Vücudumuzun Savunma Mekanızması:Ateş

Hepimiz hayatımız boyunca ateş, yani vücut ısımızın yükselmesi olayını belli aralıklarla deneyimleyip onu bir hastalık olarak gördük. Peki aslında ateşin bir hastalık değil de, hastalıklar sonucu vücudumuzun bizleri uyaran alarmı, aynı zamanda savunma mekanizması olduğunu biliyor muydunuz?

Vücudumuza herhangi bir virüs bulaştığında ateşimiz yükselmeye başlayıp, bağışıklık sistemimizi devreye sokar. Mikroorganizmaların çoğalmasını engellemek için akyuvarlara bakterilerin çoğalmasını engelleyen ve demir elementini bağlama özelliği olan “laktoferrin”gibi maddeler salgılatır ve akyuvarlarda vücudun hastalıklara karşı savunma gücü olan moleküler yapılar olan antikorları arttırır.

Nedir peki biyolojimizdeki bu harika silahı yaratan kahraman? Tabi ki muhteşem yapıya sahip olan beynimizde yer alan hipotalamus bölgesi.
Vücudumuzun sıcaklığı normal şartlarda 37 derecedir.Bu durum 36.5 ve 37.5 olarak insandan insana değişiklik gösterir. Hipotalamus bazı şeylerin yolunda gitmediğini ,bakterilerin ve virüslerin enfeksiyona neden olduğunu keşfettiği anda vücut ısımızı yükseltmeye başlar. 38.5 dereceye ulaşınca da vücudumuz alarm durumuna geçer.

Ateş hasta olduğumuzda bize halsizlik gibi duygular yaşatsa da daha çabuk iyileşmemizi sağlayan bir araçtır ancak 40-41 derecenin üzerine çıkan ateş beynimize zarar vererek merkezi sinir sistemimizi çökertebilir. Bu duruma gelmemek için önce hastaya doğal yollarla müdahale edip ateşi kontrol altına alarak doğal silahımızı kullanmamız, bizlerin daha çabuk toparlanmasını sağlar.

Peki nedir ateşi kontrol altına almayı sağlayan yöntemler?

Soğuk su emdirilmiş süngerlerle derinin ovulması, belli bölgelere buz konulması, soğuk duş almak ve bol bol su içmek. İlk aşamada belki de vücudumuzdaki yararlı bakterileri öldüren ve daha sonra bağışıklık sistemimize hangi zararları verdiğini bilmediğimiz ilaçlara başvurmak yerine doğal yöntemleri tercih etmekte fayda vardır.

Yüksek ateşi biyolojimizde avantajlı konuma getiren en sıra dışı örneklerden biri kuşkusuz vücut ısısını bilinçli olarak yükselterek, kanserini yenen Alman doktor Robert Gorter. Tıp fakültesinden mezun olduğunda, kendisine 3 aylık ömür biçilen doktor bu durumu kabullenmeyip, vücut ısımız arttığında bağışıklık sistemimizin savunmaya geçtiği bilgisinden yola çıkarak bir yöntem geliştirmiş. Kendisini haftada iki kez 42 derecelik suyla dolu bir küvete sokup, vücut ısısını arttırmış ve bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle bilinen ökse otunu da kanına enjekte etmiş. Pozitif düşünce ve motivasyonun da etkisiyle kanseri tamamen yenmiş .Daha sonra Köln Tıp Merkezinde infrared lambalarla ateş tedavisi uygulayarak kanserli hastalara umud vaad etmiş. Dr Gorter kanserli hastalarda vücut ısısının 36.4 derece olduğunu ve hastaların ateşlenmediğini belirterek aslında ateş gibi önemli bir savunma mekanizmasından kanserlilerin mahrum kaldığını gösterirken;ateşin biyolojimizdeki önemini dolaylı yollardan gözler önüne seriyor.

Ateşin fizyolojik nedeni böyle iken psikolojik nedeninin ne olduğunu tahmin edebiliyor musunuz peki?

Yakıcı öfkemiz… O da aslında kendimizi korumak için gösterdiğimiz şiddetli bir arzu değil midir? Yani psikolojik rahatsızlığımızda da fizyolojik rahatsızlığımızda da aynı silahı kullanıyoruz. Siz ne dersiniz?

Kaynaklar: İndigo dergisi, Wikipedia, Sonmucid/wordpress.com

Derleyen: Yasemin Aydın

109 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
29 + 19 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.