Kaygı Hücreleri Bulundu

Her zaman güvende hissetmek için uyarıcılara bağlı değiliz. Ancak bir gün olabiliriz.

2018’de yapılan bir çalışmada, beyindeki anksiyetenin nörolojik temeli araştırıldı. Hipokampusta yer alan “kaygı hücreleri” yalnızca endişe verici davranışları düzenlemiyor aynı zamanda ışık hüzmesiyle kontrol edilebiliyor.

Laboratuvar fareleri ile yapılan deneylerde, şimdiye dek kanıtlanan bulgularla birlikte, bu endişe verici nöronları bastıran yeni ilaçları piyasaya sürerek dünya genelinde kaygı bozukluğu yaşayan milyonlarca insana (ABD’deki beş yetişkinden yaklaşık bir tanesi) bir umut ışığı sunabilir.

Kaliforniya Üniversitesi San Francisco Üniversitesi’nden Sinirbilimci Mazen Kheirbek: “Anksiyete duygusuna giren duygusal bilginin beynin içinde kodlandığı yeri bulmak istedik.” diyor.

Ekip bu yeri bulmak için, hayvanların kendi çevrelerinde dolaştıkça beyin çıkıntısındaki hücrelerin hareketliliğini kaydetmek ve laboratuvar farelerinin beyinlerine minyatür mikroskoplar yerleştirmek için ‘kalsiyum görüntüleme’ adı verilen bir teknik kullandı.

Anksiyete hücreleri (Hen Laboratuvarı/Columbia Üniversitesi)

Elbette bunlar sıradan bir kafes değildi.

Ekip, avcılara karşı savunmasızlığı nedeniyle farelerde kaygı uyandırdığı bilinen özel labirentler inşa etti.

Labirentin güvenli yerlerinden uzaklaşan farelerin beyninde Ventral CA1 (vCA1) olarak adlandırılan hipokampus bölgesindeki hücreler gözlemlendi. Gözlem oldukça şaşırtıcı sonuçları ortaya çıkardı. Farelerin endişesi ne kadar artarsa nöron aktivitelerinin de o kadar arttığı gözlemlenmiş oldu.

Columbia Üniversitesi’nden kıdemli araştırmacı Rene Hen: “Bunları, kaygı hücreleri olarak adlandırıyoruz. Çünkü farelerin endişelendiği bölgelerde ortaya çıkıyorlar.” dedi.

Bu hücrelerin faaliyeti, beynin -diğer şeylerin yanı sıra- duyguları kontrol eden hormonları düzenleyen bir bölgesi olan hipotalamusa kadar izlendi.

Kaygı nöronlarının bu düzenleme süreci sadece endişe uyandıran labirentlere maruz kalan laboratuvar farelerinde değil insanlarda da çalıştığı için insan biyolojisinin de bir parçası olabileceği varsayılıyor.

Columbia Üniversitesi’nden Vagelos Üniversitesi Hekimler ve Cerrahlar Fakültesi’nden Jessica Jimenez: “Şimdi, bu hücreleri hipokampusta bulduğumuza göre; daha önce varlığını bilmediğimiz tedavi fikirlerini araştırmak için yeni alanlar açılabilir.” diyor.

Daha da heyecan verici olanı ise bu kaygı hücrelerini gerçekte hayvanların (en azından farelerde) gözlemlenebilir davranışlarını değiştirdiğini bulmakla birlikte bu hücreleri büyük ölçüde kontrol etmenin bir yolu da bulundu.

Araştırmacılar, vCA1 bölgesindeki hücrelere bir ışık hüzmesi yayan ‘optogenetik’ adı verilen bir teknik kullanarak kaygı hücrelerini etkili bir şekilde bastırmayı ve farelerde kendinden emin, kaygısız bir aktivite başlatmayı başardı.

Kheirbek, NPR’ye: “Bu aktiviteyi durdurursak hayvanlar daha mı az endişelenecek?  Bulduğumuz şey, daha az endişeli olmalarıydı. Aslında labirentin açık alanlarını daha fazla keşfetme eğilimindeydiler.”

Bu kontrol anahtarı sadece bir yolla çalışmıyor.

Araştırmacılar; ışık ayarlarını değiştirerek ve kaygı hücrelerinin hareketliliğini arttırarak  duvarlarla çevrili kapalı bir ortamda güvenli bir şekilde bir araya getirildiklerinde bile hayvanların kaygılanmasını sağladılar. Bu durum da kaygıdan sorumlu tek bölgenin vCA1 olmadığını göstermektedir.

Kheirbek, NPR’ye: “Keşfedilen kaygı hücreleri, büyük olasılıkla büyük bir devrenin küçük bir parçası. Başka sinir hücrelerinin de benzer özellikler gösterdiğini düşünüyoruz.” diye açıklamada bulundu.

Her durumda, aynı kontrol anahtarının insan kaygısını düzenleyen şey olup olmadığını bulmak önceliğimiz. Farelerle olan beyin benzerlikleri hakkında bildiklerimize dayanarak bu oldukça mantıklı görünüyor.

Sonuçlar başarıya ulaşırsa çeşitli kaygı koşullarını tedavi etmenin yollarına öncülük eden büyük ve yeni bir araştırma başlatılabilir.

Elbette bu hepimiz için minnettar olmamız gereken bir durumdur.

Kheirbek Merkür Haberi’ne yaptığı yorumda: “Bir hedefimiz var. Ancak yeni ilaçlar hakkında düşünmek için daha çok erken.” dedi.

Bulgular Neuron adlı dergide yayınlandı.

 

Kaynak: http://www.bizsiziz.com/scientists-identify-the-physical-source-of-anxiety-in-the-brain/

https://www.sciencealert.com/scientists-identify-the-physical-source-of-anxiety-in-the-brain

Çeviri: Hazal KAYA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
21 + 14 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.