Probiyotikler Büyük Oranda İşe Yaramıyor, Hatta Zarar Verebiliyor

Milyonlarca insan, antibiyotik kullanımının ardından bağırsak ekosistemini düzeltmek ve mikrobiyotasını güçlendirmek amacıyla canlı-mikroorganizmalar olan probiyotik tüketimine başvurur.

Pek çok mikrobiyota araştırması bağırsak mikropları için dışkı analizlerine dayanırken, insanların probiyotik sindirimleri sırasında bağırsaklarında tam olarak neler olduğunu araştırmak isteyen bir grup bilim insanı ise endoskopi ve kolonoskopi kullanarak sağlıklı gönüllülerin doğrudan bağırsaklarından mikrobiyota örnekleri topladı. Örneklerin toplanmasının ardından ekip, gönüllülerin 15’ini ya ticari olarak satılan bir probiyotik takviyesi ya da bir plaseboyla beslediler.

Yapılan analizlerin ardından elde edilen sonuçlar oldukça çarpıcıydı. Öncelikle, dışkıda bulunan mikropların bağırsakları kolonize edenlere dair bir işaret sunmadığı görüldü. Yani, bağırsakta neler olduğuna dair bir işaret olarak dışkı örneklerine dayanmak, tutarsız ve yanlıştı.

Araştırma ayrıca probiyotiklerin bazı insanların gastrointestinal kanalını kolonize ettiklerini gösterirken, bazı insanların da bağırsak mikrobiyotalarının onları doğrudan dışarı attığını ortaya koydu. Fakat, insanların hangi kategoriye girdiğini dışkılarına bakarak anlamanın bir yolu yoktu. Bazı insanlar probiyotikleri bağırsaklarında alırken, bazıları bunları doğrudan dışarı atıyordu. 6 Eylül’de (2018) Cell‘de yayımlanan araştırmada, probiyotiklerin kolonize etme biçimlerinin büyük oranda kişiden kişiye değişkenlik gösterdiği bulgusuna ulaşıldı. Bu da bize, süpermarketlerde erişime açık olan evrensel probiyotiklerin herkes için faydalı olduğu kabulünün deneysel anlamda yanlış olduğunu gösteriyor.

Rahatsızlık Verme Potansiyeli

Öte yandan araştırmacılar, antibiyotik alımı sonrası mikrobiyotalarını düzeltme umuduyla probiyotik alan insanların mikrobiyotalarında neler olduğunu ölçtü. Katılımcılardan 21’ine aynı antibiyotik tedavisi uygulandı ve üç gruba ayrıldılar. İlk grubun mikrobiyotasının kendiliğinden düzelmesine izin verilirken, ikinci grubaprobiyotikler verildi. Üçüncü grup ise, birfekal mikrobiyota transplantı (FMT) ile bir doz antibiyotik öncesi kendi mikrobiyomuyla tedavi edildi.

Probiyotik bakterilerin, antibiyotiklerin sindirim ve boşaltım yolunu temizledikten sonra ikinci gruptaki herkesin bağırsaklarında kolaylıkla kolonize olduğu görüldü. Ancak araştırmacılar, bu durumun, kişinin normal mikrobiyomuna geri dönüşünü altı aya kadar engellediğini gözlemledi. Yine 6 Eylül’de (2018) Cell‘de yayımlanan bir başka araştırma makalesinde de, probiyotiklerin, kişinin mikrobiyomunun orijinal haline geri dönmesini düzenli olarak engellediğine değiniliyor. Esasında bu bulgu oldukça şaşırtıcı ve dikkat gerektiren bir keşiftir, çünkü bu olumsuz etki bugüne kadar hiçbir şekilde açıklanmamıştı.

Fekal mikrobiyota transplantı (FMT) aracılığıyla kendisine bir doz antibiyotik öncesi mikrobiyomu verilen hastalarda ise tersi bir sonuç gözlemlendi. Bu insanların orijinal bağırsak mikrobiyomlarına günler içerisinde geri döndüğü görüldü.

Araştırmacılar uzun süreli mikrobiyom bozukluğunun klinik etkisini ölçmemekle birlikte, geçmiş çalışmalarda; bağırsak mikroplarındaki bozukluk ile obezite, alerjiler ve inflamasyon arasında bir bağlantı bulunmuştu. Sonuç itibariyle, probiyotiklerin tamamen zararsız olduğu kavrayışının yanlış olduğunu, etkili olmaları için formüllerinin bireye özgü hale getirilmesi gerektiğini söyleyebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.