Yıldızlararası Garip Nesne Oumuamua Dünya Dışı Bir Güneş Yelkenlisi Olabilir

19 Ekim 2017’de, Hawaii’deki Panoramik Yüzey Araştırması Teleskopu ve Hızlı Yanıt Sistemi-1 (Pan-STARRS-1), 1I /2017 U1 (AKA ‘Oumuamua) adında bir yıldızlararası asteroit tespit ettiğini ilk kez duyurmuştu.

Takip eden aylarda, astronomların büyüklüğü ve şekli hakkında daha iyi bir fikir edinmelerine olanak tanıyan ve aynı zamanda onun hem bir kuyrukluyıldızın hem de bir asteroidin özelliklerine sahip olduğunu ortaya çıkaran gözlemleri yapıldı.

Bu ilginç nesnenin şekline dayanan bazı spekülasyonlar da vardı. Bazı iddialara göre Oumuamua aslında “yıldızlararası bir uzay aracı” olabilirdi.

Harvard Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden (CfA) bir çift gökbilimci tarafından yapılan yeni bir çalışma, bu iddiayı bir adım daha ileri götürdü. Bu iddia, Oumuamua’nın aslında dünya dışı bir “güneş yelkenlisi” olabileceği yönünde.

Oumuamua, Pan-STARRS-1 araştırması ile  ilk olarak, Güneş’e en yakın geçişinden (40 Eylül 2017) 40 gün sonra tespit edildi.

Tespit edildiğinde Güneş Sisteminden çıkmıştı. Gökbilimciler nesnenin yüksek bir yoğunluğa sahip olduğunu ve hızla dönmekte olduğunu fark ettiler. Sonrasında bir araştırma ekibi, Oumuamua’nın daha önce düşünülenden daha fazla buzla kaplı olduğunu belirten spektrumlar elde edebildi.

Güneş Sistemi’nden ayrılmaya başladıkça, Hubble Uzay Teleskobu, bazı beklenmedik davranışlar sergileyen ‘Oumuamua’nın so görüntülerini yakaladı.

Görüntüleri inceledikten sonra, başka bir uluslararası araştırma ekibi,  Oumuamua’nın beklendiği gibi yavaşlamak yerine hızının arttığını keşfetti. İddia ettikleri en muhtemel açıklama, Oumuamua’nın güneş enerjisinden dolayı yüzeyindeki malzemenin serbet kalması idi.

Bu malzemenin serbest bırakılması, ‘Oumuamua’ya hızdaki bu artışı sağlamak için gerekli olan sürekli itme gücü verecekti.  Bu onun bir kuyrukluyıldız olması düşüncesi ile tıutarlı idi.

Buna açıklamaya, Bialy ve Loeb karşı bir açıklama sundu. Eğer Oumuamua bir kuyruklu yıldız olsaydı, o zaman neden Güneş’e en yakın olduğu zaman bir enerji dışavurumu yaşamadı?

Temel olarak, Bialy ve Loeb, ‘Oumuamua’nın, aslında itici güç üretmek için radyasyon basıncına dayanan bir uzay aracı niteliğindeki güneş yelkeni olabileceğini düşünmektedir. Bu yelken, Güneş Sistemimizi incelemek ve yaşam belirtileri aramak için başka bir uygarlıktan gönderilmiş olabilir.

Buna dayanarak, Bialy ve Loeb böyle bir yapay nesnenin sahip olabileceği muhtemel şekil, kalınlık ve kütle-alan oranını hesaplamaya başladı. Aynı zamanda bu nesnenin yıldızlararası uzayda yaşayabileceğini ve dönme ve gelgit kuvvetlerinin neden olduğu gerilme gerilmelerine dayanıp dayanamayacağını belirlemeye çalıştılar.

Buldukları şey, bir milimetrelik kalınlığın (0.3-0.9 mm) yalnızca bir kısmı olan bir yelkenin, tüm galaksi boyunca yolculuktan sağ kurtulabilmesi için bir katı madde tabakası için yeterli olabileceğiydi.

Kalın veya ince, bu yelken yıldızlararası ortama ve ayrıca santrifüj ve gel-git kuvvetlerine nüfuz eden toz tanecikleri ve gazla çarpışmaya dayanabilirdi.

Bu sondanın, okyanus içinde yüzen gemi enkazlarından kaynaklanan benzerliklere bağlı olarak yerçekimi ve yıldız radyasyonunun etkisi altında yüzen bir  yelken olabileceğini öne sürüyorlar.

Loeb, bu düşünceyi, bilim dünyasında kaleme aldığı son makalesinde, ‘Oumuamua’nın, Güneş Sistemimize yıldızlararası boşluktan giren ilk bilinen yapay kalıntı olduğunu öne sürdüğünü ileri sürdü.

Dahası, benzer boyutlara sahip olan güneş yelkenklerinin, IKAROS projesi ve dahil olduğu Starshot Initiative de dahil olmak üzere insanlar tarafından tasarlanıp oluşturulduğuna dikkat çekiyor.

Öte yandan, Loeb’e göre Oumuamua, Solar Sistemimizi keşfetmeye gelen aktif bir uzaylı teknoloji parçası olabilir.

Loeb’e göre, ‘Oumuamua’nın yörüngesinin çok fazla güneş ışınımına maruz kalmadan Dünya’yı engellemek için iyi bir yörüngedir.

Astronomların yakın zaman önce Güneş Sistemimizin ‘Oumuamua gibi binlerce yıldız nesnesini yakaladığını düşündüğü düşünüldüğünde, bu durum yıldızlararası bir yelken için durumun kanıtlanmasına (ya da çürütülmesine) yardımcı olabilecek gelecekteki tespitler için bir olasılık yaratır.

Doğal olarak, Bialy ve Loeb, ‘Oumuamua’nın gerçekte ne olduğu konusunda kesin olarak söylenemeyecek pek çok şey olduğunu kabul eder. Ve bir parça doğal kaya parçası olsa bile, daha önce tespit edilmiş olan tüm diğer asteroitler ve kuyruklu yıldızlar, Oumuamua için mevcut tahminlerden daha büyük kütle oranlarına sahipti.

Radyasyon basıncının onu hızlandırabildiği gözüküyor, “Oumuamua, daha önce hiç görülmemiş yeni bir ince yıldızlararası malzeme sınıfını temsil ediyor demektir. Eğer doğruysa, bu tür bir malzemenin nasıl üretildiği ve neye (ya da kime) göre olduğu gibi yeni bir gizem kapısı ortaya çıkarır.

Oumuamua uzun yıllar boyunca yoğun bir çalışma konusu olmaya devam edecektir.

Kaynak: http://www.bizsiziz.com/harvard-scientists-suggest-weird-interstellar-object-oumuamua-could-be-an-alien-solar-sail/?fbclid=IwAR38oGmDRMSQDzMLzM645i7Mm14-mBAaMW_TRCxv-f5r1Py9xJLvkFnZXg0

https://www.universetoday.com/140391/could-oumuamua-be-an-extra-terrestrial-solar-sail/

Çeviri: Figen Berber

173 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
16 + 22 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.