarıyla normal bir şekilde sosyalleşmesi zor olabilir. Bu da kişide özgüven eksikliğine, anksiyeteye ve sosyal ortamlardan geri çekilme davranışlarına neden olabilir.

Araştırmalara göre, prosopagnozi, beynin temporal ve oksipital loblarda bulunan ve görsel hafızaların tespit edilmesini sağlayan fusiform girus isimli bir bölgesinde meydana gelen hasar sonucu ortaya çıkıyor. Nihayetinde de bu spesifik bölge fusiform yüz alanı (FFA) olarak isimlendirildi. Fusiform girus içindeki lokalize bir bölge olan fusiform yüz alanı (FFA), hayatımız boyunca tanıştığımız kişilerin yüz görüntülerini saklar. Hatta beynin bu bölgesinin elektriksel olarak uyarımı, yüz görüntüleri oluşturulurken bazı bozulmalara; dalgalı bir aynada kendi yüzünüze baktığınızdaki gibi bir bulanıklaşmaya neden olur.

Aşağıdaki videoda bir beynin fusiform yüz alanının (FFA) elektriksel uyarımı sonucu hastanın yaşadığı deneyimler gösterilmektedir.

Prosopagnozinin tam karşıtı ise “hiper-aşinalık” olarak isimlendirilir. Bu bozuklukta ise, duygusal merkezlerdeki güçlü aktivite nedeniyle, insanlarla ve mekânlarla güçlü bir “içgüdüsel” yakınlığına sahiptir ve hatta geçmişte bu insanlarla tanıştığını hatırlayamasa da eski arkadaşlarla görüşmek amacıyla bu insanlara gidebilir de. Farkındalığın olmadığı daha yagın bir aşinalık türü ise déjà vudur. Her ne kadar tam bir açıklaması bulunmasa da; bu hissin, tıpkı göz seğirmesinde olduğu gibi; istem dışı olarak beynimizin hafızaya aşinalık sinyali göndermesiyle ilişkilendiriliyor.

Aslına bakarsanız, Alice Harikalar Diyarında sendromu, benlik yitimi ve prosopagnozi semptomlarının üzücü olabileceği gerçeğine işaret etse de normalde doğal olarak kabul ettiğimiz bilinç ve algı gibi temel süreçleri üreten sinirsel mekanizmalar hakkında da bir içgörü sağlar. Alice Harikalar Diyarındaki tüm hikâyeyi başlatan o tavşan deliğine ilk düşüşteki yaşananlarda olduğu gibi beynimizdeki küçücük değişimler de tuhaf ve büyüleyici olan bazı fenomenleri ortaya çıkabilir. Şimdi okumayan tüm okurlarımız için okuma listesine ekleyecekleri bir kitap olsun, Alice Harikalar Diyarında.

Kaynak: BikimFili: “Alice’in Harikalar Diyarındaki Nörolojik Bozukluklar”

https://bilimfili.com/alice-in-harikalar-diyarindaki-norolojik-bozukluklar

 

31 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
27 + 22 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.