Sinir hücrelerinde Anne Ve Baba Genleri Eşit Değil

Hepimiz anne ve babadan gelen genlerin bir ürünüyüz. Fakat beyinde, nöronlar anne veya babadan gelen genleri daha önce düşünülenden çok daha fazla etkiliyor olabilir. Bu da kişinin zihinsel bozukluk riskini etkileyebilir.

Herkes genel olarak her bir ebeveynden birer tane genin, ailelerinin (Biri anneden diğeri babadan gelen ve bireyin bir gen çiftini oluşturan genler) iki versiyonunu alır. New York Kök Hücre Vakfı’ndaki bir nörogenetikçi olan Christopher Gregg’e göre, “Her birinin kusurlu olması durumunda bir genin yedek bir kopyası olması gerçeği, bilim insanlarının seksin evrimleştiğini düşünmelerinin bir nedenidir.” Ancak yüzyılı aşkın bir süredir bilim insanları, her iki ebeveynin yaşam boyunca genlerin çoğunda eşit derecede aktif olduğunu düşünüyordu. Yine de, araştırmacılar yıllardır bazı genlerin farklı hareket ettiğini biliyor.

Baskı olarak bilinen bir etki olarak daima annenin veya babanın memelilerdeki tüm genlerin % 1’inin kopyasını bastırır. Örneğin, koyunlarda annenin CLPG1 geninin modelini bastırarak “callipyge” (güzel kalçalar) olan olağan dışı büyük kaslara sahip yavrulara yol açabilir. Gregg, “Anne ve baba arasındaki evrimsel çatışmanın, kendi soyundan gelen gösterimlerinin baskılanmasına yol açtığını düşünüyoruz.” diye belirtiyor. Buna ek olarak, “Kadınlarda tipik olarak iki X kromozomu bulunurken biri, hücrelerinin her birinde tüm vücudunda rastgele etkisiz hale gelir. Bu durum, diğer şeylerin yanı sıra neredeyse tüm karışık renkli kedilerin lekelerini açıklar.” Şimdi Gregg ve meslektaşları, kemirgenlerin organlarında ebeveyninden birinin bir gen kopyasının biri aktif haldeyken çoğunlukla diğer gen kopyası rastgele bir şekilde kapalı oluyor. Şaşırtıcı bir şekilde, bu durum en çok gelişmekte olan beyinde görüldü ve beş günlük farelerde incelenen 13.000’in üzerinde genin yaklaşık % 90’ını etkiledi.

Araştırmacılar, bu etkiyi genellikle laboratuvar deneylerinde insanlar için olan ‘cynomolgus macaques’ olarak bilinen maymun beyinlerinde gördüler. Gregg, bu primatlarda etkilenen genlerden bazıları, “Otizm, depresyon, Huntington hastalığı (genetik bir nörolojik hastalık) ve diğer beyin bozukluklarının nedenlerini anlamak için önemli olabilecek.” insanlardaki zihinsel bozukluklarla bağlantılıdır. Bilim insanları yavaş yavaş beyinlerin olgunlaşmasıyla birlikte nöronların her iki ebeveynin ailelerinin eşit derecede aldığını keşfettiler. Yine de yetişkin beyninde incelenen genlerin en az % 10’u için, aleller rastgele etkisizleşmiştir. Bilim insanları, bulgularını Perşembe günü çevrim içi olan Neuron dergisinde detaylandırdı. Gregg, “Bunun nedeni hala gizemini koruyor. Ancak cevap, çoğaltıcılar olarak bilinen DNA’nın uzantılarının genlerin aktivitesini kontrol etmesine yardımcı olabilmesidir. Artırıcılar, genleri değiştirmelerine yardımcı olmak için DNA parçaları ile temasa geçmek için katlanırlar. İki alel aynı güçlendiriciye erişmek için bazen rekabet edebilir ve bu mücadele sadece bir ailenin her an aktif olmasına neden olabilir.” diye açıklama yaptı. Gregg, “Aynı düğmeye basmak için yarışan asansördeki insanlar olarak iki aleli hayal edin.

Gelişimin erken dönemlerinde genler daha aktif olabilir ve sadece bir alel sürekli olarak düğmeye basabilir. Gelişimin sonraki aşamalarında ise genetik aktivite azalabilir ve her iki alel sürekli olarak düğmeyi paylaşır. Ancak, bu aşamada, bu resmin gerçek olup olmadığını bilmiyoruz.” dedi. Bilim insanları ortaya çıkardıkları bu etkilerin otizm ve şizofreni gibi beyin bozukluklarına ışık tutup tutmayacağını araştırıyor. Genellikle zihinsel bozukluklarla bağlantılı mutasyonlar sadece bir aleli etkiler. Bu bulgular beynin bu bozukluklarda görülen varyasyonlarını açıklamada yardımcı olacağını ortaya koymaktadır. Gregg’e göre, “Bazı hücreler ağırlıklı olarak mutasyona uğramış alelleri ifade eder, diğer hücreler sağlıklı aleli ifade eder ve bazı hücreler her ikisini de ifade eder.” Greeg, “Bu beyin hücrelerinde sessiz ama sağlıklı alelleri açmak mümkün olabilir.” diye ekledi. Buna göre de zihinsel rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olunabilir. Ancak varsa dahi, bu bulguların davranış için ne gibi etkilerinin olabileceği belirsizliğini koruyor. Gregg, “Bazı bireylerin, tesadüfen annelerinin ailelerini, beyinlerinin belirli bir çevresinde babalarınınkilerden daha fazla seçebilmeleri mümkün.” diyor. Davranışlarını anlamlı bir biçimde şekillendirebilir mi, yoksa anneleri ile daha fazla benzerlik mi gösterir gibi sorular teste tabi tutulan kışkırtıcı fikirlerdir.”

Gelecekteki araştırmalar ayrıca bu etkilerin ne denli istikrarlı olduğunu araştıracaktır. Gregg, “Gün boyunca kararlı ve kalıcı olan saatler için hangi etkilerin istikrarlı olduğunu bilmek istiyoruz. Bu etkilerin beyin genetiği üzerindeki işlevsel etkisi, ne kadar kararlı olduklarından etkilenir.” dedi.

Kaynak:http://blogs.discovermagazine.com/d-brief/2017/02/24/neural-cells-gene-expression/#.WLFjxKDvUbd
Çevirmen:Tuğba Aydın

1 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
15 + 24 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.