İnka Öncesi Muhteşem Yapının 3 Boyutlu Modeli Yapıldı

Batı Bolivya’da bulunan, İnka Medeniyeti öncesine ait ve geniş bir alanı kapyalan taş yapı o kadar etkileyici ki, 1549 yılında İspanyol işgalciler, yapının ihtişamını ”akıl almaz” şeklinde betimlemişti.

Yüzyıllar boyunca süren yağmalalar, daha önce herkesi etkileyen bu yapıyı harabeye dönüştürdü, fakat bilim insanları devasa yapının önceki görkemini 3 boyutlu model aracılığıyla yeniden canlandırdı.

Pumapunku olarak bilinen (yerel dilde “dağ aslanı geçiti” ya da ”jaguar geçiti” anlamına tekabül eder) yapı, MS 500’den MS 1000’e kadar And Dağları’nın metropolisi olan Tiwanaku antik şehrinin bir parçasıydı.

Araştırmacılar, devrilmiş taşlarda ve levhaların altyapısında bulunan ipuçlarını, şekilleri, açıklamaları ve notları, bilim insanlarının 150 yıldır Pumapunku’dan elde edip birleştirdiği tarihi kayıtlar sayesinde sanal olarak yeniden yapılandırdı.

Kaliforniya Üniversitesi’nde arkeolog olan Alexei Vranich, Pumapunku’nun yüz yıllardır beklenen tam görüntüsüne, ilkin dijital ortamda daha sonra da 3 boyutlu yazıcıdan 4/100 ölçeğinde elde edilen model sayesinde ulaşıldığını yeni çalışmasında bildirdi.

Pumapunku geçitlerinin konumları muhtemelen yukarıdaki gibidir. C: Alexei Vranich

Yapının parçalarını 3 boyutlu yazıcıdan temin eden Vranich ve takım arkadaşları, parçalar arasındaki uyumu deneme- yanılma yöntemiyle anlamaya çalıştı. Mevcut çalışma, elle hareket ettirme ve yer değiştirme olanağı çok daha az olan sanal modellerin yapım aşamasıyla karşılaştırıldığında, bu sürecin daha zorlayıcı olduğunu, kalıntıların o devasa taşlarıyla deneme- yanılma yöntemini gerçekleştirmenin mümkün olmadığını kanıtladı.

Vranich’in sonuçları, hem gerçek Pumapunku’ya en yakın örneği sunuyor hem de bu bölgenin uzaylılar tarafından inşa edildiğini iddia eden asılsız dedikoduları saf dışı bırakıyor. Bu türden dedikoduları dikkate alanların, Dünya üzerindeki başka hiçbir yapının mimarisi Pumapunku’nunkine benzemediği için Pumapunku’nun uzaylı mimarlar tarafından tasarlandığına dair inançları tamdı.

Ne var ki bir binanın modeli tamamlandığında, yapısı hemen fark edilebilir; çünkü yanındaki her iki bölgede de konumlanan binaların tasarımına çok benzemekte.

Vranich’e göre, Pumapunku, altın çağını yaşadığında, T şeklindeki devasa platformu birbirine bağlayan rampalardan, geniş ve karmaşık alanlardan meydana gelmekteydi.

Bu üç boyutlu model, minyatür geçit ile ” Model Taş 1 ” arasındaki dikey bağlantı noktasını gösteriyor. C: Alexei Vranich

Fakat yüz yıllar içerisinde alan birçok kez yağmalandı. 2006 yılındaki yeniden yapılandırma çabası, tüm iyi niyetlere rağmen, her şeyi daha da kötüleştirdi. Vranich’in söylediklerine bakılırsa, işlem bir an önce bitsin diye projenin arkeologları, sıkı bir siyasal baskıya maruz kalmışlardı. Dolayısıyla, arkeolojik kayıtlar sonuçlandırılamadı. Dahası, bütün bu olup bitenin ardından Pumapunku’nun neye benzediğiyle ilgili karmaşa devam etti.

Vranich, şöyle diyor: “Bölgede tek bir taş dahi yok. Tüm bloklar, dağılmış halde. Hiçbiri kendi yerinde değil. Birçoğu kaybolmuş. Diğerleri ise ağır bir biçimde hasar görmüş.”

Vranich, alanın kendine özgü bir tasarımı olduğu için yeniden yapılandırma aşamasında örnek alınabilecek başka hiçbir modelin bulunmadığını belirtiyor.

Ekip, yeni çalışmalar yapabilmek için çeşitli dillerde kayda geçilen, okunabilirlik derecesi değişen tarihi tutanaklara, bu tutanaklardaki referanslara ve ölçümlere konsantre oldu. Bunu izleyen süreçte sonuçlar, geometrik parçalara odaklanabilen ve sanal temsili sağlayan programa yüklendi.

“Milimetrik doğrulara ihtiyacımız var.” diye belirtiyor Vranich.

Bu noktadan sonra, 150 parçayı yazıcıdan çıkartan ekip, mimari bölümleme gerçekleştirdi; parçaları boyutuna, şekline ve kalınlığına göre organize etti. Metal mengeneyi tutabilecek çentiklere sahip olup olmadıklarını ya da desenlerinin bulunup bulunmadığını da not aldılar.

En sonunda, parçalar, Pumapunku’nun merkezi platformunu temsil eden, 4/100 oranında 30 cm genişliğinde ve 155 cm uzunluğundaki geniş bir plakanın üzerinde monte edilmiş. Bilim insanları, yapboz yapar gibi binaları birbirine ekledi. Çıktısı alınan parçaların elle tutulabilen yapısı, birbirine uygun parçaları öngörüyle bulmaya çalışan bilim insanları için yardımcı oldu.

Vranich, zaman zaman yeni eklemelerin bulunduğunu ve bu eklemelerin, bilgisayardaki sanal modele kümülatif bir biçimde aktarıldığını belirtti. Bolivya’daki alanda bulunan yeni bloklar ile ilgili ölçümler yapıldıkça model de bu ölçümlere göre düzenlenir ve bilgiler internete yüklenir.

3 boyutlu yazıcıdan modeller elde etmek, yeni kazı çalışmalarını finanse etmekten daha ucuz. 3 boyutlu Pumapunku modelinin toplam tutarı yaklaşık 1.200 dolardı. Dijital modeller yaratmak ve bu modelleri internette arşivlemek, dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılara siteyi erişilebilir kıldı.

Pumapunku gibi geniş alanları kaplayan yapıları keşfetmek istediğimizde, minyatür modeller, farklı yapılardaki parçaların nasıl bir araya geldiğini gözlemleyebileceğimiz benzersiz fırsatlar sunuyor. Dolayısıyla, minyatür modeller, uzak geçmişte yaşamış uygarlıkların ürettiği detaylı yapıları yeni ve beklenmedik bir bakış açısıyla irdeleme olanağı da sağlıyor.

Kaynak: http://arkeofili.com/inka-oncesi-muhtesem-yapinin-3-boyutlu-modeli-yapildi/

34 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
19 + 6 =


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.