Mezopotamya’daki Şiddet Komşu Bölgelere Göre Çok Daha Azdı

Mezopotamya’da şiddet, 5200 yıl önce Yakın Doğu’nun geri kalanına göre çok daha az yaygındı ve bunun nedeni en erken devletlerin burada çıkmış olması olabilir.

Kafa travması, şiddet için iyi bir kanıt oluşturur.

Yapılan bir çalışmaya göre, günümüzden önce 5200 ila 2500 yılları arasında Mezopotamya’daki şiddet, büyük olasılıkla komşularındaki kadar yaygın değildi. Bölgedeki kafataslarında, Levant ve Anadolu’ya kıyasla travma izlerine çok daha az rastlanılıyor.

Olası açıklamalardan biri, devlet yapılarının erken ortaya çıkışının Mezopotamya sakinleri arasında şiddetin baş göstermesini engellemiş olabileceği yönünde.

Şiddetin kanıtları dünyadaki birçok arkeolojik alanda, iskelet kalıntılarından ilk elden gözlemlenebiliyor. Kimi şiddet göstergeleri (kol kemiklerindeki kırık ve çatlaklar gibi) oldukça belirsizken, kemiklere kasten fırlatılan cisimler gibi diğer işaretler insanlar arasındaki ölümcül çatışmanın açık ispatı olabiliyor.

Şiddetin bir diğer göstergesi de iskeletlerdeki kafatasına ait doku bozulmaları. Sözü edilen yaralanmalar kazalar sonucu da yaşanabilir olsa da çoğu zaman savaş bağlamındaki kişilerarası şiddete bağlanmakta.

Şaşırtıcı bir şekilde, son yirmi yıldır bölgeden birçok insan kalıntısı gün yüzüne çıkarılmış olsa da, Mezopotamya’da diğer bölgelere oranla Bronz ve Demir Çağları boyunca kafatası travmasına ait kanıtlar oldukça seyrek çıktı.

“20 yıldır Mezopotamya bölgesinde aktif bir şekilde arkeologluk yapıyorum ve incelediğim kalıntılarda çok düşük sıklıkta kafatası travmasıyla karşılaştığıma şaşırmıştım. Ben de bunun sebepleri üzerine gitmeye ve daha önce yapılan keşifleri incelemeye karar verdim.” diyor arkeolog Arkadiusz Sołtysiak.

Sołtysiak, şiddetin Mezopotamya’da, özellikle de Bronz ve Demir Çağlarındaki (5200 ile 2500 yıl öncesinde) artan savaş bağlamında ne kadar yaygın olduğunu araştırmaya koyuldu. Vardığı sonuçları da Journal of Osteoarchaeology’de yayımladı.

İnsan kafatasları, geçmişteki şiddet olaylarının kanıtlarını oluşturabilir.

Literatür taraması

Warsaw Üniversitesi’nde araştırmacı olan Sołtysiak, konuyla ilgili hem yayımlanmış hem de yayımlanmamış bilimsel çalışmalar üzerinde bir tarama gerçekleştirdi ve böylece Mezopotamya’daki 25 arkeolojik alandan kafatası travması verilerini topladı. Tarama yaptığı makalelerde, Çanak Çömleksiz Neolitik dönemden modern zamanlara (yaklaşık MÖ 8700 ile MS 1500 arası) kadar uzanan büyük bir dönem içinde yaşamış 1278 bireyin kafatasları analiz edilmişti.

Sołtysiak’ın veriler üzerindeki incelemesi önceki gözlemleriyle uyuşuyordu – Mezopotamya’da kafatası travması sıklığı oldukça düşük ve %2.2 oranındaydı.

Anlatılanlar kulağa biraz kafa karıştırıcı gelebilir. Mezopotamya’daki tarih kaynaklarında birçok sayıda kanlı askeri çatışma kayıtları bulunur ve en azından MÖ 2500 yılından itibaren bölgede yaşanmış birçok askeri eylemin kanıtları doludur. O yüzden de şiddete ilişkin yaralanmaların sıklığının daha yüksek olması beklenebilir.

Ama Sołtysiak, kadınlar ve erkeklerin kafatası travmasından ve ani darbe travmasından benzer şekilde etkilendiğini, yani kılıç ve baltaların yol açtığı yaralanmaların nadir olduğunu gösteriyor. Söz konusu yaralanmalar, muhtemelen savaştan ziyade kazaların ya da bireyler arasındaki küçük çaplı çatışmaların bir sonucuydu.

Neolitik’ten itibaren de kafatası travmasında bir azalma olduğu görülüyor ve bu da Bronz ve Demir Çağları’nda şiddet oranında genel bir düşüş olduğunu öne sürüyor.

Arkeologlar Mezopotamya’daki devlet benzeri yapıların erken ortaya çıkışının, şiddetin neden ve ne zaman azaldığını ve diğer bölgelere kıyasla neden daha az yaygın olduğunu açıklayabileceğine inanıyor.

“Doğu Akdeniz ve Anadolu’da, devletler çok daha sonra ortaya çıktı ve merkezi otorite Mezopotamya’daki kadar güçlü olmadı. Devlet yapılarının erken ortaya çıkışı ve profesyonel orduların kurulması, Mezopotamya’daki çoğu çiftçinin ve şehir sakininin erken Bronz Çağı’ndan itibaren şiddetli çatışmalarda daha az yer aldığı anlamına geliyordu. Bu da şiddetin seviyesinin o zamanda, Yakın Doğu’nun diğer bölgelerine kıyasla neden daha düşük olduğunu açıklamamıza yardımcı oluyor.”

Makale: Sołtysiak, A. (2015). Ante mortem Cranial Trauma in Ancient Mesopotamia. International Journal of Osteoarchaeology.

Kaynak: http://arkeofili.com/mezopotamyadaki-siddet-komsu-bolgelere-gore-cok-daha-azdi/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir