Ölümsüzlüğe Giden 4 Adım

Heredot’un Gençlik Pınarı (bizdeki bengi su ya da ab-ı hayat), Ovid’in Cumean Sibyl‘i, Barrie’nin Neverland’i (Varolmayan Ülke) ya da Rowling’in Felsefe Taşı… Ölümsüzlük fikri neredeyse insanlığın yaratıcı zekasıyla yaşıt. Bugüne dek sadece söylencelerde yer alan bu fikir önümüzdeki yıllarda teknoloji sayesinde hayata geçebilir.

2045 Hareketi (ya da İnisiyatifi) Rus milyarder Dmitry Istkov tarafından 2011 yılında başlatıldı. Proje dört adımda insanların ölümsüzlüğe ulaşmasını amaçlıyor.

Buna göre;

  1. Avatar A insan beynine, insansı bir robotu uzaktan kontrol etme yeteneği kazandırmayı amaçlıyor. Böylece insanlar oturdukları yerden, sadece düşünerek, kendilerini temsil eden robotları etrafta gezdirebilecek. Bu hedefe 2020’ye kadar ulaşılması planlanıyor. (2009 yapımı Surrogates (Suretler) adlı filmde insanların kullandığı robot avatarlara benzer bir sistem)
  2. Avatar B ise bir robotu beyinle kontrol etmekten ziyade, beyni direkt robotun içine yerleştirmeyi amaçlıyor. (Ninja Kaplumbağlar’daki Beyin (Krang) karakterine benzer bir yapı). Böylece insan beyni, biyolojik vücudun sınırlamalarından kurtulacak. Yorulma, acıkma, susama gibi sorunlar tarihe karışacak. Vücut daima yeni teknolojilerle geliştirilebilecek.
  3. Avatar C, beynin de biyolojik ortamdan dijital ortama aktarılmasını amaçlıyor. Böylece tamamen robotik bir yapıya sahip olan insanlar fikirlerini direkt olarak ortak bir yazılıma aktarabilecek, diğer insanlarla ya da çevreleriyle, düşünce gücüyle iletişim kurabilecek. Hatta zihin kopyalanıp birden fazla robota yerleştirilebilecek. (Doctor Who hayranları bu versiyonu Cyberman (siberadam) olarak hatırlayacaktır.
  4. 2045 Hareketi Avatar D hakkında çok az bilgi sağlıyor. Ancak burada temel fikir, zihnin herhangi bir yapıdan bağımsız olarak var olabilmesi ve ihtiyaç duyduğunda vücut olarak bir hologram kullanması.

Gerçekten yapılmalı mı?

Tüm bu teknolojilerin gerçekleştirilebilirliği ayrı bir sorun fakat insanlık olarak karar vermemiz gereken asıl konu, bu değişikliklere izin verip vermeyeceğimiz. Toplumu tamamen değiştirebilecek bu değişim hareketinin olumlu ve olumsuz sonuçları bulunuyor.

Sonsuz yaşam insanlara hayatları boyunca daha fazla şey yapma imkanı sunuyor. Kimse ölüm korkusuyla hareket etmek zorunda kalmayacak. Özellikle zamanın en büyük zihinleri, yeni fikirler geliştirmeye devam edebilecek. Öte yandan, hiç ölmeyen insanlar ciddi bir kaynak problemine yol açabilir. Ayrıca aşırı yaşlılığın getireceği stres ve evlilik ya da ebeveynlik gibi toplumsal yapıların çökmesi gibi tehlikeler de bulunuyor.

Ovid’in hikayesinde Sibyl sonsuz gençlik yerine sonsuz yaşam tercih etmişti. Bu yüzden Apollo Sibyl’in vücudu çürümesine rağmen ölmesine izin vermemişti. Bir noktadan sonra Sibyl sadece kavanozda saklanan bir ses olarak yaşamını sürdürdü, artık bir vücudu yoktu. Yani ne için çalıştığımıza dikkat etmeliyiz yoksa sonuçta kavanozdaki bir sesten farksız olarak yaşamımıza devam etmek zorunda kalabiliriz.

Kaynak: https://www.dunyahalleri.com/olumsuzluge-giden-4-adim/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir